metrika yandex
  • $19.03
  • 20.81
  • GA0

Haberler / Yorum - Analiz

Macron’un ırkçı Ve Kışkırtıcı Politikası / Abdulbari Atwan

26.10.2020

Çeviri: Hasan KANAT

42 yıldır Avrupa'da yaşıyorum ve yükseköğrenimimi Avrupa’nın ünlü üniversitelerinden birinde tamamladım. Şu anda yabancılara ve özellikle Müslümanlara yönelik taciz ve provokasyonlar açısından gördüklerimiz, bu ülkelerdeki sosyal barışı zedeleyecek ve iç savaşa sebep olabilecek düzeyde eşi benzeri görülmemiş şekilde cereyan ediyor.

Burada, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "aşırılıkçı İslam" olarak tanımladığı şeye karşı yürüttüğü şiddetli kampanyadan bahsediyoruz. Öğrencilerine çıplak resimler gösteren bir tarih profesörünün kafasını kesen bir Çeçen gencin eylemine bir tepki olarak, şu ana kadar 328 cami, okul ve kulüp kapatıldı. Saygısız ve kışkırtıcı bir şekilde, Hz. Muhammed’e atfedilen şeylerden bahsetmekten utanıyoruz.

Profesör Samuel Batty'nin 18 yaşında Çeçen Müslüman bir genç tarafından öldürülmesinin kesinlikle kınaması konusunda hiç şüphe yok. Bu gibi suçlar çeşitli Avrupa şehirlerinde ve başka yerlerde meydana geliyor. Ancak burada tehlikeli olan şey; bu olayı "İslami terörizm" olarak sınıflandırmak ve kurbanı bir kahramana dönüştürmek, ırkçılık ve mezhepçiliği yayarak, Dini mukaddesatlar’a daha çok hakaret edilmesi sonucu doğurması ve kurbanın destekçilerinin yaklaşık olarak 2 milyara yaklaşmasıdır.

Evet, Avrupa'da Müslüman topluluklar arasında aşırılık yanlıları var. Ancak bu topluluklar oldukça azınlıkta. Ezici çoğunluk olan "ılımlı" Müslümanlar, "liberal" Fransızlar tarafından daha fazla sıkıntıya maruz kalıyorlar "sadakatsizlik" ve sapkınlıkla suçlanıyorlar. Ayrımcı ve misilleme tepkilerinin baskın olduğu Fransa dışındaki yasalar azınlığın işlediği suç yüzünden çoğunluğu sorumlu tutmuyor.

Bu aşırılık yanlılarını destekleyen ve onlara büyük Fransız şehirlerinin kenarlarında saklayarak yoksul "Varoşlarında " besleyerek ortam sağlayanlar, onlara iş, sağlık ve eğitim açısından ırkçı ve ayrımcı bir şekilde muamele edenler, geçmişte ve günümüzde sömürgeci olan Fransız hükümetleridir.

Başkan Macron, büyük süpermarketlerde "helal" gıda için özel bölümlerin varlığına karşı çıktı ve on yıllardır örneğin "Koşer" (Yahudiler için Helal Yemek Sertifikası) için özel bir bölümün varlığına kesinlikle itiraz etmedi ve aşırı ırkçı bir içişleri bakanı seçti. Müslümanlara ait helal yemek bölümlerini, Tiksindirici ve "iğrenç" bir görüş olduğunu söyleyerek kaldırılmasını talep etti. Ve liste böyle uzayıp gidiyor.

Fransız hükümeti tarafından aşırılıkla suçlanan tüm camiler, Fransa hükümetleri tarafından inşa edilmiş ve denetlenen camilerdir. Bu Caminin imamları da Batı’nın müttefiki olan ve Fransız silah ihracatının ana pazarı olan İslam ülkeleri tarafından istihdam edilmiştir. Burada özellikle Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan Krallığı'nı kastediyoruz. Bu durum dar görüşlü siyasi politikaların sonuçlarından biridir.

Tüm Avrupa'da İslam'a ve Müslümanlara yönelik nefret kampanyalarına liderlik eden Cumhurbaşkanı Macron'a, Fransa'daki aşırı İslamcıları seküler bir Baas rejiminin devrilmesine katkıda bulunmak için Suriye'ye gitmeye teşvik eden kendi ülkesi olduğunu ve Fransız Başbakanı'nın İngiliz mevkidaşı David Cameron'a Brüksel'de toplanma kararı çıkarması için eşlik ettiğini hatırlatmaktan mutluluk duyuyoruz. Suriye'ye silah ambargosu, bu “cihatçıların” görevlerini mümkün olan en kısa sürede yerine getirmelerini sağlamak içindir ve bu amaca ulaşamadıklarında, Afgan mücahitlerde olduğu gibi, terk edildiler ve vatandaşlıklarını tanımayı reddettiler.

