Günlerimizi ekran önünde video kaydırmaca oynamanın hazzıyla geçirirken şahsımız ve bize ait olanlar neye dönüşüyor hiç düşündük mü?
İnsan ait olduğu gruptan ayrı düştüğü andan itibaren ne kadar direnirse dirensin en çok maruz kaldığı şeye benzemeye başlar. Maruz kalmanın kaçınılmaz sonu budur. Bu maruz kalma insanın bizzat kendi eliyle olduğunda ise bu etki fark etmeden tüm benliğini kuşatır ve ardından en yakınlarını dahi kendine benzetir. Elindeki telefondan sanal medyanın araçlarıyla her gün binlercesine maruz kalınan shorts, reels, vb. videoların etkileri de tam olarak böyle bir işlevle insanı içten, yavaşça, sessizce dönüştürüyor. Sonunda dönüşülen “şey” garip bir yaratık formu oluyor. İnsan artık sadece tüketmeye odaklı, dünyevilikten ibaret bir varlık olarak hayatını sürdüren bir “şey” oluyor.
Bu “şeye” tam olarak hayvan da denemiyor zira hayvan sürekli olarak dinamik bir halde programlandığı davranışları yapmaktan geri durmamaktadır. Hayvan yeme, içme ve üreme temelinde hareket ederken “şey” ise yeme, içme, kıyafet ve cinsellik yörüngesinde dönüp durmaktadır. Yaptığı her bir davranışın gayesi yörüngesinin esas amacı olan “haz” dır. Hayvanın her bir davranışı hayatta kalmaya yönelikken, “şey”in her davranışı hayatı pahasına haz almaya yöneliktir. Bu açıdan hayvan, “şey”e göre daha asil davranmaktadır. Zira hayvan kendine zararı dokunacak durumlardan kaçınır lakin “şey”in dünyası, hazzın merkezli tüketimin ve cinselliğin hizmete koşulduğu bir dünyadan ibarettir.
“Şey”in muhakeme yeteneği kaybolmuştur, akli melekeler dumura uğramıştır. Bir şey hoşuna gidiyorsa doğrusu odur. Daha ötesi yoktur “şey” için. Bundan dolayı başta din, aile ve devlet olmak üzere tüm kurumsal yapılara savaş açmıştır. Bu açıdan anarşisttir “şey”. Kurumsallık kurallar, sorumluluklar, teamüller ve yaptırımlar barındırır. “Şey”e kâbusu yaşatmak istiyorsanız ona kurumsallıktan bahsedin.
“Şey” entel takılmayı da çok sever. Sonuçta bundan da haz almaktadır. Her gün saatlerini harcadığı sanal medyadan kurumsallığın bir pranga olduğunu, zorunlulukların ve kalıpların insana zarar verdiğini öğrendiğinden beri “her şeye isyan” sloganıyla pek bir entel takıldığını hissetmektedir. Bu ona tarifi imkânsız bir haz vermektedir. Ortamlarda “ben ateistim, agnostiğim, homofobiklerden nefret ediyorum, veganım, din kötülüktür, aile beladır, kurallar çiğnenmelidir” falan dedikçe hem takipçisi artıyor hem de hazzın dibine vurmaktadır “şey”. Artık hem özgürlük savaşçısı olmuştur hem de bilgili…
Tabi bu bilgi yüklemesiyle tarihini, kültürünü, coğrafyasını, ceddini, ana ve babasını elbette hor ve hakir görür. Zira onlar “şey” kadar teknolojiden anlamaz ve özgürlüğe karşıdır. Yine de mütevazıdır “şey”, anne babasının onca cehaletine rağmen onlarla yaşamaya devam eder. İstese elbette çok kısa sürede zengin olur ve tek başına yaşar fakat zamanı yoktur. “Şey”in özgüveni de çok yüksektir. Yapamayacağı şey yoktur. Her şeyin sırrına vakıftır. Twitter (X) onun ana kaynağı, YouTube onun düşünce dünyasının baş aktörüdür. Bu iki “sağlam” kaynakla alt edemeyeceği cahil yoktur. Bu arada güzel de laf sokar. Twitter ona da meşhur hazır cevaplılığını kazandırmıştır. Bu sayede ortamlarda da çok “cool” görünmektedir.
Evet, bir “şey” olmanın temel kaideleri bunlardır. Asıl soru şu: “Acaba ben de bir ‘şey’ miyim?” Sorusunu kendinize yöneltecek kadar cesur musunuz?
Türk Futbolunda Operasyon
29.09.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
bana bütün yolu gösterme rabbim MUSTAFA AKMEŞE 01.10.2026
Fatma Betül’ün Suçu Ne? Şakir ÇALIŞKAN 04.10.2026
MERHAMET! EY MERHAMET! AYTEN DURMUŞ 02.10.2026
Bilmek Ağrısı ESRA DURU 02.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
Korkak Ebeveynlik FEYZULLAH AKDAĞ 10.09.2026
Dinlemek/İşitmek RAMAZAN BEYHAN 11.09.2026