UNUTTURULAN ÜLKE ÖZBEKİSTAN!

 

sarslantas 46 @hotmail.com

Evet, bu ülke, bu anayurt unutturulmamalıydı. Bütün kabahati SSCB’ye yüklemek ucuzculuk olur. Hep söylüyorum, bize öğretilen yalan tarihle, gizlenen tarihle yüzleşmeliyiz. Ya da en azından yakın tarihimizi masaya yatırmalıyız. Zira toplumlar tarihlerini, dillerini, dinlerini ve medeniyetlerini unuttuklarında yok olurlar. İmam Buhari’nin (810-869), İmam Maturîdi’nin (844-944), Harezmî’nin (780-850), İbn-i Sînâ’nın (980-1037), Bîrûnî’nin (973-1048), Zemahşerî’nin (1075-1144) ve Kaşgarlı Mahmut’un (1008-1105) gibi nice önemli ilim adamlarını tanımam, görmem için seksen yaşına gelmem mi gerekirdi?

Evet, kısmen de olsa zaman içerisinde bu şahsiyetlerden haberdar oldum, değerli araştırmacılarımızın eserlerinden istifade ettim ama bu söylediklerimin hiçbirisi, bizzat bu şahsiyetlerin yaşadıkları yerleri görmeden, tefekkür etmeden yeterince anlaşılmıyor. Bu noksanımızı, AKV’nin Cahit Bayram Bey önderliğinde tertiplediği ve Ayder Turizm’in üstlendiği (15-22 Ekim) güzide Özbekistan seyahat ve ziyaretlerimizle gidermeye çalıştık. Organizasyon ve verilen hizmet fevkalâde güzeldi. Keza Ayder Turizm’in görevlendirdiği Elnur Bey ve Nergiz Hanım da güzel anlatımlarıyla bizleri bilgilendirdiler. Bu vesileyle Ayder Turizm’e de rehberlerimize de teşekkürler.

İnsanı tanımak için yol arkadaşlığı oldukça önemlidir. Zira insan ya yol arkadaşlığında ya da öfke hâlinde tanınır. Bu cümleden hareketle isim isim zikretmeyeceğim ama yol arkadaşlarımızın tamamı, hanımefendiler ve beyefendiler, mükemmeldi. Bu yeni yol arkadaşlarımı tanımaktan mutlu oldum.

Özbekistan Seyahatinden Kesitler

İlk önce Özbekistan’ın başkenti olan Taşkent’e indik. Kısaca, daha ilk bakışta derli toplu bir şehir olduğu hemen fark ediliyordu. Caddeler, sokaklar oldukça düzenli ve görkemliydi. Doğuda, batıda birçok yer gezdim; doğrusu, bu denli bahçe, park ve çiçeklerle bezenmiş olanını görmedim. SSCB’nin 1991’de dağılmasının ardından günümüze kadar yoğun bir göç alan bu şehrin şu anki nüfusu yaklaşık beş milyon. Bu kentin eski adı Şâş’tır. Talas Savaşı (751), Taşkent yakınlarında Çin’e karşı Türk-Arap iş birliği arasında cereyan etmiştir. Özbekistan Türklerinin de İslâm’a girişi bu tarihlerde olmuştur.

Taşkent’te görülecek, gezilecek birçok yer olmakla beraber, kısaca öne çıkanlardan bahsedecek olursak, “Hastı İmam” kompleksi, 10. yüzyılda yaşamış olan büyük âlim Ebûbekir Kaffal eş-Şâşî’nin adına yapılan bir komplekstir. Kaffal Şâşî ile ilgili olarak 12. yüzyılda yazılmış olan biyografisinde onunla ilgili şu ifade yer alıyor: “Maveraünnehir bölgesinde ilmiyle rakipsiz kişi.” Bu kompleks içerisinde bulunan Barak Han Medresesi’nde Hz. Osman’a atfedilen Mushaf da bulunmaktadır. Hastı İmam Camii, Kökeldaş Medresesi, Hatıra ve Anma Meydanı görülmeye değerdir. Tabii ki Taşkent Çarşısı olarak bilinen çarşının da ayrı bir yerinin olduğu unutulmamalıdır.

