Modern dünya bize uzun zamandır çok pırıltılı bir masal anlatıyor: “Sen teksin, değerlisin, aslında kimseye de ihtiyacın yok.”
Nefsimizi okşuyor ve kulağa hoş geliyor. Kendi ayakları üzerinde durmak, sınırlarını çizmek, peşinen her şeye hayır demek ve sadece kendi konforuna odaklanmak büyük bir erdemmiş gibi pazarlanıyor. Özgün bir birey olmak, kendi varlığını keşfetmek elbette kıymetli. Ancak bu “kendine yetme” çılgınlığı, insanı bir süre sonra diğerlerinden koparan, etrafına görünmez duvarlar ören soğuk bir zırha dönüşüyor. Farkında olmadan, kendi gölgemizden başka kimsenin sığmadığı, sadece kendimizi alkışladığımız daracık bir cezaevine çeviriyoruz dünyayı.
Oysa “İnsan Kullanım Kılavuzu” Yüce Kitabımız; “insanın tek başına ve başıboş bırakılmayacağının”[1] altını kalın kalın çiziyor; gerçek erdemin paylaşmak, iyilikte yarışmak, hakkı ve sabrı tavsiye etmekten geçtiğini haber veriyor: “Asra yemin olsun ki muhakkak insan kesin bir hüsran içindedir. Ancak iman edip de sâlih amellerde bulunanlar, hem de birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” [2]
Reçete açık ve net; hüsrandan kurtulmanın yolu bireysel çabayla değil, birbirimize tutunmakla mümkündür. İmam Şafi, Asr Suresi ile ilgili şöyle der: “Kur’an’da başka hiçbir sure nazil olmasaydı, şu kısacık sure bile insanların dünya ve ahiret saadetini temine yeterdi.”[3]
“Hâlik’ın namütenahi adı var, en başı Hak,
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak!
Hani, ashab-ı kiram, ayrılalım derlerken
Mutlaka ‘Sure-i Ve’l-Asr’ı okurmuş, bu neden?
Çünkü meknûn o büyük surede esrar-ı felâh:
Başta iman-ı hakiki geliyor, sonra salâh,
Sonra hak, sonra sebat. İşte kuzum insanlık,
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık.”[4]
İslam, insanların eşitliğine dikkat çekmek için “bir erkek ve dişiden yaratıldığını” hatırlatır ve bütün “inananların kardeş olduğunu” ilan eder.[5] Dünyada liderimiz ve ahirette şefaatçimiz Hz. Muhammed (s.a.v.); “Kendisi için istediğini kardeşi için de istemeyen iman etmiş olamaz”[6] buyurarak konunun bam teline parmak basmaktadır. İnancımızın özünü temsil eden “Tevhid” birlik manasına geldiği gibi, günlük yaşantımızı ve inanç dünyamızı süsleyen ibadetlerimizde de hep cemaat ve yeknesaklık esastır. Kâinatta her şey Bir’e ve birliğe çağırırken insanın burnunun doğrusuna bireysellik bayrağı açması, olsa olsa şeytanın adımlarından bir adımdır ancak.
Küresel bireyselleşme canavarına karşı kaptırdığımız ilk kurban da herhalde vefa duygusudur. Vefasızlık virüsü insan gönlüne girdiği zaman, önce canlar canına, sonra özge canına kıymaya başlar. Apartmanımızda, sokaklarımızda, iş yerlerimizde vefasızlığın envaiçeşidine şahit oluyoruz gün boyu. Bugünün insanı ilişkilerini adeta bir ticari sözleşme gibi yürütür oldu. İşine yarayan, hayatını kolaylaştıran insanlar hayatının merkezinde yer alırken baba yadigârı dostluklar yük olur oldu. Menfaatin bittiği gün; vefa tozlu raflara, nostaljik sandıklara bir daha açılmamacasına gömülür oldu.
“Bize bir nazar oldu, Cumamız Pazar oldu,
Ne olduysa hep bize, azar azar oldu!
Ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız,
Ne ruhça, ne vücutça, ne de kandan hastayız.”[7]
Oysa gönüller tabibi Sevgili Peygamberimiz (sav); “Emaneti olmayanın imanı, vefası olmayanın dini yoktur”[8] buyururken asr-ı saadetten bugünleri görerek vefanın toplum sağlığı için önemini vurgular.
Bu noktada sonu mutlak yalnızlık olan tehlikeli bir döngü başlıyor. Bireyselleşme vefasızlığı doğuruyor; vefasızlık ise toplumsal güveni kökünden kurutuyor. İnsanın insana güvenmediği bir toplumda tek bir sığınak kalıyor, o da yalnızlığın karanlık dehlizleri. Akıllı telefonlarımızın ekranlarına hapsolmuş durumdayız. Metroda, otobüste, kafelerde yüzlerce insan yan yana oturuyor ama herkes kendi küçük dijital dünyasında yapayalnız. Telefon rehberimizde kayıtlı yüzlerce isim, sosyal medyada aldığımız onlarca etkileşim bu yalnızlığı dindirmiyor.
İnsan, ne kadar güçlü ya da maddi olarak bağımsız olursa olsun, fıtratı gereği bir başkasının sesine, dostluğuna ve merhametine muhtaçtır. Modern dünyanın bizi mahkûm ettiği bu yalnızlık sarmalından kurtulmanın yolu, o çok kıskançlıkla koruduğumuz “ben” konforumuzdan biraz olsun çıkıp yeniden “biz” diyebilmekten geçiyor.
Eğer bu konformist bireyselleşmeden mustarip ve vefalı gönüllerde bir sükûn arıyorsanız, kimseden bir şey beklemeden ilk adımı siz atın; bir dostunuzu arayın, ziyaret edin, hediyeleşin, komşularınızın halini hatırını sorun, tanımadığınız insanlara selam verin. Münferit olarak bu duruma verilecek en büyük ve en anlamlı cevap bu olsa gerek.
Bir de etrafımızdaki iyi insanlara sahip çıkmak önemli. Çünkü insan, ancak başkasının kalbinde muhabbetli bir yer bulabildiği sürece gerçekte yaşar. Aksi takdirde, kendi ellerimizle inşa ettiğimiz o “ben” mağarasında yok olup gideriz; kimsenin ruhu bile duymaz.
Gönül Dostu Merhum Hocamız Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan’ın şu sözleri gönlümüzde hala tazeliğini koruyor: “Kıymetli bir arkadaş, samimi bir arkadaş, dindar bir arkadaş, aldatmayan bir arkadaş, iyiliksever bir arkadaş, Allah'tan korkan bir arkadaş, salih bir arkadaş çok kıymetlidir. Yani ağırlığı kadar altındır, mücevherdir. Son derece kıymetlidir.”[9]
Numan b. Beşir(ra)’ın naklettiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Müminler; birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.”[10]
[1] Kıyamet Suresi 36. ayet meali
[2] Asr Suresi
[3] https://islamansiklopedisi.org.tr/asr-suresi
[4] M Akif Ersoy
[5] Hucurat suresi 10 ve 13. Ayet meali
[6] (Buhârî, Îmân 7; Müslim, Îmân 71-72; Tirmizî, Kıyâmet 59; Nesâî, Îmân 19, 33; İbn Mâce, Mukaddime 9)
[7] Arif Nihat Asya
[8] Ahmet İbn Hanbel, III, 134
[9] https://akra.media/Medya/MedyaDetay/52
[10] Müslim, Birr, 66; Buhârî, Edeb, 27
BİZİM ZAMANIMIZ|KEVSER KIRAN
09.06.2026
Sait Çamlıca ile Derkenar
14.06.2026
Erdemli'de Narkotik Büro'ya operasyon
08.06.2026
Batı Şeria'da siyonist yerleşimci öldürüldü
08.06.2026
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
Söylem ve Eylem / Mehmet Taşdöğen
17.05.2026
Trump, Çin dönüşü Tayvan'ı sattı
17.05.2026
Kurban Bayramı 27 Mayıs'ta idrak edilecek
18.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026