28 Şubat’ın ne zaman başladığını tespit etmek güç.
Her zihnin, her hikayenin farklı bir başlangıç tarihi olmalı.
Benim için 28 Şubat, 1989 yılında Ordu Lisesinde ilk derse başörtülü girip ikinci derste başını açmak zorunda kalan Kimya Öğretmenimin, öğrencilerinin gevşek bakışları ve ikircikli soruları karşısında gözleri nemli, boğazı düğümlenmiş fotoğrafıyla başladı.
O gün ne olduğunu anlayamamış ve fakat bu başlangıcı yıllar sonra farketmiştim.
28 Şubat 1997’nin üzerinden 24 yıl geçti.
28 Şubat darbesinin ne kadar kötü olduğunu, o dönemde idareci/bürokrat olarak görev yapıp, bütün gayrimeşru kararları itinayla uygulayan yöneticilerden dinledikten sonra yaşadığımız aydınlanma tarif edilemez!
Sahip olduğu makamı kaybetmemek için üniversite öğrencilerini kampüse sokmayan, 15-16 yaşlarındaki lise öğrencilerini şehrin dışında ormanlık alanlara bırakan memurlar, o zor günlerde nasıl baskı altında kaldıklarını, ne zorluklar yaşadıklarını ağlak ağlak anlatıyor kameralar karşısında!
Savaş ve Barışta bir Rus atasözünden bahsediyor Tolstoy:’Çar’ın kalbi Tanrı’nın ellerindedir’.
Ve ilave ediyor:’Çar tarihin kölesidir’.
Hangi Çar? Çar Aleksandr mı, Çar Nikolay mı?
Hiçbiri! Çar, yani Devlet!
Çar bir şey yapmışsa bunu Tanrı istemiştir.
Tanrı bir şeyin olmasını istemişse Çar/Devlet masumdur!
Tolstoy’un ‘Çar tarihin kölesidir’ sözü ‘olacağı vardı, oldu’ demeye geliyor.
Rus devleti ‘zavallı rusları’ Tanrıyla bu şekilde aldatıyordu işte!
Öyle ya! Rusya’da Avrupa’nın tamamından daha çok Kilise ve Manastır vardı!
28 Şubat yargılamaları sırasında sanıklara, ‘Uzatmayalım, olan oldu. Bundan sonra memleket için ne yapabiliriz, ona bakalım’ dedirten özgüven aynı Tanrı-Devlet ilişkisine dayanıyordu.
‘Biz Türkler’ ise Padişahın Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olduğuna inandırılmış topluluklarız.
Hangi Padişah Allah’ın gölgesi? 2. Mahmud mu, 3. Selim mi?
Deli ve çocuk padişahlarda gölgeden sayılıyor mu?
Herhangi bir isimden bağımsız, tüzel kişiliktir Allah’ın gölgesi olarak kutsanan güç.
28 Şubat, dili hamaset kokan ezbercilerin anlattığı gibi üç-beş üniformalının kişisel fantezisi değildi.
Bu üniformalıların etrafında toplanan tüccar sınıfı ve onların kiralık kalemlerinin ‘bu aziz millete’ kumpası değildi söz konusu olan!
‘Yüce otorite’ içerisinde bir sınıfın izni ve talimatları ekseninde gerçekleştirilmiş bir toplu cinayet girişimidir 28 Şubat.
15 Temmuz da tıpkı 28 Şubat gibi aynı ‘yüce otorite’nin izni ve talimatları ile gerçekleşmiş bir darbe girişimidir.
‘Yüce otorite’ 28 Şubat’ta başarılı oldu ancak 15 Temmuz’da başarılı olamadı.
28 Şubat’ta darbe başarılı olduğu için hepiniz darbeci olmuştunuz, 15 Temmuz’da darbe başarılı olamadığı için hepiniz darbe karşıtısınız.
Tıpkı Hitler kaybettiği için bütün Almanların nazi karşıtı olması gibi!
Biliyoruz hepiniz oradaydınız.
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
Dindarlaşarak Gavurlaşma|Fuat Durgun
13.08.2026
GÜNDEMDEKİ KONULAR|DAVUT GÜLER
18.08.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
Genç, Musa ve Hakîm’in hikayesi OSMAN KAYAER 19.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Ezherli Kuytul AHMET GÜRBÜZ 02.09.2026