yaşadığımız şey esasında bir ömür değil sadece;
bir yol hikâyesidir dost.
insan bu dünyaya bir ev sahibi gibi değil,
bir yolcu gibi gelir.
elinde bavul yoktur belki ama kalbinde yükler, umutlar, korkular ve dualar taşır.
kimi uzun yürür, kimi kısa.
kimi yolun güzelliğine takılır, kimi yolun sahibini arar.
ve galiba insanın bütün meselesi burada başlar.
çünkü yol dediğimiz şey sadece gidilen mesafe değildir.
yol, insanın içinden geçtiği haldir.
öyle ya...
bir gün kitaplar açılacak.
herkesin yürüdüğü yollar ortaya dökülecek.
kimin hangi kavşakta neyi tercih ettiği...
hangi karanlıkta rabbine sığındığı...
hangi yalnızlıkta imanını koruduğu...
hangi nimetin içinde şükrettiği...
hangi acının içinde sabrettiği...
hepsi tek tek okunacak.
işte o gün insanın malından, makamından, alkışlarından önce hikâyesi konuşacak.
çünkü allah katında mesele ne kadar yaşadığın değil,
nasıl yürüdüğündür.
dindarlık da biraz böyledir sanki.
sadece haramları terk etmek, sadece ibadetleri yerine getirmek değildir.
bunlar elbette yolun azığıdır.
ama dindarlık aynı zamanda bir hikâye sahibi olmaktır.
rabbin sana baktığında;
"bu kulum düştü ama bana döndü."
"bu kulum yalnız kaldı ama istikameti bırakmadı."
"bu kulum herkesin sustuğu yerde hakkı söyledi."
"bu kulum kalbi kırıkken bile kapımı terk etmedi."
diyebilmesidir.
çünkü iman, kuru bir bilgi değil; yaşanmışlık ister.
hem de her yol düz değildir.
kimi yollar vardır ki insanı sarp bir yokuşa vurur.
ayağın kayar, nefesin daralır, yükün ağırlaşır.
işte adamlık da biraz orada belli olur.
darlıkta doğruluktan ayrılmamak zordur.
çıkarın varken kandırmamak...
hesabını görecek kudretin varken affedebilmek...
kimsenin görmediği yerde emanete sahip çıkmak...
işte bunlar yolun sarp yerleridir.
çünkü insanı asıl yoran yokuşlar taşlardan değil, nefsinden yapılmıştır.
bazen önüne öyle kapılar açılır ki bir yalanla kazanırsın.
bir hileyle yükselirsin.
bir tuzakla öne geçersin.
ama mümin bilir ki yol sadece varmak değildir.
nasıl vardığın daha önemlidir.
arkasında ağlayan insanlar bırakarak yürüyenler vardır.
bir de geçtiği yere güven bırakanlar...
arkasında kırık kalpler bırakanlar vardır.
bir de geçtiği yere dua bırakanlar...
işte rabbimizin görmek istediği yolculuk biraz da budur.
kimseyi aldatmadan...
kimsenin hakkına girmeden...
zor zamanda bile adam kalabilmek.
çünkü kur'an'ın anlattığı büyük insanlar da birer yol hikâyesidir zaten.
bir kuyuya bırakılan yusuf...
ateşe yürüyen ibrahim...
denizi aşan musa...
mağaraya sığınan nebi...
hiçbirinin hikâyesi konforla yazılmadı.
yol, onları yoğurdu.
çile onları olgunlaştırdı.
bekleyiş onları güzelleştirdi.
ve sonunda ortaya sadece bir hayat değil, bir kıssa çıktı.
bugün modern insanın en büyük yoksulluğu da budur belki.
her şeye sahip olmak istiyor ama bir hikâyeye sahip olmak istemiyor.
acısız başarı...
bedelsiz mutluluk...
emeksiz huzur istiyor.
oysa iz bırakmayan ayakların hikâyesi olmaz.
rüzgârın savurduğu yaprak gibi yaşanan ömürler, geride hatırlanmaya değer bir şey bırakmaz.
halbuki mümin dediğin yol adamıdır.
biraz yürüyüştür.
biraz arayıştır.
biraz da vardığını zannettiği yerde yeniden yola çıkabilmektir.
çünkü bu dünya varılacak yer değil, geçilecek yerdir.
ve belki de insanın kendine sorması gereken en büyük soru şudur:
"eğer bugün rabbim bana 'gel kulum' dese,
açılan kitaplarda anlatılmaya değer nasıl bir hikâyem olurdu?"
işte bütün mesele burada düğümleniyor dost.
ömür bitince geriye yıllar kalmayacak.
geride sadece hikâyemiz kalacak.
ve ne mutlu, yolun sarp yokuşlarında bile doğruluktan ayrılmamış olanlara...
ne mutlu, zor zamanda adamlığını kaybetmeyenlere...
çünkü insanlar illaki menzile varır.
bazı insanlar ise menzile hikâye bırakarak varır.
paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!
Hayır ve Şer|Mukaddes Özkan
21.06.2026
İlkel “komünal” toplum|Vahdettin İnce
21.06.2026
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
Trump’ın Barış ve Savaşı / Mehmet Taşdöğen
31.05.2026
Kurban yakın eder ırağı|Vahdettin İnce
31.05.2026
İnsan, Ahlak ve Siyaset YUSUF YAVUZYILMAZ 21.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 7 ÜSTÜN BOL 19.06.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026