metrika yandex
  • $18.69
  • 19.34
  • GA1079

Haberler / Yorum - Analiz

Dijital Dünya ve Ölüm / Hasan KANAT

29.07.2022

Dijital dünya içerisinde her şey köklü bir değişim ve dönüşüm sürecine giriyor. İçinde bulunduğumuz Dijital Çağ, yeni meslekler ve yeni alanların oluşmasını da beraberinde getiriyor.

Yeni mesleki alanlar sadece yaşayan insanları değil, ölüleri de  dijital teknoloji aracılığıyla yeniden kurgulayarak  modernize ediyor.

Geçenlerde ''Yeni dünyada Yeni meslekler'' temasıyla Sabancı Vakfı tarafından düzenlenen kısa Film yarışmasında birinci olan'' Ziyaretçi'' isimli kısa filmi seyrettim.

Film bir adamın mezarlıkta, bir kabrin başında dua etme sahnesiyle başlıyor. Duasını bitiren adam diğer kabirlerin yanından yürüyüp geçerken üzerinde QR kodu olan bir mezar taşı dikkatini çekiyor. Adam QR koduyla telefonuna giriş yaptığında, karşısına ölen kişinin fotoğrafları geliyor ve daha sonra ölen kişinin bilgileri yer alıyor;

“Sayfama hoş geldiniz kıymetli dostlar. Semiha’dan doğma, Ali’nin oğlu Recep ben.1963 yılında Kayseri’de doğdum. 2020 yılında korona virüsünden rahmetli oldum. Güzel yaşadım, şükürler olsun. Siz de hiçbir şeyi dert etmeyin, kafanıza takmayın.

Bu ifadelerdeki dikkat çekici olan nokta; herhangi bir öte dünya kaygısı  olmaksızın Ölüme ve ölümlülüğe herhangi bir atıfta bulunulmadan kendince iyi ve güzel olanın tanımlanması.

İkinci sayfada eşi ile fotoğrafını paylaşmış Recep Bey: “HEY GİDİ GENÇLİK, HANIMLA BEN”

Üçüncü sayfa, düğün ortamında çekilmiş bir video ile açılıyor: “KIZIMIN DÜĞÜNÜNDEN BİR AN”

SOLA KAYDIRINIZ emrine itaat edip devam ediyoruz, merhum otomobilin önünde poz vermiş: ARABAM, ORJİNAL 87 MODEL

Bir anda ekranda Yasin Suresi çıkıyor ve ön fonda şu ibare beliriyor; '' Mezar taşı uygun fiyata 500 tl''  Ardından bir iletişim numarası veriliyor ekranda.

Ayrıca her şeyin istatistiğe, sayılabilir olana indirgendiği bir zamanda kaç mezar taşını kaç kişi ziyaret etmiş rekabeti de kendini göstermiş oluyor. bir mezar taşı değil de adeta bir Facebook sayfası.

Filmde  ölmüş olan şahıs,  bizimle  ebedi aleme göçmüş bir kişiden daha çok mekan değiştirmiş  gittiği yerde ölümü ve ölümlülüğü hatırlatmaksızın  sanki  yaşam koçluğuna soyunmuş bir kişi gibi konuşuyor.

Gelecekti meslekleri öncelikle bilimkurgu filmleri üzerinden tanıyoruz. 2004 yapımı bir film olan The Final Cut (Son Kurgu) isimli filmin konusu şöyle; yakın gelecekte insanların beyinlerine yerleştirilen implantlar sayesinde, bir insanın tüm hayatı ölümünden sonra  o kişinin gözünden görüntülenebilmektedir. Bu görüntüler tekrar kurgulanarak cenazeler de törenin bir parçası olarak gösterilmektedir.

İmamın merhumu nasıl bilirdiniz sorusu cemaate bırakılmadan daha önceden teknolojik olarak kurgulanarak cevap veriliyor.

Dijital çağın teknolojik araçlarıyla birlikte ölüm olgusu dahi kurgulanarak, paketlenerek tüketime servis ediliyor. Bu kurgu da öteki dünya, iç hesaplaşma, yüzleşme gibi kavramlar yoktur. Ölüme dair insanın his ve düşünce dünyasında metafizik gerilimler yerini nostaljik bir pozitifliğe bırakıyor.

Bu paradiğma içersinde artık burada olmayannın gidişi magazinleştiriliyor. ölümün ebedî âlemi unutturan bir dil ile “sahnelendiği görülüyor.

21. Yüzyılda yaşayan faniler olarak nasıl bir Dünya ile kuşatıldığımızın farkında mıyız? Ölüm, mahremiyet, Ahlak gibi hemen her şey muhatap olduğumuz dijital çağda ciddi bir dönüşümden geçiyor.

İşitmenin yerini görmenin aldığı, görüntünün gerçekten daha gerçekmiş gibi kabul gördüğü bir dünyada basiret ve feraseti nasıl kuşanacağız.

Hayatımıza katılan her teknolojik yenilik, gündelik hayat örgütlenmemizi de, zihniyet dünyamızı da dönüştürüyor. bu değişim ve dönüşümle yüzleşmeden, neyi nasıl yapacağımız konusunda bir netliğe ulaşmamız mümkün değil. Bu yakıcı sorunlara çözümler sunma iddiasında  değilim. Ancak tasvir olmadan tahlilin, tahlil olmadan da teklifin mümkün olamayacağını hatırda tutmaya çalışarak, içinde yaşadığımız dijital kültürle yüzleşmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş