metrika yandex

Haberler / Yorum - Analiz

MISIR-LİBYA VE MÜSLÜMANLAR / Süleyman ARSLANTAŞ

04.07.2020

Kaddafi, Libya’da Kral İdris’e darbeyi gerçekleştirdikten sonra: ‘Mısır lidersiz bir ülke, ben ise ülkesiz bir liderim.’ Demişti. Oysa bu sözlerin söylendiği tarihte (1969) Arap dünyasının en önemli lideri Cemal Abdünnasır Mısır Devlet Başkanı idi. (Ö. 28 Eylül 1970) Nasır, 1967 Savaşı’nı kaybetmesine rağmen Arap dünyasındaki popülaritesi devam ediyordu. Cemal ve Enver ikilisinin doğum tarihleri 1918’dir. Rivayet odur ki her ikisinin de isimleri İttihat-Terakki paşalarından Cemal ve Enver paşalara istinaden verilmiştir. Yani o dönemde de İttihat Terakki hayranlığı mevcuttu.

Nasır’ın ölümünün üzerinden 50 yıl geçti. Kaddafi’nin Libya Kralı İdris Senusi’ye karşı yaptığı darbenin üzerinden 51 yıl geçti. Geçen zaman Libya ve Mısır’ı birbirlerine ısındırmadığı gibi, ne dost ne de düşman da etmedi. Kaddafi, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek zamanlarında da Libya’nın başındaydı. Kendisine has bir yönetim biçimi vardı. Ülkesini 42 yıl yönetti. 2011’de Deyr-i Zor’da başlayan Arap zemherisi sademesiyle 42 yıl hizmet ettiği, petrol üreten ülkeler içerisinde petrol gelirlerini halkı ile en çok paylaşan bir lider olmasına rağmen, Arap Baharı ya da Arap zemherisi banileri tarafından 13 Ağustos 2011’de kendi halkına linç ettirilerek öldürüldü.

Nasır öldü, Sedat öldü, Mübarek öldü, Kaddafi öldü, Mursi öldü. Peki! Mısır’a ve Libya’ya huzur geldi mi? Hayır. Niçin? Çünkü yüce Allah’ın: “Bir kavim kendi nefislerindekini değiştirmedikçe Allah onların halini değiştirmez.” buyurmakta. (Rad/11) Ve “Musa şöyle dedi: ‘Ey Rabbim! Eğer dileseydin bunları ve beni daha önce de helak ederdin. İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizleri de helak mı edeceksin?” (Araf 155) Yine Kur’an: ‘Sadece içinizden zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının ve bilinki Allah’ın cezası şiddetlidir.’ (Enfal 125)

Kur’an’ın ışığında coğrafyamızda olup-bitenlere baktığımızda aslında yadırganacak bir durum yok. Mesela Mısır, Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden sonra İslam’a ve halkına dost olmayan Sisi bir darbeyle işbaşına geldi. (3 Temmuz 2013) İhvan’ın ve Mursi’nin Mısır’daki yargı, ordu, medya ve ekonomi faktörlerini yeterince dikkate almadan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmelerine rağmen, Sisi darbeyi açıkladığı anda bile korkak ve ürkek bir profil ortaya koymuştu. Ne var ki İhvan önderleri stratejik bir akılla Sisi’ye karşı kararlı bir duruş sergilemedikleri için Sisi ve yandaşları bundan cesaret aldılar. Tarihte kazananlar genelde kararlı olanlardır, kaybedenler de kararsızlardır. Keza Peygamberlerin önemli sünnetlerinden birisi de kararlı olmalarıdır. İhvan, kararlı olsaydı Sisi ve yandaşları darbeye cesaret edemezlerdi. Etseler bile başarılı olamazlardı. Mısır’da İhvan zannetti ki Cumhurbaşkanlığı’nı kazanmaları halinde her şey düzelecek, ekonomi, yargı, ordu, istihbarat, medya kendi istedikleri gibi olacak. Hayır, olmaz. Zira başkalarının kuralları ile bir hedef tayin ederseniz, o hedefe asla ulaşamazsınız, ulaşsanız da farkında olunuz veya olmayınız başka bir hedefte kendinizi bulursunuz. Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’li Müslümanlar da bunu yaşamıyorlar mı? Süreç yaşanmadan sonuca vasıl olunmaz.

