metrika yandex
  • $31.81
  • 34.54
  • GA15470

Susmak mı, susturulmak mı?

CAVİT OKUR
20.09.2023

 

Esasen yazının başlığını koyma üzerinde biraz düşündüm. Hayatım boyunca, projeden ziyade pratiğe önem verdim. Kötülükleri önlememenin, yanlışları düzeltmenin önündeki engeller kaldırılmadan, yani buralara giden yollar önlenmeden ,üretilen ve karşı çıkan  düşüncülerin de bir başarı sağladığına şahit olmadım. İnanan bir mümin olarak da hiçbir peygamberin de günahlara götüren asıl yolların mücadelesini vermeden, ibadet, helal ,haram kaideleri vb kurallarla toplumu davet ettiğini de okumadım.

Onlar ki; toplumlarının ilk meselesinin inançlarının yanlışlığı ve bütün günahlarında, yanlışlarında, zulmün ve adaletsizliğin kaynağının da bu olduğunu görmüşler veya Allah bildirmiş ilk mücadele ve mücahedelerini o yönde başlatmışlardır. İlk sözleri de Putları kırın, sizin rabbiniz ALLAH diyerek başlamışlardır. Çünkü yönetimi ele geçirenlerin koydukları ne kadar zulüm kuralları, adaletsizlik varsa, ne kadar zorbalık, günah, haram, sömürü, diktatörlük, ilahlık vb .varsa hepsinin dayanağı putçuluk üzerine kurduğu düşünce ve sistemlerdi..

Kırk yıllık bir mücadelenin yıkılışını seyrederken gelinen noktaların isabetli değerlendirmesini yapılmasının böyle bir başlangıçla olacağına inanıyorum. Susmanın da susturulmanın da hazin sonunu görmeden sesleri yükseltmek gerektiğine inanıyorum.

Şimdi isterseniz en çok Müslüman kitlenin(özellikle İslamcı demedim) en çok öfkelendiği  ahlaki, sosyal, siyasal ve ekonomik yanlışlar olarak gördükleri konulara bir göz atalım.
Ahlaktan başlayalım; benim de en çok önem verdiğim en önemli konu bu. Zina , fuhuş, sapık ilişkiler olan LBGT, genelevi, pavyon gibi resmi ve gayri resmi kuruluşlarda satılan kadınlar, rüşvet, hırsızlık (özellikle resmi kuruluşlarda )adam kayırma, adaletsiz yönetim, ehliyetsiz ve liyakatsız idareciler….vs ,,vs.. Bu fiiliyatların, ahlaksızlıkların işlenmeden önce oralara giden yollar hakkında hiç çalışmalar yapıldığını, engellemeler konulduğunu , bunlara giden yolların tıkandığını gördünüz mü? Çıplaklık, sınırsız eğlenceler, TV’lerdeki kadın programları, milyonların karşısında her türlü ahlaksızlığın sergilenmesi.. Biz 6284 sayılı kanuna dokundurmayız teraneleri; (Sanki Allah’tan daha adiller. Hz Yusuf kıssasını hiç okumamışlar) Öldürülen kadınların yüksek sesle dile getirilip sebebinin hiç dile getirilmemesi ve önlem alınmaması vb..(Sadece ağustos ayında öldürülen kadın sayısı 29 muş.) var mı bir engelleme, önlem alma..

Sosyal yönden ele alalım; Yavaş yavaş bireyselleşen toplumda samimiyetin ortadan kalkması, dostlukların yok olması, ailelerin dağılması, karı kocanın ve çocukların  en ufak bir şeyde bir birini şikayetleri. Birbirleriyle ayrılmaları, bir evladın ana bayı şikayeti. Çocukların aileden uzaklaştırılması, kadınların beyanı esastır teranesi ile namuslu insanların bile iftiradan kurtulamaması (Son günlerde şahit olduğum iki olay; Bir lise öğrencisi Babasını beni dövdü diye şikayet etmiş, Polisler almış savcılığa götürüyor. Fakir köyde yaşayan bir Baba belki de bütün kazancını çocuğu okusun diye harcıyor, ama polislerin arasında hüngür hüngür ağlıyor. Yine Muğla hastanesinde bir doktor. bir bayan beni taciz etti diye şikayet ediyor ve doktor tutuklanıyor. Basına yansıdı. Bir gün sonrada doktorun iftiraya uğradığı  anlaşıldı), Hastanelerde saldırıya uğrayan doktorlar, köpeklerin saldırdığı  ve öldürdüğü insanlar , çocuklar..vb..çözüm için laftan başka atılan bir tek adım var mı?

Siyasal yönden ele alırsak ahlaki açıdan elle tutulacak hiçbir tarafını gösteremeyiz. Söz ve eylem birliği asla yoktur, halk iktidarı diye yutturulmaya çalışılan demokraside vekilleri hiçbir zaman halk seçmez, o sadece önüne konan listeyi onaylar. Seçilenler ne toplumun en iyi bileni nede ahlaken en kusursuz olanıdır. Ne ehliyet nede liyakat vardır. Kişilik ve kimlik bakımında etkisizleştirilen toplumun bireyleri onların yakınında olmayı marifet sayıp susarlar tabi ki susturulurlar da. Özellikle devlette çalışanlar.. Günümüzde birde onlarla fotoğraf çektirdi mi tamamdır. Seçilen için de seçilmiştir ya, her şey bir daha ki seçime kadar ne yaparsa kardır. Var mı Muğla’da buna itirazı olan . Diğer yerlerde bunlara kıyaslayın. Nasıl olsa Bir daha ki seçimde de size ihtiyacı yoktur. Abdurrahim Karakoç’un şiirinde olduğu gibi “biz ne bilek büyükler bilir..”

Adalet üzere kurulan bir yapıdan ne ümitler beslemiştik. 8-10 senede belki çoğunluk memnundu. Sonra ne oldu. Kırk yıllık mücadelenin sonu faizde bitti. Kumar, toto, loto ve spor a kaldı..

Ne gariplerin, ne mazlumların duası kaldı. Yavaş yavaş ahlar duyuluyor. Haberiniz olsun..

Bunları bir dostun gördükleri ve ızdırap duydukları olarak algılayın. Hepimizin kardeşliği ebedi olması duasıyla…

KAYALARA DEĞİL EY FERHAD ALPLERE VUR KAZMAYI….

 

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Hüsamettin Keskin | 20.09.2023 22:18
Hocam kaleminize sağlık 98 de bir şeyler karalayıp hocam böyle bir şey yazsam tez olarak kabul eder misiniz diye odaya gittim. Başlıkları görünce kapıyı kapatıp kilitledi. Bunları yok et kimse görmesin ne sen okulu bitirsin ne de benim hocalığı kalır dedi bütün çalışmamı parçaladı, elleriyle de yaktı. Ve bugün yazdıklarımın binlerce katı yaşanıyor, ve körler sağırlar birbirini ağırlar, herşey esfelesefilinin de aşağısına inmeye devam ediyor
Ali CAN | 20.09.2023 12:34
ufukda çözüm görünmüyor. eve misafir almadığımız gibi, komşunun misafirlerini dövüyoruz. Allah'dan korkmuyor kimse!