ben tayyip beyi severim. valla...
bunu söylediğimde kimileri hemen bir taraf arıyor.
oysa insan,
bazen sadece taraf olduğu için sevmez;
üzerinde tanıdığı bir yorgunluğu gördüğü için sever.
derim ki dost;
yolun tozunu yutan adamı yolcu tanır.
çünkü yol, insanın omzunu düşürür. gözünün kenarına çizgiler bırakır.
bir de belki ehlinin göreceği yalnızlıklar ekler yüreğine.
ben yaptıkları için seviyorum diyemem.
çünkü başa gelen adam, başkan işte… elinden geldiğince hizmet eder.
bu zaten makamın borcudur.
müslümanlar için şunu yaptı,
bunu yaptı...
bunlar da elbette konuşulur.
ama benim gönlümün baktığı başka bir yerde duruyor.
ben daha çok yapamadıklarına bakıyorum.
gücünün yetmediği yerdeki çırpınışına var ya! ah!
kapalı kapılar önünde verdiği mücadeleye...
olmadığında bile yeniden denemesine,
sabırla beklemesine…
ülkenin birliğine ve zenginliğine ve tarifi imkansız nice acılara sebep
50 yıldır süren pkk ile savaşı bitirecek cesaretle adımları attığı günlerde
en kalbi duygularımla dua eder
selam olsun derken:
kur'an, "insana ancak çalıştığının karşılığı vardır" der.
dikkat edelim...
"başardığının" demiyor.
"çalıştığının..."
demek ki rabbin katında gayretin bir değeri var.
biz ise çoğu zaman yalnız sonuca bakıyoruz.
çünkü hakikat, alkışın büyüklüğüyle ölçülmez.
bugün siyaset de böyledir. hayat da böyledir. babalık da... annelik de... davetçilik de...
bazen ömrümüz, yetişemediğimiz iyiliklerin hasretiyle geçer.
işte ben biraz da o hasreti severim.
yanlışları yok mu?
elbette var.
çünkü
beşer, secde eden bir varlıktır; kusursuz olan değil.
müslüman orada mısın?
diyorum ki;
beşer, secde eden bir varlıktır; kusursuz olan değil.
biz son yıllarda öyle bir dil kurduk ki...
sevdiğimiz insanı peygamberleştiriyor,
sevmediğimizi firavunlaştırıyoruz.
oysa kur'an bize insanı olduğu gibi okumayı öğretiyor.
adalet, sevdiğini ilahlaştırmamak; öfkelendiğini de şeytanlaştırmamaktır.
belki de mesele budur.
bir adamı, her yaptığı doğru olduğu için değil…
doğru bildiği yükün altında ezilmeyi göze aldığı için sevmek...
gerisini zaten tarih konuşur.
bizim payımıza düşen ise niyetleri tartmak değil..
kendi niyetimizi diri tutmaktır.
ökkeş;
"hakikatin terazisi alkışla tartılmaz.
bazen bir adamın değeri, başardığı işlerde değil;
uğruna yorulduğu ama ömrünün yetmediği mücadelelerde saklıdır."
dedi ve sustu…
paylaşmaya değer gördüğünüz yazılarımın dilediği kısmı dahil dostlarınıza ikrama açıktır.
bir gönle daha temas etmek iyidir. valla!
Şam’da tarihi açıklama: SDG feshedildi
26.08.2026
Hac kesin kayıtları yarın başlıyor
29.07.2026
Ne Karma Ne De Zorunlu Eğitim|Özkan Yaman
30.07.2026
Kasıt ve Kusur: Süleymancılık AHMET GÜRBÜZ 24.08.2026
YENİ BİR EĞİTİM MODELİ ÖNERİSİ ORHAN GÖKTAŞ 26.08.2026
Yurtta Sulh Cihanda Sulh AHMET GÜRBÜZ 10.08.2026
MEKKE İTTİFAKI SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 09.08.2026