metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500
Yolcu

ey yâr; varlığın, bir evden fazlasını kurdu

MUSTAFA AKMEŞE
10.09.2026 23:25• Son Güncelleme: 10.09.2026 23:32

MUSTAFA AKMEŞE/ey yâr; varlığın, bir evden fazlasını kurdu

çocuklara, torunlara ve sonraki gelecek tüm neslime sözüm olsun,
bilinsin diye yazıyorum
çünkü tek yazma sebebim bu…
hangi bağın koruğu olduklarını bilsinler ki istikamet sahibi olsunlar...

bazı şeyler vardır; ne anlatılır ne de ilk kez fark edilir. 
insan bilir… en başından beri bilir. sadece dile düşürmez. 
belki de söylemeye gerek duymaz. 
bazı hakikatler, 
kelimeye döküldüğünde küçülür gibi gelir.
çünkü yapılan şey bir iyilik değil ki… bir hayat tarzı, bir duruş diye düşünürüz.
ama yine de insan susmamalı. çünkü susunca, hak yerini bulmuş olmuyor.
söylemek, kıymeti eksiltmez. bilakis yerini sağlamlaştırır.

derim ki dost;

ey yâr;
on sekiz yaşında
bir kapıdan girdin…
oradan bir anne geçti, 
bir omuz geçti, 
bir sükût geçti. 
yirmi beşinde dört çocuk sahibi… otuz yaşında beşincisi geldi...
sayıyla söylenince kolay… ama hakikatte her biri bir imtihan, her biri bir emanet demek.

ben dışarıda evin erkeği olarak bir yolun peşindeydim… 
Allah, peygamber, kitap diyordum, dava diyordum, mazlum diyordum.
kahrolsun zalimler diyordum.
sen içeride o yolun kökünü tuttun. 
ben cümle kuruyordum,
sen o cümlelerin anlamını evde yaşatıyordun.

bir evin içinde gürültüsüz kurulan bir düzen varsa eğer… 
hani kimse fark etmez. sofraya oturulur, çocuklar büyür, hayat akar. 
ama o akışın arkasında ortak bir irade vardır. işte sen, o iradeden birisin.

çocuklar büyüdü… ev genişledi, zaman geçti. 
ama hiçbir şey taşmadı, dağılmadı, eksilmedi. çünkü sen vardın. 

kocasının yükünü hafifletirken, bunu ona hissettirmeyecek kadar zarif. 

çocuklarını büyütürken, onların ruhuna dokunacak kadar derin. 

yorulurken bile, yorgunluğunu bir şikâyete dönüştürmeyecek kadar güçlü.

bir kadın düşün...
5 çocuk büyütülecek bir evde 
ve o ara bey rahatsız olmasın diye 
çocuk bezi yanında hiç değişmeyecek, öyle valla öyle işte…

bir anne… sadece doğuran değil, yön veren.
bir eş…
sadece yanında duran değil, omuz olan.
bir yol arkadaşı…
sadece yürüyen değil, yolu kolay eden…

sen bunların her birini yaptın. yerli yerinde, ölçülü, taşmadan.

aynı yolda yürümek, aynı hedefe bakmak yetmez. 
o yolu taşımak gerekir. yükü paylaşmak değil sadece… 
bazen yükü yani evi tek başına sırtlanmak gerekir. sen bunu yaptın.

ve bunu yaparken ne bir gürültü, ne bir sitem, ne de bir hesap bıraktın arkada.

şimdi birileri “nasıl bir anne?” diye sorarsa… 
anlatılacak şey, sadece çocuk sayısı değil. nasıl büyüdükleri, nasıl bir iklimde yetiştikleri.

“nasıl bir eş?” diye sorulursa… 
cevap, sadece birlikte geçirilen zaman değil. o zamanın içinde kurulan denge.

“nasıl bir yol arkadaşı?” diye sorulursa… en doğru ifade şu olur:
yol zorlaştığında yükü artan, kolaylaştığında geri çekilen…
önde yürümek istemeyen ama geride de kalmayan…

görünmeden var olan…


ey yâr; varlığın, bir evden fazlasını kurdu.
öyle işte…

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş