metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500
İtidal

Koca Bir Medeniyet Yok Oldu(mu?)

SÜLEYMAN ARSLANTAŞ
08.04.2026

Trump, savaşın başladığı tarihin 39. günü yaptığı açıklamada İran’daki 47 yıllık gasp rejiminin sona ereceğini ve artık İran’ın ve koca bir medeniyetin yok olacağını ilân etmişti. Aslında Trump bu açıklamayı yaparken, ABD içerisindeki bir başka Amerika’da devam eden savaşın sona erdirilmesi için çaba sarf ediyordu. Bu çabanın öne çıkan aktörü, ABD Başkan Yardımcısı, evanjeliklerle anlaşamayan, İsrail’in mevcut yönetimine ters düşen ve İsrail’i ziyaretinde de Ağlama Duvarı’na gitmeyen Protestanlara mesafeli Katolik JD Vanse idi. İşgalci ve sömürgeci Amerika’nın Savaş Bakanı Pete Hegseth, mevcut Amerikan politikalarının ve savaşın Amerika’nın galibiyeti ile sonlanması için Tanrı’ya dua ederken, Vatikan’ın yeni sakini Amerikalı Papa 14. Leo ise “Tanrı eli kanlıların duasını kabul etmez” diyordu.

Savaşın 40. günü, İran’ın on maddelik ateşkes şartlarını kabul edenler hiç şüphesiz İsrail’e mesafeli ve başından itibaren böyle bir savaşa razı olmayan kesimdi; İsrail ve Netanyahu’ya mesafeli olan bu kesim, muhtemelen Trump’ı ikna etti.

Savaş, 40. günün akşamı Trump’ın İran’ın geçici de olsa 15 günlük ve on maddeden oluşan ateşkes önerisini olumlu bulduğunu açıklamasıyla şimdilik durdu. İran’ın öne sürdüğü ve Trump’ın kabullendiği bu ateşkesin hiçbir maddesi Amerika’nın ve İsrail’in beklentilerini karşılamamaktadır. Trump’ın öne sürdüğü Hürmüz Boğazı’nın açılması ise zaten açıktı; yalnızca Amerika, İsrail ve onların yandaşlarına kapalıydı. Ateşkes kararının İran’ın isteği doğrultusunda kalıcı hâle gelmesi için görüşmeler Pakistan’ın başkenti İslâmabad’da devam edecek. İran adına barış müzakerelerinin başında İran Meclis Başkanı Galibaf, Amerika’nın masa temsilcisi ise JD Vanse olacak.

Kırk günlük savaşı nasıl okumalıyız?

Genel ifadeyle savaşların kazananı olmaz, kaybedeni olur. Ancak bu son savaşın kesin kaybedenleri Amerika, İsrail ve yandaşları olmuştur. Beylik bir ifadeyle, bu savaşın kazananı tevekkül ve şehadetten yana olanlar olmuştur.

Savaşın askeri açıdan kazananı(!) askeri yönden savaşın hemen başında 170 masum kız çocuğunu öldüren, askeri gücünü vahşice kullanan, bir uçak mürettebatını kurtarmak için 155 uçak sevk eden ve kurtarma esnasında iki C-130 nakliye uçağı ile iki helikopterini kaybeden, uçak gemilerinin bile devre dışı kalmasını önleyemeyen Amerika olmuş olabilir. Ancak genel olarak, Vietnam Savaşı’ndan bu yana her cephede mağlup olan Amerika, bu savaşa bir yenisini daha eklemiş oldu. Amerika yalnızca cephede mağlup olmakla kalmadı, aynı zamanda Körfez ülkelerindeki çıkarlarını, Kıta Avrupası ve Ada Avrupası’ndaki itibarını da kaybetti.

İsrail’in ve Amerika’daki evanjeliklerin tüm kışkırtmalarına rağmen savaşa girmeyen Körfez ülkeleri de çıkarlarını yitirdi. Dahası, Yalta’dan bu yana Amerika’nın tetikçiliğini yapan Siyonist İsrail de Amerika ile birlikte kaybedenler safında yerini aldı. Unutmayalım ki, 40 gün süren ve çok önemli değerlerini kaybeden İran hiç eğilmedi; sonuna kadar dik durdu ve Trump’ın dayatmalarına boyun eğmedi.

