“Bizim zamanımızda...” diye başlayan nasihatler dinlerdik büyüklerimizden; çok da bir şey ifade etmezdi, çocuktuk. Zaman bizim için taptaze bir çiçekti, yeni açmıştı. Dün yoktu, yarın vardı. Hep sonraki yıllar, sonraki okullar, sonraki işler vardı, dün yoktu. Yarınlar ise hep uzaktı. Güneşimiz çok parlaktı, her şey sabah kadar taze, sabah kadar umutluydu.
Yarınlara zımbalanmış notlarımız vardı bizim, toplaya toplaya ilerledik hayat yolunda. Gözlerimiz hep bir sonraki notta, ileri koştuk ve biz koştukça gün ilerledi, gün ilerledikçe omuzlarımızdaki defterlere yeni sayfalar eklendi. Bu süreçte aramızdan bazılarımız eksildi. İsimlerini kalbimizde taşıyarak koşmaya devam ettik. Biliyorduk; defterlerini teslim etmişlerdi, artık yeni bir sayfa eklemeleri mümkün değildi. Ve yine biliyorduk, hem de çok iyi biliyorduk ki biz defterlerimizi henüz teslim etmemiştik ve yeni sayfalar eklememiz için hâlâ elimizde şansımız vardı. Ama yol güzeldi, eğlenceliydi, yeni sayfalar eklemeyi yarına bırakıp bugünü biraz daha keyifli kılsak olmaz mıydı?
Halbuki bu defteri doldurmak için gurbete gelmiştik, gönderilmiştik. Sermaye bizim değildi. Ne kadar olduğu bile belli değildi. Bilmiyorduk ne vakit bitecekti... Bu sayfayı da yarın yazsak olmaz mıydı diye diye su gibi içtik yarınları.
Koşuyorduk, hızla koşuyorduk, derken yarınlar bugün oldu, yarınlar dün oldu. Sınav süresi tamam oldu, zil çaldı, kâğıtlar alındı. Doldur diye elimize verilen defter nasıl da bir anda kayboldu. Acaba sayfaların çoğu boş muydu?
Boş ya da dolu, artık hüküm kesinleşmişti. Meğer en büyük aldanışımız, bitmeyecekmiş gibi harcadığımız o ‘yarınlar’mış. Heybemizde ertelediğimiz tövbeler, ‘ileride yaparım’ dediğimiz güzel ameller, hep o gelmeyecek yarınların yokuşlarında can vermiş. Hoyratça harcanan yarınlardan geriye ne koştuğumuz yollar kalmış ne de peşinden koşturduğumuz gölgeler. Sadece şaşkın bir bakış ve sığındığımız o eski bahanelerin derin sessizliği kalmış elimizde.

Yolun sonu, defterin sonu ve nefesin sonu... Keşke heba etmeseydik o taze sabahları, o tertemiz sayfaları. İleride bir gün, o pişman olacaklar misali hayıflanmamak için; hâlâ yol bizimken, defter elimizdeyken, sınav bitmemişken ve zil çalmamışken, ertelemeyelim o tövbeleri. Kaçırmayalım o salih amelleri çiçek toplar gibi bir bir toplama zevkini.
Kim mi o pişman olacaklar? Kulak verelim, Allah celle buyuruyor:
“Ahireti inkâr edenlerden birine ölüm gelip çatınca, işte o zaman: ‘Ya Rabbi!’ der, ‘Ne olur beni dünyaya geri gönderin, ta ki zayi ettiğim ömrümü telafi edip iyi işler yapayım.’ ” Müminun Suresi 99
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
28 Şubat'çı Reha Muhtar öldü
04.06.2026
4 PKK'lı teslim oldu
11.05.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -6 ÜSTÜN BOL 03.06.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026