7 Şevval 1447, Pazar
Hazırlıklara başladık.
Ben zihni hazırlıklarla uğraşıyorum daha çok.
90’lı yılların başları.
Savaşın en korkunç zamanları televizyonlarda izlediğimiz görüntüler korkunç.
Film gibi ama değil.
Sonra bir sürü gerekli gereksiz hatıra. Hatıraların çoğu keyifsiz.
Aliya’yı ziyaret etme fikri bile güzelken şimdi nereden geldi bunlar aklıma.
Bir gün geleceğim demiştim.
Biraz tembellik, biraz ihmal, biraz ‘büyük işlerin’ peşinde koşma hastalığı.
Sonra her şey geçip yeniden akıl baliğ olunca yapamadıkların, ertelediklerin düşüyor aklına.
Neyse Aliya’yla aynı çağda yaşamış, aynı havayı teneffüs etmiş insanlarız çok şükür.
8 Şevval 1447, Pazartesi
Zeynep’in gelip gelemeyeceği belli değildi.
Sabah gelebileceğini söyledi kızım.
Beş kişi olduk şimdi.
Çarşamba günü yola çıkacağız. Öğleden sonra Saraybosna. Program belirsiz.
Kervan yolda düzülür zaten. Hem böylesi daha heyecanlı.
Birkaç kitap kurcaladım Aliya’dan. Öylesine bakındım. Zaten çoğunun altlarını çizmişim.
Kitapları altını çizerek okumanın ne kadar faydalı bir şey olduğunu bilenler bilir.
Heyecan verici ve fakat bir o kadar da nedensiz bir tedirginlik.
Nedensiz dediysem lafın gelişi.
9 Şevval 1447, Salı
Tedirginliklerim var. Ayak parmaklarımdaki sıkıntılar değil beni tedirgin eden
Yolu açanın yolu kolaylaştıracağından eminim.
Bir aydan fazla süredir Amerikan –Yahudi çetesi İran’ı bombalıyor.
Kâfirdir yapar, sorun değil!
Canımı sıkan, bir zamanlar canıma yoldaş bildiğim dostların en küçük bir rüzgârda toz zerreleri gibi dağılıp gittiğini görmek.
Bosna’ya giderken aklıma niye takıldı bu mesele?
Aliya ve söyledikleri birkaç gündür kafamda dönüp duruyor.
Üstelik Aliya’nın ümmet ve Müslümanlar üzerine söylediği sözler kafamda dönüp duranlar.
Önemsemediğim insanlar umurumda değil.
Canları cehenneme der geçerim.
Öyle de zaten! Ama zaten birkaç tane dostun olunca söyleyemiyorsun aynı şeyleri.
Aliya her uyardığında O ve hiç tanıdık olmayan cümleleri geliyor aklıma.
Nasıl olabilir diyorum, nasıl olabilir?
Ama oluyor işte!
Biraz öfke var içimde ama daha çok hayal kırıklığı.
İktidar dediğimiz şey insanları bu kadar esir alabilir mi?
Kaybetme korkusu bir bünyeyi bu kadar perişan edebilir mi? Aklım almıyor.
Belki aklımın almaması daha iyidir. Bilemiyorum.
Yarın Aliya’ya doğru yola çıkacağız.
Ben dün olduğu gibi bugün de, bugün olduğu gibi yarın da Aliya ile konuşacağım bu konuyu.
Bir sonuç alır mıyım, bilmiyorum. Önemli de değil!
Sonuç almak için iş yapılmaz zaten. Yol hedeften daha muteberdir.
Ama şunu biliyorum: mezarının başına geldiğimde ruhum sükûnete erecek.
Bilmek ne güzel şey anne.
A101, CarrefourSA’yı satın alıyor
20.04.2026
yürümeyen, yazgısını eksik yaşar MUSTAFA AKMEŞE 23.04.2026
OKUL, EĞİTİM VE ŞİDDET YUSUF YAVUZYILMAZ 18.04.2026
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İRAN SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 20.04.2026
İran Rejimi DERVİŞ ARGUN 24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -1 ÜSTÜN BOL 24.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026