Aşırılığa ve her türlü terörizme, Yahudi (işgal altındaki Filistin'de), Hristiyanlık (Haçlı Seferleri) veya İslami ve tüm tek tanrılı dinler ve farklı etnik kökenleri gibi her türlü aşırılığa karşıyız. Ancak bu noktada kabul edemeyeceğimiz şey, terör ve aşırılığı Müslümanlarla sınırlamaktır. Ülkelerini sömürgeleştirmelerine on yıllardır direnen ve bir milyondan fazla şehit veren binlerce kahraman Cezayirli insanın kafataslarından bir müze kuran, Fransa dışında bir ülke olduğunu sanmıyorum.

Aşırılıkçı siyasal İslam, bir Amerikan ve Avrupa endüstrisidir. Afganistan'da ve tüm dünyada, Amerika'nın Vietnam'daki yenilgisine misilleme olarak komünizmle savaşmak için kullanılmıştır. Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman'ın bu aşırılıkçıları milyarlarca dolar ile finanse ettiği ve Avrupalı ​​ve Amerikan talimatlarıyla silahlandırdığı konusunu da burada ifade etmeliyiz. Görev, tamamlandıktan sonra, Macron tarafından tıpkı kullanılmış mendil gibi bir tarafa atıldılar.

Popülaritesinin büyük kısmını Ulusal Cephe lideri Marine Le Pen'in önderliğindeki aşırı sağa kaptıran ve yaklaşan başkanlık ve parlamento seçimlerini kaybetmesi olası olan Fransız cumhurbaşkanı, "müttefiki" Donald Trump gibi görünmek istiyor. Diğer taraftan da bir "Süpermen" rolünde İslamofobi" siperinde, İslam dininin zavallı ve ezilmiş Fransız takipçilerine zorbalık yapıyor.

Pek çok ülkede göçmen Müslüman topluluklar var yaşadığım yer olan İngiltere’de baş kesmek, katletmek, kafa kesmek gibi terörist operasyonlara maruz kaldı. ancak camileri kapatmadı, peçeyi yasaklamadı, "süpermarketlerin" raflarından helal gıdaları çıkarmadı. Tüm bunlar Müslümanlara duydukları sevgiden dolayı değil elbette. Anayasanın güvenliği ve istikrarı içindeki dinsel ve toplumsal yelpazenin tüm renklerinin “kışkırtma” ve tepkiye dayanmayan, uzun vadeli “akıllı” planlara göre dikkatlice çalışılan bir strateji çerçevesinde bir arada yaşanması adına yapıyorlar.

Arap liderler, Charlie Hebdo dergisine düzenlenen terör saldırısının kurbanlarıyla dayanışma göstermek için Paris'e akın etti ve hepimizin "Charliyiz yazılı tişörtler giydiler.

Sözlerimi, Macron'un Afrikalılar dışında, sayıları en az 10 milyona yakın olan Fransa'daki Müslüman göçmenlere karşı kışkırtıcı ve abartılı politikasının, Fransa'nın güvenliği ve istikrarını zedeleyecek olumsuz sonuçlar vereceğini söyleyerek sonlandırıyorum.

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Ankaralı Yusuf | 29.10.2020 23:37
Macron bir piyondur. Bu maşabaşı gitse de başka maşalar, Macron\'un yerini doldururlar. Onun içen temel önceliğimiz, İslam\'ı doğru anlatacak, Kur\'ani bir yaklaşımla insanlara yakaşacak tebliğcilere, siyasetçilere demeyeceğim,çünkü dünyada Aliya İzzet Bekoviç (r.a.) dışında, şimdiye kadar bu ulvi görevi yapacak hiçbir siyasi Müslüman lider görülmemiştir. Onun için Müslümanlar Allah\'ın ipine (Ali İmran Suresi 103. Ayet) sarılmadıkça, bu başıbozukluklar böyle devam edecektir. Kelle kesmek ile de bu iş olmaz. Çünkü kelle kesen Işid\'in sonradan öğrendik ki, provokatör, ajan ve başka ülkeler tarafından İslam\'a çamur atmak için kullanılan piyon bir örgüt olduğu anlaşılmıştır. Macron bir soytarı, dolayısıyla nasıl bir akıl yürütme melekesine sahip olduğunu kimse bilmiyor. Ancak akılsız bir provokatör olduğu kesindir. Zamanı gelince de bu provokatörlüğün cezasını da çekecektir.
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar