4 Ekim Hayvanları Koruma Günü vesilesiyle okullarımızda hayvan sevgisini anlatan çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ancak son yıllarda bazı okullarda bu etkinliklerin “bir kap su, bir kap yem” anlayışıyla okul bahçelerinde başıboş kedi ve köpeklerin beslenmesine dönüştüğünü görüyoruz.
İyi niyetle yapılan bu uygulamaların çocuk sağlığı, okul güvenliği, hijyen ve zoonotik hastalıklar açısından doğurabileceği risklerin yeterince dikkate alınmadığı kanaatindeyiz.
Hayvan sevgisi önemlidir; fakat çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği de en az onun kadar önemlidir.
Okullar çocuklarımızın eğitim gördüğü, oyun oynadığı ve günün önemli bir bölümünü geçirdiği güvenli alanlardır.
Okul bahçelerinin ve öğrenci alanlarının başıboş hayvanların düzenli olarak beslendiği ve toplanma alanlarına dönüştürülmesi; hayvanların çoğalması, dışkı ve diğer biyolojik atıkların artması, ısırma ve tırmalama vakaları ile çeşitli zoonotik hastalıkların bulaşma riskinin göz ardı edilmesine neden olabilir.
Burada özellikle vurgulamak isteriz:
Her kedi veya köpek hastalıklı değildir. Her hayvan teması da hastalık anlamına gelmez.
Ancak çocukların bulunduğu ortamlarda riskleri bütünüyle ortadan kaldırmak mümkün değilse, riskleri azaltacak tedbirlerin alınması bir tercih değil, sorumluluktur.
Diyarbakır'da geçtiğimiz aylarda bir çocuğun kedi tarafından tırmalanmasının ardından kuduz tanısı konulması, hayvanlarla çocuklar arasındaki kontrolsüz temasın sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini bir kez daha hatırlatmıştır.
Kuduz, belirtileri ortaya çıktığında ölümcül seyreden ancak temas sonrasında uygun tıbbi müdahaleyle önlenebilen ciddi bir zoonotik hastalıktır.
Dolayısıyla çocuklarımıza hayvan sevgisini öğretirken, hayvanlarla güvenli temas kurmayı ve riskli temaslardan korunmayı da öğretmek zorundayız.
Meseleyi yalnızca kuduz üzerinden değerlendirmek de doğru değildir.
Kedi ve köpeklerin çevrede kontrolsüz biçimde beslenmesi ve yoğunlaşması; dışkı, parazitler, çevre hijyeni ve çeşitli zoonotik hastalıklar bakımından da değerlendirilmelidir.
Özellikle kedilerle bağlantılı Toxoplasma gondii gibi etkenler konusunda toplumun doğru bilgilendirilmesi gerekir. Kedilerin dışkılarıyla çevreye saçılabilen parazitlerin toprak ve çeşitli yüzeyler üzerinden insanlara ulaşması mümkündür.
Bu nedenle okul bahçeleri, kum alanları, oyun alanları ve çocukların yoğun olarak kullandığı mekânlarda hijyen ve sağlık risklerinin göz ardı edilmemesi gerekir.
Hayvanların aç ve susuz bırakılmaması gerektiğini söylemek başka bir şeydir; okul bahçelerinde kontrolsüz başıboş hayvan besleme faaliyetlerini eğitim etkinliği hâline getirmek başka bir şeydir.
Çocuklarımıza;
hayvanlara eziyet edilmemesini,
canlılara merhamet gösterilmesini,
hayvan refahını,
sorumlu hayvan sahipliğini,
yaban hayatının korunmasını,
nesli tehlike altındaki türleri,
hayvanlarla güvenli temas kurmayı,
ısırılma ve tırmalanma hâlinde yapılması gerekenleri,
zoonotik hastalıklardan korunmayı
öğretelim.
Ancak “hayvan sevgisi” adı altında çocukları başıboş hayvanlarla kontrolsüz temasa yönlendirmeyelim.
Biz hayvanlara düşman değiliz.
Tam tersine, hayvan refahını, insan sağlığını, çevre güvenliğini ve yaşanabilir şehirleri birlikte savunuyoruz.
Ancak bir canlıya merhamet gösterirken başka bir canlının sağlığını ve güvenliğini göz ardı etmek doğru değildir.
Merhamet; bilgi, sorumluluk ve tedbirle birlikte anlamlıdır.
Çocukların sağlık ve güvenlik risklerini görmezden gelen uygulamaları yalnızca “merhamet” kavramıyla meşrulaştırmak ise merhametin amacından sapmasına yol açabilir.
Yaşanabilir Şehir Platformu olarak Millî Eğitim Bakanlığımızdan;
4 Ekim Hayvanları Koruma Günü etkinliklerinin okullarda başıboş hayvan besleme kampanyalarına dönüştürülmemesini,
Okul bahçeleri ve öğrencilerin bulunduğu alanlarda kontrolsüz hayvan besleme faaliyetleri konusunda okul yönetimlerinin bilgilendirilmesini,
Hayvan sevgisi eğitimlerinin çocuk sağlığı, okul güvenliği, hijyen ve zoonotik hastalıklar boyutlarını da içermesini,
Öğrencilere başıboş hayvanlarla karşılaştıklarında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesini,
4 Ekim etkinliklerinin “bir kap su, bir kap yem” sloganının ötesine taşınarak; hayvan refahı, doğa, yaban hayatı, sorumlu hayvan sahipliği ve insan sağlığı ekseninde planlanmasını,
Okulların çocuklarımız için güvenli, hijyenik ve sağlıklı eğitim ortamları olarak korunmasını
talep ediyoruz.
Çocuklarımıza hayvanları sevmeyi öğretelim.
Ama hayvan sevgisi adına çocuklarımızı risklere karşı savunmasız bırakmayalım.
İnsan sağlığı ile hayvan refahını karşı karşıya getirmeden, ikisini birlikte gözeten akılcı ve sorumlu bir yaklaşım geliştirelim.
YAŞANABİLİR ŞEHİR PLATFORMU
Türk Futbolunda Operasyon
29.09.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
bana bütün yolu gösterme rabbim MUSTAFA AKMEŞE 01.10.2026
Fatma Betül’ün Suçu Ne? Şakir ÇALIŞKAN 04.10.2026
MERHAMET! EY MERHAMET! AYTEN DURMUŞ 02.10.2026
Bilmek Ağrısı ESRA DURU 02.10.2026
Yalnızlık Allah'a Mahsustur! AYTEN DURMUŞ 04.09.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
Korkak Ebeveynlik FEYZULLAH AKDAĞ 10.09.2026