Hive

Özbekistan ziyaretimizin ikinci durağı Hive oldu. Doğrusu, Hive’yi görünce Taşkent’i unuttum! Öyle mi güzel bir yer olur? Daha önce de İran’ın İsfahan ve Şiraz kentlerini gezmiştim. Elbette o kentler de cezbediciydi ama Hive biraz daha farklı. Hatta Mevlânâ, Fîhi Mâ Fîh adlı eserinde Harezm bölgesinin önemli şehri olan Hive’yi anlatırken şöyle der: “Kimse Harzem’de âşık olmamalı, çünkü orada güzeller çoktur. Evvela bir güzel görüp ona gönül bağladıktan sonra, daha güzelini görünce ilkinden soğurlar.” (Özbekistan Tarihi, Ömer Kaptan, s. 373)

Hive, Harezm’in başkentidir. Hive, adeta tarihî medreseler ve tarihî yapıtlarla bezenmiş muhteşem bir şehir. Özbekistan’ın her yerinde olduğu gibi Hive’de de oldukça çok türbe mevcut. Öyle ki Cengiz Han bile bunların tamamını yıkamamış; zaten yıktıklarını da Hive’ye hâkim olan birçok yönetim onarmış. Özellikle Şeybanilerin hâkim olduğu dönemde (16. yy.) Hive, Şeybanilere başkentlik yapmış ve bilhassa Ebülgazi Bahadır Han zamanında (1645-1663) en ihtişamlı dönemini yaşamıştır.

Hive’de iç kale surları görülmeye değer bir yapıt. Bu arada birçok medrese ilgimizi çekmekle beraber bazılarını zikretmeden geçemeyeceğim. Bunlardan Muhammed Emin Bahadır Han Medresesi, Köhne Ark Sarayı, Muhammed Rahim Han Medresesi, Matniyaz Divanbeyi Medresesi, Seyyid Alaaddin Türbesi ve Hoca Mahran Medresesi bunlardan bazıları. Şir Gazi Han Medresesi karşısında bulunan ve Hive’nin en meşhur evliyası kabul edilen Pehlivan Mahmud Türbesi de ihtişamıyla dikkat çeken türbelerden biri.

Buhara

Hive ziyaretimizin ardından hızlı trenle Buhara’ya geçtik. Buhara, tarih boyunca çeşitli âlim ve âriflere ev sahipliği yapmış güzide bir şehir. Kimler Buhara’nın havasını teneffüs etmedi ki, kimler Buhara’dan ve Buhara’nın yetiştirdiği âlim ve âriflerden feyz almadı ki? İmam Buhari, İbn-i Sînâ, Ebû Hafs el-Kebîr, Abdülhâlik Gücdüvânî ve Hace Azîzân Ali Râmitenî, bunlar Buhara’nın ilim mimarlarından bazıları. Nakşî tarikatı ve geleneğinin mimarı olan büyük mutasavvıf Şah-ı Nakşibend’in türbesi ve külliyesi de Buhara’nın 4 km uzağındaki Kasr-ı Ârifân mevkiinde bulunmaktadır.

Buhara’da farklı bir atmosfer var; sanki Buhara’yı hiç terk etmediğiniz, doğup büyüdüğünüz bir şehir gibi. İnsan orada hiç yabancılık çekmiyor. Ve bir hatırlatma: Bu ve benzeri diyarlara seyahat ederken bir ön hazırlık yapılması gerekir diye düşünüyorum. Ayrılırken içimden, “İnşAllah Rabbim bu beldeye tekrar gelmemi nasip eder.” diyerek ayrıldım.

