Materyalist sistemin dizayn ettiği yaşlı dünyamızda herhangi bir afet vuku bulduğunda bundan zarar görenler genellikle yoksul ve yoksunlar olur. Böyle durumlarda tuzu kurular atlarına atlar ve Avrupa’nın yolunu tutuverirler. Açlığa terk edilmiş ve günü kurtarmaya çalışan yoksullar ise ya yenik düşüp hayata veda ederler ya da sırtlarındaki ağır yükün altında ezilirler. Fakat son günlerde ortaya çıkan öldürücü virüs ilginç bir şekilde zengin-yoksul ayırt etmedi, bütün statüleri yıkarak her kesimi etki altına aldı. Param var bana bir şey olmaz diyen kişiler paranın işe yaramayacağı durumların da olduğunu görüp ölümü yakınlarında hissettiler.
Son günlerde bütün dünyada hayatı felce uğratan koronavirüs eğitim, etnik yapı, coğrafi şartlar ve ekonomik statüleri yıkarak herkese dokundu. Öldürücü virüs herkesin gündemindeydi, herkes ölümden, hastalıktan ve çaresizlikten bahsetti. Varsıllar ölümün sadece yoksullara uğramayacağını fark edip daha evvel yakınlarından dahi geçmedikleri kişilerle müşterek bir konuda birleştiler.
Dünyayı avuçlarımın içinde hissediyorum, her şeye sahibim, bana hiçbir şey zarar veremez diyen kişiler, burunları kanasa soluğu Avrupa’da alan ve kendilerine özel hekimler tayin edenler, küçük meseleleri büyütüp kafamı dinleyeceğim deyip lüks mekânlarda tatil yapanlar, zerre miktarı bir virüsün önünde savrulmaya ve can havliyle çareler aramaya başladılar.
İnsanın acısı da neşesi de ortaktır. Ölüm hepimizin uğrak noktası, acı damarlarımızda atıyor ve yaslarımız müşterek. Haddizatında hangi şartlarda yaşarsak yaşayalım insanoğlu insanız… Ve görüyoruz ki acı hepimize dokundu!
Kimyasal silah etkisi gösteren ve bütün toplumları etkileyen bir virüs ortalığı kasıp kavurdu ve birçok insanın ölümüne neden oldu. Her gün onlarca cenaze kalkıyor, hiç tanımadığımız insanların acılarını yaşıyor, yaslarını tutuyor, dualarını yapıyoruz. Dedim ya haddizatında hepimiz insanoğlu insanız…
Çin’de, İran’da, Arabistan’da, İtalya’da, Almanya’da, İngiltere’de, İspanya’da ve ülkemizde insanlar öldürücü virüsün darbesiyle hayata veda ediyor. Ve herkesin zihninde aynı sorular var: Tehlike ne zaman bitecek? Virüsü kapanları tedavisi sonrası neler bekliyor? Korona sonrası dünyada neler olacak? Zamanın nelere gebe olduğunu bilmiyoruz. Şu an yapabileceğimiz tek şey; teslimiyet, teslimiyet, teslimiyettir. Duaya durmak, duada kalmak ve duanın gücüne inanmak zorundayız. Biliyor ve inanıyoruz ki, öldürücü virüsün Rabbi bizim de Rabbimizdir. O “dur” derse durur, O “git” derse gider, O “bit” derse biter…
Buna inanın…
İspanya, Çin’i Ortadoğu’ya çağırdı
16.04.2026
Slovenya, NATO'dan çıkmayı tartışıyor
16.04.2026
PKK'lılar 4 kategoriye ayrılacak
23.03.2026
İHA pilotluğu için 54 bin kişi başvurdu
23.03.2026
OKUL, EĞİTİM VE ŞİDDET YUSUF YAVUZYILMAZ 18.04.2026
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İRAN SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 20.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026