Türkiye, sahipsiz başıboş köpek meselesinde artık bir yol ayrımında. Bir yanda güvenli sokak talebi, diğer yanda hayvan refahı ve hayvan koruma hassasiyeti… Lakin asıl mesele, bu iki alanın çatışması değil; hukuk içinde dengelenememesi. Birileri sorunu büyüttükçe, çözüm ihtiyacı da ertelenemez hâle geliyor. Küllenen bu ateşi birileri yeniden harlamak istiyor.. Sivil toplumun ve kamuoyunun bir an önce harekete geçerek mevcut kanunun uygulanmasının arkasında durması gerekiyor..
Türkiye uzun yıllardır sahipsiz başıboş köpek meselesini “görmezden gelerek yönetme” alışkanlığıyla ilerledi. Sokakta kontrolsüz şekilde yaşayan köpekler, bir dönem merhametin sembolü olarak görülürken, bugün giderek artan vakalarla birlikte kamu güvenliği tartışmasının merkezine yerleşmiş durumda.
Burada açık konuşmak gerekiyor:
Sokak, sahipsizliğin mekânı değildir.
Bir toplumda sokaklar; çocukların güvenle yürüdüğü, insanların korkmadan işe gittiği, kamusal hayatın huzurla sürdüğü alanlar olmak zorundadır. Eğer bu temel güvenlik hissi zedelenmişse, artık mesele sadece bir hassasiyet tartışması olmaktan çıkar, doğrudan bir insan hakları meselesine dönüşür.
Tartışmanın en büyük hatası, meseleyi iki karşıt cepheye sıkıştırmaktır:
İnsan mı, hayvan mı?
Oysa doğru soru şudur:
Hukuk, hem insanı hem de hayvan refahını koruyacak dengeyi kurabiliyor mu?
Yaşam hakkı, en temel haktır. Devletin birincil görevi, vatandaşının can güvenliğini sağlamaktır. Elbette bu görev yerine getirilirken hayvanların korunması ve refahı da göz ardı edilemez. Bu korumayı gerçekleştirirken. Belirli bir türün açıkça söylemek gerekirse. Sadece köpeklerin nüfuslarının artmasını sağlayacak şekilde bir politika güdülemez.. Geçenlerde bir köyde kendisin, beslediği keçi ve koyunlarına saldıran sahipsiz başıboş köpekleri tüfeğiyle vuran bir adama ters kelepçe yaparak gözaltına alındığını okudum.. Sormak lazım. Hayvan deyince sadece köpek ve kedi mi akla geliyor bir insanın aklına? Bir insan keçi koyun inek besleyemez mi? Bir atı eşeği sevemez mi?
Dolayısıyla çözüm; taraf seçmek değil, merhamet sapmasına uğramadan insan yaşamını önceleyen bir dengede durmaktır.
Türkiye’de sahipsiz başıboş köpeklerle ilgili yasal çerçeve son yıllarda önemli değişiklikler geçirdi. Kâğıt üzerinde daha kontrollü, daha sistematik bir model öngörülüyor.
Ancak sahaya baktığımızda tablo farklı:
Yerel yönetimlerin kapasite sorunu
Denetim mekanizmalarının zayıflığı
Sorumlulukların ötelenmesi
Ve en önemlisi, sorunun bütüncül ele alınmaması
Bu durum, hukukun varlığını değil, uygulanabilirliğini tartışma konusu hâline getiriyor.
Toplumun güvenli sokak talebi, kriminalize edilemez.
Bir annenin çocuğunu okula gönderirken endişe duymaması, bir çalışanın gece evine dönerken korkmaması, yaşlı bir insanın sokağa çıkarken tereddüt etmemesi; bunlar lüks değil, temel haklardır.
Bu hakların korunması, herhangi bir tartışmanın değil, doğrudan kamu otoritesinin sorumluluğudur.
Öte yandan, hayvanlara yönelik merhamet duygusu bu toplumun önemli değerlerinden biridir. Ancak merhamet, kontrolsüzlüğü meşrulaştıramaz.
Sokakta başıboş, denetimsiz ve kontrolsüz bir köpek nüfusu;
Hayvan refahı açısından da sorunludur
İnsan güvenliği açısından da risklidir
Ve toplum açısından sürdürülebilir değildir
Gerçek hayvan koruma anlayışı; sistem kurmayı, sorumluluk almayı ve sürdürülebilir çözümler üretmeyi gerektirir. Vicdan istismarı ile köpekleri insanlara tercih eden merhamet sapmasını normalleştirmek isteyen toplumu tiyatro oynayarak manipüle etmek isteyen lobilere dikkat etmeli. Güvenli sokak ve insan haklarını, insan onurunu insanın eşref-i mahlukat olduğunu dile getiren insanlarla köpek istismarcısı lobileri eş tutmak da bence çok yanlış. Kanunu uygulaması gereken kamu otoriteleri güvenli sokak talebinde bulunan vatandaşlarını dinlemek ve onları korumak zorundadır.. Maalesef ülkemizde fantezi boyutunda olan hayvanseverlik ve bunun arkasındaki lobi insan yaşamını insan canını hiçe saymaktadır.. Bir insanla bir köpeğin canını eş tutan bir anlayış sapkın bir anlayıştır. Hayvanseverlikse tüm hayvanlara karşı aynı merhameti gösterebilmeli. Hayvanların bir kısmını evcil hayvan başlığı altında “mal değil can” diyerek insanların onuru ve haysiyetiyle eşitlemek, bununla ilgili düzenlemeler yapmak da bence büyük bir hataydı.. Bu hatadan da bir an önce dönülmeli..
Bu meselenin bir de çoğu zaman yeterince konuşulmayan yönü var:
Bakımevleri
İhale süreçleri
Kedi köpek yemi (mama) ve bakım sektörü
Bağış ve fon mekanizmaları
Tüm bu alanlar ciddi bir ekonomik hacim oluşturuyor. Bu nedenle şeffaflık, denetim ve hesap verebilirlik hayati önem taşıyor.
Aksi hâlde sorun çözülmez, sadece yönetiliyormuş gibi yapılır.
Bugün gelinen noktada Türkiye’nin önünde üç seçenek var:
Mevcut durumu olduğu gibi sürdürmek
Tepkisel ve kısa vadeli çözümler üretmek
Ya da bilimsel, hukuki ve insan hakları temelli kalıcı bir model kurmak
Üçüncü yol zor ama tek gerçekçi yoldur.
Bu mesele artık ertelenemez.
Veriyle konuşulmalı
Sorumluluklar netleştirilmeli
Kurumlar hesap vermeli
Ve en önemlisi, çözüm iradesi ortaya konulmalı
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, sloganlar değil;
akıl, hukuk ve vicdanın birlikte hareket ettiği bir çözüm zeminidir.
***
Sokaklar ya güvenli olur ya da değildir.
Hayvan refahı ya sağlanır ya da ihmal edilir.
Hukuk ya uygulanır ya da kâğıt üzerinde kalır.
Asıl mesele şudur:
Biz nasıl bir ülke olmak istiyoruz?
Bu sorunun cevabı, sokaklarımızda gizlidir.
Sorun büyüdükçe, çözüm ihtiyacı da ertelenemez hâle gelecektir. Sorunun temel kaynağını açıkça ifade etmek gerekirse: Merhamet sapmasıdır..
Birilerinin sesi çok çıkıyorken mağdur olan başıboş köpekler tarafından yaralanan parçalanan insanların sesi az çıkıyor..
Bu meyanda sivil toplumun ve kamuoyunun bir an önce harekete geçerek mevcut kanunun tam anlamıyla uygulanmasının arkasında durması ve eyleme geçmesi elzemdir.
Polis ve bekçilere yeni düzenleme yolda!
30.03.2026
yürümeyen, yazgısını eksik yaşar MUSTAFA AKMEŞE 23.04.2026
İran Rejimi DERVİŞ ARGUN 24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -1 ÜSTÜN BOL 24.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-II KADİR ÇİÇEK 04.04.2026
Rachel Corrie'nin Yolunda Yürümek-III KADİR ÇİÇEK 10.04.2026
Arada Kalan Hamas ve Direnen İran DERVİŞ ARGUN 06.04.2026
Şüyuu Vukuundan Beter AHMET GÜRBÜZ 30.03.2026