Yaşanan son olaylardan bazıları dikkatimi çekti. Bunlar; Suriye Halk Meclisi'ne yapılan atamalar, Hamaney'in cenaze merasimi ve Türkiye'de gerçekleşen NATO Zirvesi.
5 Ekim 2025'te bölgesel seçim kurulları, Suriye'de geçiş dönemi boyunca yasama faaliyetlerini yürütecek 210 sandalyeli Halk Meclisi'nin üçte ikisini seçmişti. Kalan 70 atama ise, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yapıldı.
Son atanan milletvekilleri arasında ünlü oyuncu Rozina Lazkani de bulunmakta. Yeni milletvekillerinin 15'i kadın, 13'ü ise 2024'te devrilen Esed iktidarı döneminde hapis yatmış kişiler. Suriye Halk Meclisi Seçimleri Yüksek Komitesi Başkanı Muhammed Taha el-Ahmed, meclisin "Suriye toplumunu temsil ettiğini ve ulusal birliği güçlendirdiğini" söyledi. El-Ahmed; son atanan isimler arasında 13 yıl süren iç savaş sırasında şehit düşenlerin yakınları ile mağdurların, toplum liderlerinin, akademisyenlerin, kamu hizmetlerinde tecrübeli ve dürüst kişilerin yer aldığını belirtti.
Terör örgütlerine yakın isimlerin yer almadığı, Suriye'de bulunan Türkmen, Kürt ve sair toplulukların temsil edildiği bildirilen geçici meclis çalışmalarına başlamış durumda.
Üzücü bir durum var!
Suriye'de Baas Partisi'nin iktidara gelmesiyle 1971'den bu yana Esed Yönetimi'nin adı duyulmakta. Suriye halkına zulmeden yönetim, 2024'te çöktü ve B. Esed ülkeden kaçtı. Ne yazık ki, spikerler dahil birçok insan hâlâ Esad (Esat) Yönetimi diyor. "Esed; arslan, Esad (Es'ad) ise çok mutlu olan insan" demek. Hatada bu kadar mı ısrar edilir! Mesleği habercilik olan insanların; İngilizce, Almanca veya Fransızca olan kelimeleri orijinal halleriyle söylerlerken Arapça köklü kelimelere karşı bu bilgisizlik ve ilgisizlikleri insanı düşündürüyor. Bu hatanın muhafazakâr diye bilinen bazı kanallarda hâlâ devam ettirilmesi de üzücü bir durum.
Suriye'de iç savaşın yeni başladığı dönemlerde ailemle Tokat'tan İstanbul'a dönüyordum. Amasya civarında, 20 yaşlarında bir delikanlı yol kenarında kuşburnu satıyordu. Alış-veriş esnasında delikanlı, yanımda bulunan 15 yaşındaki oğluma "İsmin ne?" diye sordu. O da "Muhsin Esad" deyince Anadolu'nun yağız delikanlısı kükredi ve başladı bana sitem etmeye. "Beyamca! Sen iyi birisine benziyorsun. Niye milleti katleden zalim bir adamın adını bu yakışıklıya verdin?" diyordu.
Yağız delikanlının samimi olduğuna kanaat getirdiğimden tebessüm ederek izah etmeye başladım. "O adamın adı Esed, bizim çocuğunun ismi Esad (Es'ad). Onun adının manası "arslan", bizim çocuğun isminin manası ise; "Allah yolunda yürüyen en mutlu insan" demek. Suriye Savaşı yeni başladı, bizim çocuk ise 15 yaşında" diyerek durumu anlattım. Neticede delikanlıyla anlaştık.
*
28 Şubat 2026'da ikamet ettiği konutun ABD tarafından bombalanması üzerine İran dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney, kızı, damadı ve torunu ile çok sayıda üst düzey yetkili hayatını kaybetmişti. ABD Başkanı Trump; Hamaney ile 48 İranlı liderin öldürülmesinden duyduğu sevinci dile getirirken T.C Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin taziyede bulunmuşlar, Çin de kınama açıklaması yapmıştı.
Hamaney'in ölümü üzerine İran, ülkede 40 günlük yas ilan etmişti. İsrail, İran'ın balistik füze stokları ve fırlatma noktaları ile hava savunma sistemlerini vurmaya devam ederken İran da İsrail, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün'ü hedef alan hava saldırıları düzenlemişti. Ne yazık ki, İran'ın İsrail'e yönelik balistik füze saldırılarının çok azı İsrail'e ulaşabilmişti. Hamaney'in ölümünün ardından rejime karşı olan bazı kesimlerin sokaklara çıkarak kutlama yapmaları ve kışkırtma çalışmaları sonuç vermemiş, Amerika'nın İran'da iç karışıklık çıkarma planları tutmamıştı.
ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ilk günlerinde hayatını kaybeden Hamaney'in cenaze merasiminin 4 ay sonra yapılması ve gelen Müslüman ülkelerin heyetlerine ziyaret esnasında farklı âyet-i kerimelerle mesaj verilmeye çalışılması dikkat çekti. Cenaze merasiminin ertelenmesine; ABD'nin bombalamasından dolayı demiryollarının bazı kesimlerinin etkilenmiş olması ve güvenlik sıkıntısı sebep olarak gösterildi.
3 Temmuz'da başlayan cenaze töreni; 3 gün Tahran'da devam ettikten sonra 7'sinde Kum'da tören düzenlendi. Hamaney'in naaşı 8 Temmuz'da Irak'ta bulunan Necef ve Kerbela'ya götürüldükten sonra 9 Temmuz'da tekrar İran'a getirilerek Meşhed şehrinde defnedildi. Böylece 4 ay sonra gerçekleşen cenaze merasimi bir hafta sürmüş oldu.
