metrika yandex

Haberler / Dünya

“Ne Devrimci Ne De Otoriter” Kazımi’nin Irak'ı Yönetme Stratejisi Dengeli Olmak mı? Tercüme Haber- Hasan Kanat

21.05.2020

AL JEZEERA'den Tercüme : HASAN KANAT - Hertaraf Haber /  Dış Haberler Servisi

ABD dış politika dergisi Foreign Policy, yeni Irak Başbakanı Mustafa el-Kazımi'nin ülkede siyasi kaosun yayılması sürecinde uygulamaya çalıştığı kademeli reform stratejisini ele aldı.

Yazar Reinad Mansour dergideki bir makalesinde, Kazımi'nin iç ve dış sorunların gölgesinde ülkeyi yönettiğini, özellikle petrol fiyatlarının çöküşünden kaynaklanan ekonomik krizi, koronavirüsün neden olduğu sağlık krizi ve IŞİD'in dönüşünden kaynaklanan olası güvenlik krizi dahil tüm bu krizlerin köklerinin aslında siyasi olduğunu söyledi.

Son birkaç yıldır Irak'ın yönetici eliti, vatandaşlarının ihtiyaçlarına cevap verebilme yetisini büyük ölçüde yitirdi. Bağdat ve ülkenin güneyindeki göstericiler devrim çağrısına devam ederken, siyasi elitler bu iç çatışma içinde bocalayarak, bakanlıkların ve devletin kasasında kalanların kontrolü için yarışıyorlar.

Yazar, ülkedeki bu korkunç duruma rağmen yeni Başbakan’ın tüm siyasal sistemde reform yapmak için devrimci bir yol izleyip tekeli eline alan otoriter kişi rolünden daha çok, mevcut sistemde kademeli bir reform hareketi uygulayacağını kaydetti. Yazar başka bir deyişle, Kazımi’nin vizyonunun vatandaşlar ve elitler arasındaki derinleşen çatışmayı ve elitler arasındaki siyasi bölünmeyi, statüko ile reformlar arasında bir denge yolu bularak aşmaya çalışacağı yönünde olacağını ifade ediyor.

Kazımi, umut verici ve kapsamlı bir reform vizyonu öne süren ilk başbakan değil ancak görevdeki ilk günlerinde önündeki güçlüklere karşı bir bakış açısı ortaya koyuyor. Aslında bu stratejiyi uygulamak için bazı eski başbakan adaylarını engelleyen Cumhurbaşkanı Berhem Salih ile iş birliği yapacak.

Başından beri Salih, Kazımi'nin başbakan olmasını istiyordu. Şu anda reformcu zihniyete sahip iki adam ülkedeki en önemli iki resmi mevkiye sahipler. Bu nedenle başbakanın ilk stratejisi göstericileri kendisinin onların temsilcisi olduğuna ikna etmek olacak.

Son birkaç yıl içinde Irak Hükümeti meşruiyetinin büyük kısmını kaybetti. Seçmenleri adına konuşma ve kamu işleri boyunca ekonomik kazançları dağıtma konusunda inandırıcılıklarını kaybetti ve bunun yerine gösterileri bastırmak için şiddete başvurdu.

Yazar, Kazımi'nin ilk stratejisinin göstericilerin taleplerini duyduğuna ve onları temsil ettiğine ikna ederek geçmişteki Irak hükümetinin meşruiyetini kaybetme tuzağına düşmemek olacağını vurguladı. Kazımi, sembolik bir girişimde bulundu ve geçen eylül ayı sonlarında terörle mücadele departmanı görevinden alınan Korgeneral Abdülvahab el-Saadi'yi bu göreve yeniden getirdi.

Silahlı gruplar, görevindeki ilk haftasında Basra'da bir protestocuyu öldürdüklerinde Kazımi göstericilere karşı, cinayet ve hapse atılma olaylarıyla ilgili soruşturma talep eden bir bildiri yayınlayarak bu olayın soruşturulmasını sağlayacak bir komite kuracağını söyledi.

Ancak,bu sembolik girişimleri köklü bir değişime dönüştürebilir mi? İlk kanıt, hükümetini kurma girişimiyle ortaya çıkıyor. Kazımi'nin partilerin tercih ettikleri adayları bakanlıklara duyurmasını beklemek yerine, partilere bunları onaylayacak veya itiraz edebilecek bir aday listesi gönderdiğini söyledi. Parti liderleri yalnızca ilgili bakanlıklarında benzer kariyer düzenlemeleri ve gelecekteki lehte sözleşmeler sözü veren adayları onayladılar. Aslında, Kazımi sistemden yolsuzluğu kaldırmadan yolsuzluk imajını aklamak istedi.

Dahası başlangıçta hükümet oluşumunda 22 kişiden sadece 15'ini garanti altına aldı ve hükümetine katılmasını istediği en yakın müttefikleri kaybetti. Son birkaç yıl içinde, Irak hükümetleri bağımsız teknokratlar tarafından yönetildi ancak onların saltanatları altında bakanlık yetkililerinin ikinci kademesi -yani genel müdürler ve bakan yardımcıları- üst sınıftan daha güçlü hale geldi ve çoğu zaman bakanları siyasi kararlar almaya zorladılar.

Yazar, Kazımi hükümetinin partilerle geniş kapsamlı örtülü ‘anlaşmalar’ içeren bağımsız teknokratlardan eski memurlara kadar farklı kriterlere dayandığını düşünüyor. Bakanlar, çeşitli derecelerde himaye ve yolsuzluk düzenlerinin korunmasını sağlamak için partileriyle anlaşma sağladılar bile. Kazımi de bu siyasi sistemle ilgili yolsuzluğu kınayan adil bir başbakan olup reform stratejisini uygulamaya çalışıyor.

Yazar, bu stratejinin halkın güvenini geri getirmenin bir yolu olacağını söylüyor. Bunu başarmak için Kazımi hükümeti seçim reformu, siyasi parti yasası reformu ve erken seçimlere hazırlanıyor. Ancak seçim yasası temelde bir parlamento meselesidir.

Başbakan’ın kademeli reform stratejisi göstericilerin sabrını tüketiyor. Onlar bu vaatlerin bir an önce uygulanmasını istiyorlar. Ayrıca göstericiler erken seçim tarihinin belirlenmesi talebinde bulunuyorlar. Kazımi'nin ABD ile özellikle güvenlik meseleleriyle, Abdulmehdi hükümeti döneminde ilişkilerinde hâkim olan gerginlikten sonra iki taraf arasındaki güveni yeniden sağlamak için stratejik bir diyalog kurması bekleniyor.

Yazar, geçen şubat ayında Bağdat'ta Kazımi’yle yaptığı görüşmede başta protestocuların karşılaştığı güçlükler olmak üzere, Irak'ın karşı karşıya olduğu krizlerle ilgili pek çok konuya değindiğini ve Kazımi'nin onlara olan hayranlığını, cesaretlerini ve siyasi sistemde reform yapmak için hayatlarını riske attıklarını ifade ettiğini bildirdi. Ancak o dönemde Irak İstihbarat Teşkilatı Başkanı olan Kazımi, siyasi sistemin bir parçası olarak kişisel fikirlerini bir kenara koymak zorunda kalmış idi.

İstihbarat başkanı olarak görev yaptığı dönem içerisinde sivil toplumun ve bağımsız basınının önünü açmak için girişimlerde bulundu. Ancak 2018’de Basra’da, 2019 yılında da Bağdat ve güneyde öldürülen protestocular olayında görevinin başındaydı.

19/ 05/2020 /AL JEZEERA

Tercüme : HASAN KANAT

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş