Sahih-i Buhari’de geçen şu veciz kıssa, FETÖ’nün anatomisini gözler önüne seren, mihenk taşı mesabesinde bir hadis-i şeriftir. Zira zaman geçtikçe olayı siyasi düzleme taşıyarak sulandırmak ve çarpıtmak isteyen sistematik bir gayret dikkat çekmektedir.
Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sav) beni Ramazan zekâtını muhafazaya tayin etmişti. Derken kara bir adam gelerek zahireden avuç avuç almaya başladı. Ben derhal kendisini yakaladım: ‘Seni Resûlullah (sav)’a çıkaracağım.’ dedim. Bana: ‘Ben fakir ve muhtaç bir kimseyim, üstelik üzerimde bakmak zorunda olduğum çoluk çocuk var, ihtiyaçlarım cidden çoktur, şiddetlidir.’ dedi. Ben de onu salıverdim.
Sabah olunca Hz. Peygamber (sav) bana sordu: ‘Ya Ebu Hüreyre! Akşamki esirini ne yaptın?’ Ben: ‘Ey Allah’ın Resulü! Bana şiddetli ihtiyacından ve çoluk çocuktan dert yandı. Bunun üzerine ona acıyarak salıverdim.’ dedim. Resûlullah (sav): ‘Ama o sana muhakkak yalan söyledi. Haberin olsun, o tekrar gelecek.’ buyurdu. Bu sözünden anladım ki herif tekrar gelecek. Binaenaleyh onu beklemeye başladım. Derken yine geldi ve zahireden avuçlamaya başladı. Ben de derhal yakaladım ve: ‘Seni mutlaka Resûlullah (sav)’a çıkaracağım.’ dedim. Yine yalvararak: ‘Beni bırak, gerçekten çok muhtacım, üzerimde çoluk çocuk var, bir daha yapmam.’ dedi. Ben yine acıdım ve salıverdim.
Ertesi gün Resûlullah (sav) yine sordu: ‘Ey Ebu Hüreyre, dün geceki esirini ne yaptın?’ Ben: ‘Ey Allah’ın Resulü, bana ihtiyacından, çoluk çocuğundan dert yandı. Ben de acıdım ve salıverdim.’ dedim. Resûlullah (sav): ‘Ama o yalan söyledi, fakat yine gelecek.’
Üçüncü sefer yine gözetledim. Yine geldi ve zahireden avuç avuç almaya başladı. Onu yine yakalayıp: ‘Seni mutlaka Hz. Peygamber (sav)’e götüreceğim. Bu üçüncü gelişin; üstelik sıkılmadan, bir daha gelmeyeceğim deyip yine de geliyorsun.’ dedim. Yine bana rica ederek şöyle dedi: ‘Bırak beni, sana birkaç kelime öğreteyim de Allah onlarla sana fayda ulaştırsın.’ Ben: ‘Nedir bu kelimeler, söyle!’ dedim. Bana dedi ki: ‘Yatağa girdin mi Ayet-el Kürsi’yi sonuna kadar oku. Bunu yaparsan Allah senin üzerine muhafız bir melek diker, sabah oluncaya kadar sana şeytan yaklaşamaz.’ Ben yine acıdım ve serbest bıraktım.
Sabah oldu. Resûlullah (sav): ‘Dün akşamki esirini ne yaptın?’ diye sordu. Ben: ‘Ey Allah’ın Resulü, bana birkaç kelime öğreteceğini, bunlarla Allah’ın bana fayda ve ihsan buyuracağını söyledi, ben de kendisini yine serbest bıraktım.’ dedim. Resul-i Ekrem (sav): ‘Neymiş onlar?’ dedi. Ben: ‘Bana döşeğine uzandığın vakit Ayet-el Kürsi’yi başından sonuna kadar oku. (Bunu okursan) Allah’ın koyacağı bir muhafız üzerinden eksik olmaz ve ta sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz! dediğini söyledim.’
Resûlullah (sav) bunun üzerine: ‘(Bak hele!) O koyu bir yalancı olduğu halde bu sefer doğru söylemiş. Ey Ebu Hüreyre! Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun?’ dedi. Ben: ‘Hayır!’ cevabını verdim.
‘O şeytandı.’ buyurdular.”
