Dünya, Ankara’da yapılan NATO liderler toplantısını tüm yönleriyle takip ederken en çok dikkat çeken şey ise Cumhurbaşkanımız tarafından zirveye katılan liderlere hediye edilen Gümüşay 357 Magnum tabancalar oldu. Askeri bir pakt olan NATO zirvesinde böyle bir hediye verilmesi gayet makul bir anlam taşıyor.
İşin garip ve hatta ibretlik tarafı ise resmi hediye olan bir tabancayı bile ülkelerine sokmaktan korkan Avrupalı liderlerin tavırlarıydı. Avrupa’nın başat ülkeleri olan İngiltere, Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya gibi ülke liderleri hayatlarında ilk defa tabanca görmüş gibi davranarak ya ülkelerine götürmediler, ya imha edeceklerini açıkladılar. Farklı olarak Macaristan Başbakanı hesabından gururla paylaştı bu hediyeyi. Ama malumunuz Macaristan’ın Avrupalı’lığı yıllardır Avrupalılar tarafından tartışılan bir konudur.
Bazıları devlet başkanlarının bu tutumlarının ülkelerindeki yasalara bağlılıklarından kaynaklandığını söyleyerek buradan bile yine Avrupa’yı yüceltmeye çalışıyor. Oysa o aşağılık kompleksi gözlüklerini çıkarıp biraz derin düşünmeye çalışsalar aslında bu durumun Lale Devri yaşayan hasta ve ayyaş adam Avrupa’nın içler acısı halini gözler önüne serdiğini görür.
Avrupa 2. Dünya Savaşı’ndan sonra güvenliğini ABD’ye devretti. Avrupa ABD’ye sanayi ve teknoloji olarak destek verecek ABD ise onu koruyacaktı. Bu sistemin mükemmel olduğu algısı Berlin Duvarının yıkılması ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla pekişti. Artık dünya tek kutupluydu ve Avrupa’ya göre devletlerarası topyekûn savaş olma ihtimali bitmişti. Buna güvenerek 90’lardan itibaren zorunlu askerlik uygulamaları da kaldırıldı. Bu yaklaşım halkın da anti-militarist bir söyleme kaymasına buna bağlı olarak Avrupa’nın bireyi ve şehveti yücelterek bir lale devrine girmesine sebep oldu.
Artık yasalar bireyin şehvetini yüceltmek ve yasal olarak korumak üzerine üretilmeye başlanmıştı. Avrupa’nın güçlü sanayisi ve ekonomisi ile ABD’nin Avrupa’yı kollaması Aile Şerefi filminde zengin baba ve onun şımarık oğlu Oktay ilişkisini ortaya çıkarmıştı. Artık Avrupa uyuşturucunun, LGBTQ+ aktivizminin, nihilizmin, şehevi arzuların yasal barınağı haline gelmeye başladı. Durum o kadar vahimdi ki kendi liderleri bile kokain partilerinde görüntülenir oldu. Buna karşılık ABD özellikle cumhuriyetçi kanadın etkisiyle Avrupa’nın bu zom kafasına düşmeden sadece askeri olarak değil bilim, teknik ve ekonomi olarak Avrupa’yı çok hızlı şekilde geçti. Trump’ın Avrupalılar için “sizi korumamı istiyorsanız parasını verin!” Demesinin altında ayyaş Avrupa’nın şu anki hali yatıyor işte.
Dikkatinizi çekeyim demokrat Biden zamanında ABD ordusuna LGBTQ+ bireylerin alınması teşvik edilirken cumhuriyetçi Trump başkan seçildiğinde yaptığı ilk icraatlardan birisi ordudan eşcinselleri temizlemek oldu. Zira Trump Avrupa’nın nasıl bu hale geldiğinin çok net farkında. Avrupa aşırı özgürlükçü politikalarının ne kadar büyük bir hata olduğunu Ukrayna-Rusya savaşıyla anladı. Avrupalı olmasına rağmen Katoliklere göre daha geleneksel, milliyetçi ve savaşçı özelliklerini kaybetmeyen bu iki Ortodoks ülkenin savaşı içki ve uyuşturucunun etkisindeki Avrupa’nın tadını kaçırıp hayatın gerçeklerini hatırlattı. Lakin ayyaş ve bağımlı Avrupa artık bir ordu bile toplayacak insan kaynağına sahip değil.
Şehvete tapılan ve şehvet temelli yasaların hüküm sürdüğü Avrupa’da ülkesi için savaşacak erkek bulunamıyor. Bununla ilgili birçok araştırma yapılmış vaziyette. Yani Avrupa’nın kurucu ülkeleri anlı şanlı İngilteresi, Fransası, İtalyası, Hollandası, Almanyası bir ordu dahi toplayacak insan kaynağına sahip değil. Üstelik on yıllardır “hukukun üstünlüğü” propagandasına sığındıkları halde Filistin meselesinde İsrail’in vahşeti karşısında nasıl da suspus olduklarını da gördük. Tüm bunlara ek olarak Epstein canavarlığına da şahit olan Dünya artık Avrupa’dan ve ABD’den nefret ediyor. ABD’de de yakın zamanda Avrupa’nın şehvetperestliğini taklit etmenin faturasını ödeyecek elbette. Trump sadece biraz geciktiriyor bu faturayı.
Bu işin bize bakan yönüne gelecek olursak. Hayatın gerçekleri ortadadır. Güçlünün hukukunun üstün olduğu bir dünyada yaşarken fıtratın aksine yaşamanın, tozpembe bir hayat hayal etmenin, özgürlük adı altında her türlü sınırsızlığı savunmanın sonucu ayyaş ve bağımlı Avrupa olmaktır. Dayandığımız imparatorluk bakiyesini, iman ettiğimiz dinin haşmetini, sahip olduğumuz kültürün kıymetini aklımızdan bir an olsun çıkarmadan erkeğimizi erkek gibi kadınımızı kadın gibi yetiştirelim. Her şeyin temeli cinsiyetlerin kendini bilmesi ve ona göre politikaların geliştirilmesindedir…
Hayır ve Şer|Mukaddes Özkan
21.06.2026
İlkel “komünal” toplum|Vahdettin İnce
21.06.2026
Sait Çamlıca ile Derkenar
14.06.2026
Amerika Kaybetti / Mehmet Taşdöğen
26.06.2026
bırak da olsun be dost! MUSTAFA AKMEŞE 10.07.2026
TEBDİL-İ MEKÂNDA FERAHLIK VARDIR! AYTEN DURMUŞ 10.07.2026
AMERİKA, NATO VE TÜRKİYE YUSUF YAVUZYILMAZ 11.07.2026
Dindarların Çelişkileri YUSUF YAVUZYILMAZ 13.06.2026
İnsan, Ahlak ve Siyaset YUSUF YAVUZYILMAZ 21.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 7 ÜSTÜN BOL 19.06.2026
Bireyselleştikçe Tükenen Vefa AHMET GÜRBÜZ 15.06.2026