Türkiye Barolar Birliği, "20 Haziran Dünya Mülteciler Günü" nedeniyle uluslararası koruma ve sınır dışı etme süreçlerinde adil yargılanma ve usul güvencelerinin, etkili başvuru haklarının, geri göndermeme ve hukuki öngörülebilirlik ilkesinin eksiksiz biçimde uygulanması için çağrıda bulundu.
Mültecilerin, sınır dışı etme kararlarının gerekçesi olarak gösterilen ceza soruşturmaları ve kovuşturmalarının akıbeti çoğu zaman beklenmemektesini eleştiren Türkiye Barolar Birliği; kişi hakkında henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamasına rağmen,en ağır idari tedbirlerden birisi olan sınır dışı işlemi uygulanmasının, masumiyet karinesine aykırı olduğunu belirtti.
Baro, bu tür geri gönderme işlemlerinin, kişinin yaşam hakkını, işkence ve kötü muamele yasağını, aile hayatını ve özgürlüğünü doğrudan etkileyebilecek sonuçlarını doğurduğunu belirtti.
Açıklamanın Tam Metni:
20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle önemle hatırlatmak isteriz ki; savaşlar, çatışmalar ve insan hakları ihlallerinin yol açtığı insani krizler kadar, mültecilerin ve sığınmacıların hukuki korumaya erişimi ile etkili başvuru hakkının güvence altına alınması da yaşamsal öneme sahiptir.
Türkiye'de özellikle son dönemde sınır dışı etme kararlarına karşı açılan iptal davalarında yapılan yasal değişiklikler ve uygulamalar, etkili başvuru hakkı bakımından ciddi endişeler yaratmaktadır.
Daha önce duruşma taleplerinin değerlendirilmesine ilişkin mahkemelerin takdir yetkisinin genişletilmesi ve uygulamada neredeyse hiç duruşma yapılmaması, yargısal denetimin önemli ölçüde zayıflamasına yol açmıştır. Bunun yanında, davalı idarenin ilk savunması tebliğ edilmeden dosyaların karara bağlanması,çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Uygulamada sınır dışı etme kararlarının gerekçesi olarak gösterilen ceza soruşturmaları ve kovuşturmalarının akıbeti çoğu zaman beklenmemekte; kişi hakkında henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmaksızın, masumiyet karinesi dikkate alınmaksızın en ağır idari tedbirlerden birisi olan sınır dışı işlemi uygulanabilmektedir. Oysa geri gönderme işlemleri, kişinin yaşam hakkını, işkence ve kötü muamele yasağını, aile hayatını ve özgürlüğünü doğrudan etkileyebilecek sonuçlar doğurmaktadır.
Halihazırda yalnızca yedi günlük dava açma süresinin bulunması ve mahkeme kararlarının kesin nitelikte olması karşısında, yargısal incelemenin daraltılması ve tarafların dosyaya etkili şekilde katılımının engellenmesi, sınır dışı etme kararlarına karşı öngörülen hukuki yolu giderek etkisiz hale getirmektedir. Geldiğimiz noktada, Anayasa'nın 40. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı ciddi biçimde ihlal edilmektedir.
Bunun yanında, uygulamada dayanak alınan çok sayıda genelge, talimat, yönerge ve hizmete özel düzenlemeye avukatların ve ilgililerin erişimi mümkün olmamaktadır. Kişiler hakkında tesis edilen işlemlerin hangi hukuki düzenlemeye dayandığı çoğu zaman ancak dava dosyası içerisindeki belgelerden anlaşılabilmektedir. Hukuk devletinin temel unsurlarından biri olan hukuki öngörülebilirlik ve erişilebilirlik ilkeleriyle çelişen bu durum, savunma hakkını doğrudan zedelemektedir.
Dünya Mülteciler Günü'nde çağrımız; uluslararası koruma ve sınır dışı etme süreçlerinde adil yargılanma ve usul güvencelerinin, etkili başvuru hakkının, geri göndermeme ilkesinin ve hukuki öngörülebilirlik ilkesinin eksiksiz biçimde uygulanmasıdır.
Türkiye Barolar Birliği
Sait Çamlıca ile Derkenar
14.06.2026
MODERN KÖLELİK / BAĞIMLILIK / Muharrem Balcı
14.06.2026
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
Sayenizde Kurban
22.05.2026
Dindarların Çelişkileri YUSUF YAVUZYILMAZ 13.06.2026
Bireyselleştikçe Tükenen Vefa AHMET GÜRBÜZ 15.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 7 ÜSTÜN BOL 19.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026