Savaşı ve devamını okurken, başta Çin, Rusya, Türkiye ve Pakistan’ın ateşkese katkılarını da unutmamak gerekir. Tahminim, Türkiye ve Pakistan savaş boyunca en üst düzeyde diplomatik katkıda bulundular. Hatta bu iki ülke İsrail’i bu süre boyunca muhatap bile almadılar; eğer almış olsalardı, katil Netanyahu’ya itibar kazandırmış olacaklardı.

Çin, evet, savaş boyunca İran’a lojistik ve teknik desteğini esirgemedi; en azından ben böyle okuyorum. Rusya’nın ise İsrail’de vurulacak hedeflerin koordinatları konusunda İran’a destek verdiğini düşünüyorum. İsrail, her ne kadar Lübnan’da, Gazze’de ve Batı Şeria’da işgal ve saldırganlığına devam etse de, bu son ateşkes kararının ardından muhatap bile alınmadığı dikkate alındığında, İsrail’de de yakında çarşı karışacak; Netanyahu ve katil kabine üyeleri de kaybedenler safında yerlerini alacaklardır.

Devletler genellikle tarihsel birikim, tecrübe ve halk desteği ile varlıklarını sürdürürler. İşgale uğramış, halkı esir düşmüş veya direniş ruhunu kaybetmiş devletler ve toplumlar varlıklarını devam ettiremezler. İran’a meydan okuyan Amerika ve İsrail, hangi birikim, tecrübe ve halk desteği ile ayakta ve hayatta kalacağını düşünüyor? Olmayan bir şey düşünülmez ki!

İran’ı anlamak ve tanımak gerekir. Ben, genellikle gittiğim ülkelerde en çok müzeleri gezerim. Bu bağlamda, İran’ın yüzlerce yıllık geçmişini ve medeniyetini yansıtan Tahran’daki müzeyi saatlerce gezdim ve gördüm ki, bu ülke rejimlerinin çeşitliliğine rağmen devlet ve medeniyet dokusunu kaybetmemiş. Amerika ve İsrail’in ise tarihleri yok ki, medeniyetleri olsun.

Sonuç olarak, Amerika’daki yönetim ve strateji tartışmaları, İsrail’deki Netanyahu ve kabinesinin işgalci ve aşırılıkçı çabaları, aldıkları Filistinli tutsakların idamına ilişkin kanunun uygulanması, Gazze meselesi ve Mescid-i Aksa’nın kapatılması gibi uygulamaların tamamı bundan böyle aşırıcıların isteği doğrultusunda değil; belki de 26 Ekim 1994’te Ürdün ve İsrail arasında imzalanan “Abraham Anlaşması” sonrası dönemin İsrail Başbakanı İzhak Rabin’in “İbrahim’in çocukları nihayet barıştılar” sözüne kulak verenlerin inisiyatifi ile yönetilecektir.

İbrahim’in çocukları kimdir? Elbette, İsrail kaynaklarını bir kenara bırakırsak, bu iki çocuk Hz. İsmail ve Hz. İshak’tır.

İran konusuna gelince, sanıyorum bundan böyle rejim, kendisini yenileyerek Mir Hüseyin Musavi, Muhammed Hatemi gibi isimlerin çağrılarına kulak veren, etnik ve mezhebi yaklaşımları öne çıkarmayan, insan ve İslam merkezli anlayış ve uygulamalara dikkat eden kadrolar tarafından yönetilir. Ve İran’ı yönetenler umarım o cesur halkın direnişini göz ardı etmezler. Eğer o halkın destansı direnişi olmasaydı, Trump ve benzerlerinin galibiyeti an meselesi olurdu. İnşallah bölgemiz bundan böyle daha sağlıklı günlere kavuşur. Niçin kavuşmasın ki; Maraş’a yaz gelir de Ahir Dağı’na gelmez mi? Ha, oraya da bir ay sonra gelir. Ama baharı gördük, yaz yakındır, inşallah.

sarslantas46@hotmail.com

8 Nisan 2026

 

Yorum Ekle
Yorumlar (1)
Yusuf karakan | 10.04.2026 12:01
Süleyman abi.yaziniza.sehit kere rahmet okuyarak .başlamanızı beklerdim.ikinciside .sende sunniligi yay engel olanmi var