Savaşa Hayır İnisiyatifi, bir süredir, bölgesel ve küresel savaşlara karşı inisiyatif almak amacıyla yürütülen çalışmalar neticesinde çağırıcı imzasıyla, kuruluşunu açıkladı.
21 Eylül Pazartesi günü yapılan çevrimiçi toplantıda katılımcılar, gerek bölgesel gerek küresel çatışmaların gerektirdiği aciliyeti de dikkate alarak kısa bir değerlendirme bildirisiyle, kamuoyuna Savaşa Hayır İnisiyatifi’ne katılım çağrısı yapma kararı aldı. Aralarında farklı branşlardan birçok akademisyen, yazar, sanatçı, emekçi, serbest meslek sahibi, evde çalışan kadınlar, hak savunucuları ve aktivistin yer aldığı çağırıcılar, inisiyatif içerisinde kurulan Kürt Masası, Filistin Masası, İran Masası gibi çalışma gruplarıyla haftada bir savaş karşıtı mücadelenin acil gündemlerini ele alıp orta ve uzun vadeli kampanya hedeflerini belirleyecek.
Savaşa Hayır İnisiyatifi, kuruluş duyurusunda temel bazı noktalardaki görüşlerini şöyle dile getirdi:
Beş yıldır devam etmekte olan Ukrayna-Rusya savaşı gerek bölgesel gerek küresel gerilim ve etkileriyle 3. Dünya savaşının fitilini ateşler niteliktedir; ortaya çıkan insani ve çevresel yıkımların derhal sona erdirilmesi bir zorunluluktur.
İşgalci İsrail’in ABD desteğiyle, başta Gazze, Batı Şeria olmak üzere tüm Filistin topraklarında yürüttüğü saldırılar, bir insanlık suçudur, derhal sona ermelidir. Lübnan ve Suriye topraklarına, halklarına yönelik işgal ve bombalamalar kabul edilemez saldırganlıklar olarak durdurulmalıdır.
Emperyalist ABD ve Siyonist İsrail’in İran’a karşı yürüttükleri kuşatma ve saldırılar, nükleer tehdit eşliğinde ve bir kadim medeniyetin yok edilmesi amacıyla sivil halkın yaşamını doğrudan hedef alan ambargo çağrı ve dayatmaları dünya barışını da küresel ölçekte tehdit eder niteliktedir; derhal bu saldırılara ve insanlık dışı ambargo dayatmalarına son verilmelidir.
Türkiye’nin, Kürt meselesinde, kalıcı barışın inşası yolunda atılması gereken adımları atması, yürütülen barış sürecinin kalıcı barışa evrilebilmesi için toplumsal katılımın genişletilebilmesi öncelikli ve önemli bir konudur; demokratik katılımlı çalışmalara ağırlık verilmelidir.
Türkiye’nin NATO’dan çıkması, iç ve dış politikada barış ve ezilen halklardan yana bir politikanın uygulanması hem bölgesel hem küresel barış için vaz geçilmezdir.
Bütün bu savaş ve çatışmaların etkisiyle iktidarlar, halkların ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaç ve isteklerini dikkate almamakta; ülke bütçelerinin çok büyük bir bölümü silahlanmaya ayrılarak silah ve savaş baronları memnun edilmektedir. Halkların insani yaşam düzeyinden uzakta mağdur ve madun kılınmasına yol açan bu gibi tutum ve kararlara derhal son verilmelidir.
Gelin, savaş ve çatışmaları durdurmak için sesimizi, sözümüzü, birleştirip yükseltelim.
Savaşa Hayır İnisiyatifi Çağrıcıları:
Kur’an dervişi Kemal Kelleci vefat etti
16.09.2026
Şam’da tarihi açıklama: SDG feshedildi
26.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026
BİLGİNİN İNSANİLEŞTİRİLMESİ - 6 ÜSTÜN BOL 04.09.2026