3 Temmuz Muhammed Mursi’ye yapılan darbenin yıldönümü. Keza Kaddafi’nin katledilişinin de 9. Yıldönümünü yaşıyoruz.

Onlar öldüler, geride kalanlar onların yaşantılarından, ortaya koyduklarından ve onların başlarına gelenlerden ders aldılar mı? Halkın tercihi ile Cumhurbaşkanı olan Mursi halkına rağmen katledildi. Halkına hizmet eden Kaddafi halkı tarafından linç edildi. Elbette halkın tercihlerine saygılı olunmalıdır. Ancak halk ve halk kitleleri her zaman da güvenilir olmayabilir. Zaten Allah bu konuda da bizleri uyarıyor: ‘Yeryüzünde halkın çoğunluğuna uyarsanız, onlar sizi Hak’tan saptırırlar.’ (Kur’an: 6/116)

Mısır ve Libya doğrusu her ikisi de şu anda bıçak sırtında. Zira Sisi kısmen de olsa halkına hizmet ve adalet konusunda bir gayret ortaya koysa idi belki siyasi ömrünü uzatabilirdi. Lakin halkına rağmen İsrail’e yandaş, ABD güdümünde bir yönetimle uzun süre ayakta kalamayacağı anlaşılıyor. Zira bir ülke küfürle ayakta kalabilir, lakin zulümle ayakta kalamaz. Libya ise ikibaşlılıkla mücadele ediyor. Bir tarafta Ulusal Mutabakat Hükümeti ki uluslararası meşruiyeti olan bir hükümet. Ve bu hükümet özellikle son zamanlarda gerek Türkiye ile vardığı Doğu Akdeniz’i içeren MEB anlaşması ve gerekse Türkiye’nin askeri açıdan lojistik ve stratejik desteği ile Hafter güçleri ve onlara destek olan Rusya, Fransa, Mısır, Suudi Arabistan, BAE’ye rağmen yıkılmadı. Her şeye rağmen adı geçen ülke ve güçler arasında siyasi fahişelik rolü oynayan Hafter gözardı edilmemelidir. Ancak Türkiye ve Libya UMH kararlılıklarını sürdürürlerse Hafter’in de siyasi ömrünü Rusya, Fransa ve BAE de uzatamaz.

Mısır halkı, belki de halkı Müslüman olan ülkeler içerisinde İslami bilinç bakımından oldukça önde bir halk. Mesela bu bilinçli halka rağmen Mısır’daki İslami önderlerin uzlaşmacı tutumları nedeniyle halk bunca şehit vermesine rağmen sonuca vasıl olamadı. Önderler zannettiler ki Mısır’da küfrün maşası olan yönetici ve bürokratlarla uzlaşırlarsa sonuca vasıl olacaklar. Hayır. Kur’an bunu reddediyorlar: ‘Kendi dinlerine uymadıkça Yahudiler de, Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklar.’ (2/120)

Her şeye rağmen fazla uzak olmayan bir gelecekte Mısır, Körfez Emirlikleri, Irak, Suriye, Ürdün gibi ülkelerde yönetim değişiklikleri yaşanabilir. Mevcut yönetimler devrilebilir. Sorun şu: acaba onların yerine gelecek olanlar sadra şifa bir yönetim ortaya koyabilecekler mi? İnşaallah diyelim. Gerçek olan odur ki, eğer Allah’ın istediği gibi bir toplum ve yönetim arzuluyorsak arzın neresinde olursak olalım sosyal, siyasal ve ekonomik tüm hayatın şubelerinde Hz. Resul’ün (a.s.) Sünnetini ikame edersek sonuca vasıl olabiliriz. Yani siyaseti, insana yaklaşımı ve hayatın tüm unsurlarını namazın cinsinden ihya edersek bu hem ibadet olur hem de huzuru beraberinde getirir. (3.7.2020)

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Süleyman A rslantaş

10.07.2020

Elbette değil...
Mbozac

10.07.2020

Ağabeye soru; akp siyaseti namazın cinsinden midir?!