15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinde tam 10 yıl geçti. İçlerinde yakinen tanıdığım ve sevdiğim kardeşlerimin de olduğu 252 vatan evladı şehit, 2 bin 740 kahraman ise gazi oldu. Rabbim hepsine şanına ve vadine yaraşır şekilde ecrini ve sabrını versin.
Dökülen tek bir damla kanın Allah rızasından başka bir karşılığı olamaz, bu her türlü tartışmadan varestedir.
Mamafih, hain örgütün devlete ve millete verdiği zararın haddi hesabı yoktur. Ülkemizin itibarı, ekonomiye yansımaları, güvenlik birimleri başta olmak üzere kurumlara verdiği zarar bir yana; sosyolojik yıkımlarının tarifi mümkün değildir.
Akademik üstünlüğü yegâne başarı; para, nüfuz ve gücü en etkili silah; hedefe ulaşmak için her yolu mubah görerek kadim değerleri hedef aldılar.
Anadolu’nun zeki çocuklarını mankurtlaştırıp milletine ve değerlerine düşman ederek bir nesli heba ettiler.
Nevzuhur beynelmilel casusluk örgütünün önde gelenlerinin bir kısmı yakalanarak kodese tıkıldı, geri kalan kahir ekseriyeti ise yurt dışında milletimizin üzerine hesap yapan mihrakların elinde kullanışlı birer aparata dönüştü.
Öyle şeytani ve tehlikeli bir yapı ki eli kanlı PKK terör örgütünün diz çökmesi ve silahları teslim etme noktasına gelmesi bile ancak FETÖ’nün belinin kırılmasından sonra mümkün olabilmiştir.
Başlarındaki iblis hayattayken; “Hz. Cebrail parti kursa oy vermem.” diyerek, tesettürü füruat sayarak, Şia’nın temel akidesi takiyyeyi benimseyip yaygınlaştırarak, haramlara cevaz verip farzları gizleyerek, yetkisizce içtihatlar yaparak Allah’ın ayetlerini tahfif edip maneviyat bahçemizi tahrip etmiştir.
FETÖ toplumun mayasına su katmış, imanını tezyif etmiş, ahlakını tahrif etmiştir. Bugünkü sosyal buhranın perde arkasında bu tahribatın izi vardır.
Başlarındaki iblisin ölmesine, içerideki atıklarının yer altına inmesine, önemli isimlerinin yurt dışına kaçmasına rağmen, toplumun kılcallarına kadar işleyen virüsün sonucu maalesef “FETÖ ahlakı” tevarüs etmektedir.
Evet, FETÖ güvenimizi yıktı, paramızı çaldı, gençliğimizi aldı, istihbaratımızı sattı ama en önemlisi ahlakımız gitti.
Sorsan herkes FETÖ’ye düşman ama kimse onların davranışlarını taklit etmekte beis görmüyor.
Bundan sonra yapılması gereken en önemli mücadele bu alanda olmalıdır.
Kalplerinde hastalık olup da Allah’ı aldatmaya çalışanlara; “Yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiği zaman, Hâşâ, biz ancak ıslah edicileriz, derler. Uyanık olun; onlar kesin kes ifsat edici şuursuzların ta kendisidirler.”
Islah edenleri de ifsat edenleri de en iyi bilen Allah (cc)’dır.
Söz'ün Hakimiyeti-Zeynep Taş
09.07.2026
Hayır ve Şer|Mukaddes Özkan
21.06.2026
İlkel “komünal” toplum|Vahdettin İnce
21.06.2026
Sait Çamlıca ile Derkenar
14.06.2026
Amerika Kaybetti / Mehmet Taşdöğen
26.06.2026
bırak da olsun be dost! MUSTAFA AKMEŞE 10.07.2026
AMERİKA, NATO VE TÜRKİYE YUSUF YAVUZYILMAZ 11.07.2026
TEBDİL-İ MEKÂNDA FERAHLIK VARDIR! AYTEN DURMUŞ 10.07.2026
Fetö'nün Çaldığı En Değerli Şey AHMET GÜRBÜZ 13.07.2026
Dindarların Çelişkileri YUSUF YAVUZYILMAZ 13.06.2026
İnsan, Ahlak ve Siyaset YUSUF YAVUZYILMAZ 21.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 7 ÜSTÜN BOL 19.06.2026
Bireyselleştikçe Tükenen Vefa AHMET GÜRBÜZ 15.06.2026