Hamaney'in naaşını ziyaret esnasında İran yönetiminin, Müslüman ülkelerin heyetlerine âyet-i kerimelerle mesaj vermeye çalıştığı görüldü. Türkiye için Nisâ: 95, Suudi Arabistan için Âl-i Imrân: 13, Katar için Fetih: 2, Iraklı aşiret şeyhleri için Ahzâb: 1, Lübnan için Nisâ: 66, Hizbullah için Âl-i Imrân: 139 ve Husiler için Âl-i Imrân 146. âyetler okundu. İran, ülkeler hakkında kendince bir değerlendirme yapmış ve âyet-i kerîmelerle mesaj vermek istemişti. Müslüman ülke heyetleri de İran'a mesaj vermek istediklerinde İran'ın durumuna vurgu yapan âyet-i kerîmeler bulmakta zorlanmayacaklardır.
*
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Kore, 38. paralelle ikiye ayrılmıştı. 38. Paralelin kuzeyini Sovyet Rusya, güneyini ise ABD işgal etmişti. ABD ve Avrupa ülkeleri, SSCB'ye karşı savunma amaçlı Kuzey Atlantik İttifakı'nı kurdular.
NATO'nun ana felsefesi, tehditkâr güçlere karşı Avrupa'yı korumaktı. II. Dünya Harbi'nden sonra Rusya ile Türkiye'nin arası açılınca Türkiye Cumhuriyeti, Rusya'nın saldırılarından korunmak için daha az zararlı gördüğü NATO'ya dâhil olmak istemiş, ancak çeşitli nedenlerle kabul edilmemişti. Aslında NATO da Türkiye'yi, Avrupa Birliği için tehdit olarak görmekteydi.
Kuzey Kore'nin 25 Haziran 1950'de Güney Kore'ye saldırması üzerine Türkiye, Birleşmiş Milletler'in yanında yer alarak Kore'ye 5000 kişilik kara kuvveti göndermişti. İktidarda Demokrat Parti Hükümeti bulunmaktaydı. Türkiye'nin Kore desteği, NATO'ya üye olmada etkili oldu.
Türkiye’nin NATO üyeliğiyle alakalı protokol 17 Ekim 1951 tarihinde imzalanmıştır. Kuzey Atlantik Anlaşması'na T.C'nin katılmasına dair kanun 18 Şubat 1952 tarihinde kabul edilmiş olup Türkiye Yunanistan’la aynı anda NATO’ya üye olmuştur.
Türkiye'nin NATO üyeliğinin üzerinden 74 sene geçti. Türkiye, üyesi olduğu NATO'nun ambargolarıyla muhatap oldu. Parası ödenmiş uçak ve mühimmatlar Türkiye'ye gönderilmedi. Kıbrıs, Bosna, Azerbaycan, Ermenistan gibi meselelerde Türkiye yalnız bırakılmak istendi.
7-8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye'nin başkenti Ankara'da NATO Zirvesi düzenlendi. Bu zirve, güvenlik konuları hakkında resmî kararların alınacağı 36. NATO Zirvesi olup 2004 İstanbul Zirvesi'nin ardından Türkiye'de düzenlenen ikinci NATO zirvesiydi.
Zirvede F 35'lerin durumu, güvenlik gibi birçok konular görüşülüp NATO üyelerinin korunması konusu tekrar teyit edildi. Türkiye'nin gücü daha iyi anlaşıldı. Yabancı devlet başkanları, tarihî değerlerimizi, devlet geleneklerimizi, Mehterimizi, silah sanayimizi ve misafirperverliğimizi gördüler. Özel yapım tabancalar hediye edildi. Önceki dönemlerdeki başörtü mağdurlarından bir kısmı artık icra makamındaydı. NATO üyesi ülke temsilcilerine gerekli mesajlar verildi…
Ancak zalimlere "Dur!" diyen bir gelişme olmadı. Mazlumların hâlâ güvenliği yok. Akan kan Müslüman kanı! Filistin başta olmak üzere, mazlum coğrafyalardaki zulüm devam etmekte.
"Düşenin dostu olmaz derler,
Hele bir düş de görürsün.
O zaman dostları sen,
Düşte görürsün."
Müslümanlar kıyam etmedikçe, bir araya gelerek güçlerini birleştirmedikçe zulüm durmayacak ve mazlumların yüzü gülmeyecek!
Söz'ün Hakimiyeti-Zeynep Taş
09.07.2026
Hayır ve Şer|Mukaddes Özkan
21.06.2026
İlkel “komünal” toplum|Vahdettin İnce
21.06.2026
Sait Çamlıca ile Derkenar
14.06.2026
Amerika Kaybetti / Mehmet Taşdöğen
26.06.2026
Fetö'nün Çaldığı En Değerli Şey AHMET GÜRBÜZ 13.07.2026
bırak da olsun be dost! MUSTAFA AKMEŞE 10.07.2026
AMERİKA, NATO VE TÜRKİYE YUSUF YAVUZYILMAZ 11.07.2026
TEBDİL-İ MEKÂNDA FERAHLIK VARDIR! AYTEN DURMUŞ 10.07.2026
İnsan, Ahlak ve Siyaset YUSUF YAVUZYILMAZ 21.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 7 ÜSTÜN BOL 19.06.2026
Bireyselleştikçe Tükenen Vefa AHMET GÜRBÜZ 15.06.2026