Semerkant

Üçüncü seyahat durağımız, İpek Yolu’nun şehri, Uluğ Bey’in yaşadığı, rasathanesini kurduğu ve dahası Timur’un damgasını vurduğu, İlber Ortaylı’nın “Dünyada tek bir yer görecekseniz Registan’ı görün.” dediği, Şirdar Medresesi ve Tille-Kari Medresesi ile çevrili ilim ve irfan yatağı Semerkant’tayız. Mübalağa etmiyorum, gerçekten İslâm coğrafyasında bu denli ilim adamı, ârif, gönül mimarı yetiştiren bir başka belde var mı bilmiyorum. Bu ifadelerimden Haremeyn ve Mescid-i Aksa’yı dışladığım anlamı çıkarılmamalıdır. Zira Haremeyn ve Mescid-i Aksa’nın müstesna bir yeri vardır. Bu arada şunu da ifade etmeliyim: Registan Meydanı gerçekten görülmeye değer bir meydan. Bir de o meydandaki ışık gösterisine denk gelirseniz müthiş bir ışık şovuna da şahitlik etmiş olursunuz.

Semerkant’ta Uluğ Bey Rasathanesi, gerçekten çağı itibarıyla olağanüstü bir uğraşın ve eserin ürünüdür. Uluğ Bey, Timur’un torunu ve Timur İmparatorluğu’nun dördüncü sultanı, ünlü bir Türk matematikçi ve astronomdur. Rasathanesi görülmeye değer. İmam Buhari, aslen Buharalı olmasına rağmen Semerkant’ta yaşamış ve orada metfun olmuş büyük bir hadis âlimidir. Dört yüz dönümlük bir arazide bulunan türbesi oldukça görkemli ve görülmeye değerdir. Bu türbenin arazisi ve yapımı ile ilgili olarak Türkiye’nin de önemli katkılarının olduğu söylenmektedir. Yine bir başka önemli türbe, İmam Maturidi Türbesi’dir. Bu türbenin de geniş bir arazinin içerisinde yer almasının yanında, mimari açıdan oldukça özenle yapılmış bir yapıt olması göz kamaştırıyor. Türbeler konusunda benim gibi mesafeli olanlar için zorunlu bir açıklamada bulunmak istiyorum. Zira bu türbelerin bulunduğu yerler birer medrese mahiyetindedir.

Timur ve Bibi Hatun’un Semerkant’ta ayrı bir yeri var. Timur, Cengiz Han’ın oğlu Çağatay’ın yönetimindeki topraklarda dünyaya gelmiştir (1336-1405). Semerkant, Timur’un kurduğu imparatorluğun başkentidir. Mezarı, Gûr-i Emir Türbesi’nde olup oldukça mütevazı bir türbedir. Bibi Hatun’a gelince, Bibi Hatun, Timur’un çok sevdiği ve hatta âşık olduğu ifade edilen zevcesidir. Yine bu hatunun Cengiz’in torunu olduğu da ifade edilmektedir. Semerkant’taki Ulu Cami, Bibi Hatun adına Timur tarafından yaptırılmıştır. Timur, caminin içerisine Hz. Osman’ın Mushafı’nın sergilenebileceği devasa bir taş rahle de yaptırmıştır.

Özetle ifade etmek gerekirse Özbekistan ve ziyaret ettiğimiz yerleşim yerleri anlatılmaz, yaşanır. Semerkant başta olmak üzere Hive, Buhara ve Taşkent, ayrı ayrı ele alınması ve ayrı ayrı makaleler, kitaplar yazılması gereken tarihî beldelerimizdir. Ben Özbekistan’ı ziyaret etmekte geç kaldım, siz kalmayın.

Not: Ömer Kaptan Bey’in yazdığı Özbekistan Tarihi isimli eser, Özbekistan ziyareti öncesi mutlaka okunmalıdır.

Tur düzenleyen firmalara da bir hatırlatma: Lütfen ilgililere hatırlatınız, oteller başta olmak üzere umuma açık yerlerdeki tuvaletlere taharet muslukları koysunlar.

3 Kasım 2026

 

Paylaş