MAZLUMDER Ankara Şubesi son günlerde Ankara'da meydana gelen, Doruk Madencilik bünyesinde çalışan maden işçilerinin, ödenmeyen maaş ve tazminatlarını talep etmek amacıyla Beypazarı’ndan Ankara’daki şirket merkezine yürümek isterken ayrıca, 15 Haziran tarihinde mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenleri, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla TBMM önünde basın açıklaması yapmak isterken, kolluk güçleri eyleme izin vermemesi, biber gazı ve cop kullanması, bazı öğretmenlere ters kelepçe uygulanması ve sendika başkanları da dahil olmak üzere çok sayıda kişi gözaltına alınması üzerine açıklama yaptı.
Yaşanan olaylara ilişkin MAZLUMDER Ankara Şube tarafından yapılan açıklamasnın metni:
Son günlerde Ankara’da yaşanan ve kamuoyuna yansıyan iki olay, Anayasal güvence altında bulunan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımına yönelik ihlallere ilişkin ciddi kaygılara neden olmuştur.
15 Haziran tarihinde mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenleri, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde basın açıklaması yapmak istemiştir. Basına yansıyan bilgilere göre kolluk güçleri eyleme izin vermemiş, biber gazı ve cop kullanarak müdahalede bulunmuş, bazı öğretmenlere ters kelepçe uygulanmış ve sendika başkanları da dahil olmak üzere çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır.
Benzer şekilde, 12 Haziran tarihinde Doruk Madencilik bünyesinde çalışan maden işçileri, ödenmeyen maaş ve tazminatlarını talep etmek amacıyla Beypazarı’ndan Ankara’daki şirket merkezine yürümek istemiştir. Basına yansıyan bilgilere göre kolluk güçleri yürüyüşe izin vermemiş, çıkan arbede sırasında işçilerin darp edildiği iddia edilmiş, bir işçinin ise fenalaşması üzerine sağlık ekiplerinin müdahalesi gerekmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26. ve 34. maddeleri düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını güvence altına almaktadır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, demokratik toplumlarda kolektif ifade özgürlüğünün en temel araçlarından biridir. Bu hak, bireylerin ve toplumsal kesimlerin sorunlarını görünür kılmalarına, taleplerini kamuoyuna ve karar alıcılara duyurmalarına imkân sağlar. Demokratik bir hukuk devletinde kamu otoritelerinin görevi, bu hakkın kullanımını engellemek değil, güvenli ve etkili biçimde kullanılmasını sağlamaktır.
Basına yansıyan bilgilere göre her iki olayda da kolluk güçleri müdahalenin gerekçesi olarak eylem yerini göstermiş; TBMM çevresinde ve ana ulaşım yollarında gösteri yapılamayacağını ifade etmiştir. Oysa Anayasa Mahkemesi'nin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına ilişkin yerleşik içtihadı bunun tek başına yeterli bir müdahale gerekçesi oluşturamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Mahkeme, Osman Erbil Başvurusu'nda (B. No: 2013/2394, 25.03.2015), TBMM güvenlik bölgesi içerisinde gerçekleştirilen barışçıl bir basın açıklamasına yapılan müdahaleyi değerlendirirken, “şekli bir yaklaşımla, sadece yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle gösteri veya toplantıya müdahale edilmesi tek başına haklı görülemez” tespitinde bulunmuştur. Kararda ayrıca kamu makamlarının barışçıl toplantılara belirli ölçüde hoşgörü göstermesi gerektiği vurgulanmış ve toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi birçok kararında, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının yalnızca toplumun çoğunluğu tarafından benimsenen görüşler için değil, kamu otoritelerini rahatsız eden, eleştiren veya mevcut politikalara itiraz eden görüşler için de geçerli olduğunu belirtmiştir. Demokratik toplumun gereği, farklı düşüncelerin kamusal alanda barışçıl biçimde ifade edilebilmesine olanak tanınmasıdır.
Öğretmenlerin ve maden işçilerinin dile getirdiği talepler; çalışma hakkı, adil ücret, ekonomik güvence ve insan onuruna yaraşır yaşam koşullarıyla ilgilidir. Bu taleplerin bastırılması değil, diyalog ve müzakere yoluyla ele alınması gerekir. Kolluk güçlerinin görevi, anayasal hakların kullanılmasını engellemek değil, bu hakların güvenli şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Müdahale ancak zorunlu bir toplumsal ihtiyaç bulunması ve ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmesi halinde meşru kabul edilebilir. Barışçıl gösterilere yönelik keyfi yasaklamalar, orantısız güç kullanımı ve gözaltı uygulamaları, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özüne zarar vermektedir.
MAZLUMDER olarak; Öğretmenlere ve Maden İşçilerine yönelik müdahaleler hakkında etkili, bağımsız ve şeffaf inceleme yürütülmesini, kötü muamele ve orantısız güç kullanımı iddialarının titizlikle araştırılmasını, sorumlular hakkında gerekli idari ve adli süreçlerin işletilmesini talep ediyoruz.
Kamu makamlarını ise toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanımını kolaylaştıran, barışçıl gösterilere hoşgörüyle yaklaşan ve anayasal güvencelere uygun hareket eden bir anlayışı benimsemeye davet ediyoruz.
MAZLUMDER Ankara Şubesi
Sait Çamlıca ile Derkenar
14.06.2026
MODERN KÖLELİK / BAĞIMLILIK / Muharrem Balcı
14.06.2026
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
Kurban Bayramı 27 Mayıs'ta idrak edilecek
18.05.2026
YOLDAKİ TAŞ/KEVSER KIRAN
19.05.2026
Dindarların Çelişkileri YUSUF YAVUZYILMAZ 13.06.2026
Bireyselleştikçe Tükenen Vefa AHMET GÜRBÜZ 15.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026