metrika yandex

Haberler / Sivil Toplum

YENİDEN ERDEMLİLER İTTİFAKI / Üstün BOL

22.03.2021

Halk nezdinde 1991 seçimleri ile başlayan ve 1994 seçimleri ile zirveye ulaşan Refah Partisi eğilimi, sadece ulusalcı kesimlerin değil, bu kesimleri yöneten otoritenin de tedirginliğini artırmıştı.

Refah Partisinin bir alternatif olarak var olması ve güçlenmesi kurulu 'sermaye ve kabile düzeninin’ konforunu kaçırıyordu.

Sermaye, kendisi ile iyi geçinen /iyi geçinmek istediği/ ordu mensuplarını emekli olduklarında şirketlerinde üst düzeyde istihdam ediyor, bu istihdam devletin açılamaz denilen kapılarını sermayeye açıyor; bunun karşılığında, sermayenin elindeki yazılı ve görsel medya ‘yüce otorite’nin bütün günahlarını temizliyordu.

Teşbihte hata olmaz! Müşrik Mekke’de var olan düzen de, kendini sermaye ve kabile (sınıf) üstünlüğü üzerine kurulu bir iktidar ile var ediyordu.

Bu iktidar, sahip olduğu güç ve sermayeyi korumak için güçsüz ve yoksun olanın hakkını kolayca gasp ediyor ve kendi yandaşlarının hizmetine sunuyordu.

Tam da bu sırada Mekke’nin en itibarlı kabilesi kabul edilen KUSAY içinde yaşanan 'idari' anlaşmazlık, Mekke’de o güne kadar görülmeyen çapta büyük bir ayrışmaya neden oldu.

Bu ayrışmanın sonunda, ellerini güzel kokuyla doldurulmuş bir kaba bandıranlar ‘Güzel Kokulular İttifakı’; ellerini kesilmiş bir hayvanın kanıyla dolu kaba bandıranlar ‘Kan Yalayanlar İttifakı’ (Yeminliler İttifakı) adını aldılar.

Güzel Kokulular İttifakı ileride Peygamber aleyhisselamın da içinde yer alacağı Erdemliler İttifakı’nın (Hilfü’l Fudul) temelini oluşturmaktaydı.

Erdemliler ittifakı, ezilmişler için adaleti sağlayıp zalimlere yaptıklarının karşılığını misliyle, kanun önünde ödetmenin garantörlüğünü üstleniyordu. (1)

Yeminliler İttifakı ise, Mekke’nin diğer yüzünü temsil ediyor, mal ve iktidar sahiplerinin menfaatlerini koruyup kollayarak, onların her türlü fırsatçılığına güvenlik ve zemin tesis edeceğini ilan ediyordu.(2)

Bu yönetimsel ayrışma esasında bir idari anlaşmazlık değil ilkesel bir bölünmeydi.

Nitekim İslam’ın tebliğ edilmeye başlanması ile birlikte Peygamberin yanında yer alanlarla, O’nun karşısında duranlar neredeyse tamamen bu ayrışmanın tarafları olacaktı.

Peygamber aleyhisselam çok zaman sonra bu günleri anlatırken ‘Amcalarımla birlikte öyle bir anlaşmaya katıldım ki, benim gözümde kızıl tüylü bir deve sürüsünden daha sevimlidir. O anlaşmaya şimdi de çağırılsam, yine icabet ederim’ (3) diyecekti.

1990’lı yılların başından itibaren 'tehlike'nin farkına varan günün ‘Yeminliler İttifakı’, elindeki güç ve sermayenin menfaatleri ile iktidarını korumak için sınıf farkı gözetmeksizin kendileri gibi olmayan bütün insanlar üzerinde acımasız bir baskı kurdu.

Gerek fiziki, gerekse psikolojik baskılar arttığında ise, 'Erdem' sahibi insanlar haksızlıklar karşısında seslerini yükselttiler.

Yaşam tarzı ve düşünce itibariyle esasen Yeminliler İttifakıyla benzeşen ancak haksızlıklar karşısında susmayan bu insanlar, önce kendi çevrelerince tecrit edildiler sonra ise var oldukları mecralarından kovuldular.

Zaman, 1400 yıl sonra yeni bir 'Erdemliler İttifakı'nın kurulması için en uygun şartları oluşturuyordu.

'Yüce Otorite' ile geçinemeyen ve onların isteğiyle medya patronları tarafından işten atılan veya istifa ettirilen Kürşat BUMİN, Ali BAYRAMOĞLU, Gülay GÖKTÜRK, Cüneyt ÜLSEVER, Cengiz ÇANDAR, Koray DÜZGÖREN, Etyen MAHÇUPYAN ve adı aklımıza gelmeyen başkaca yazarlara İslami camianın gazete, dergi ve televizyonları kapılarını açıp özgürce yazabilekleri, yayın yapabilecekleri ortamlar oluşturdu.

Birimizin özgürlüğünün hepimizin özgürlüğü olduğu düşüncesinden yola çıkan yeni 'Erdemliler İttifakı' ilerleyen zamanlarda güç ve otorite alanlarının el değiştirmesiyle doğal olarak bozuldu.

Aradan çok zaman geçmedi! Kimi, dengeler adına kimi, kutsal otoriteler adına kimisi de, kişisel sebeplerle çok günah işlendi.

Eski dostluklar yitirildi, geçmişte erdem olarak görülen davranışlar artık tehlike olarak değerlendirilmeye başlandı.

Güçlü ile zayıfın yer değiştirdiği bir tarih diliminde zaman ve mekan bizi yeni bir 'Erdemliler İttifakı' kurmaya zorluyor.

Ama bir farkla! Bu kez 'Erdem' göstermesi gerekenler; güç, otorite ve varsıllıklarından feragat etmesi gerekenler, başkaları…
 

1. İlk Bahar/Hz. Peygamberin Hayatına Dair Stratejik ve Siyasi Bir Okuma/ – Wadah KHANFAR- VADİ Yayınları

2. A.g.e. Syf. 139

3. A.g.e. Syf. 135

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
mbozac | 23.03.2021 12:48
bildiğimiz kadarıyla hıful fudul da mekkedeki ticaret ve tibarın muhafazası için çalışıyodu... zir bir haksızlık, bir şayia olarak yayılırsa o mekkedeki düzen sahiplerinin de işine gelmezdi.. risaletten sonra bu grup hz peygamberden yana net tavır koymamış, yanında yer almamış, oligarşik duruş içinde olmuştur...