Uzak doğudan uzak batıya ceset kaynıyor dört bir yanımız
Kalbi susmuş cesetler yürüyor şimdi yeryüzünün yollarında patikalarında
Tatmin olmaz mutlu olmaz geçmişe bakmaz gelecekten endişe etmez
Neye inanır neye karşıdır bilinmez gidip gidip gelen dikey cesetler
İnsan kendini niçin kaybeder niçin silinir yeryüzü sahnelerinden
Koyu siyah perdelerin ardında kaybolmak nasıl anlatılır
Cesetler arasında dolanıyorum yalnızım hüzün ve acı yakıyor genzimi
Erdeme kendini hatırlamaya cesetlerden insan çıkarmaya dair sözü olan var mı
Dünya susuyor silahlar konuşuyor hayatın anlamı yok
Kime baksam karamsar kime yönelsem gözlerinde umutsuzluğun karanlığı
Yollar hızlı tirenler gökdelenler devasa havaalanları ışıkhızı iletişim zincirleri
İnsan ayağı değmemiş dağbaşları yaylalar derin vadiler uçsuz bozkırlar çöller kadar yalnız
Hiçliğe boşluğa ayarlı kendinden habersiz kendini unutmuş soru soramayan insancıklar
Bakıyorum şafak vakti uyuyan kentin tektük ışıkları açık pencerelerine
Ya sonra? sorusunu sormayan endişesiz kayıtsız kıyametsiz kişilerin vurdumduymazlığına
Büyük kıyametten önce sayısız küçük kıyametler yaşayan ama farketmeyen insan yüzlerine
Bakıyorum büyük oyun ve oyuncak alanına dönüşmüş dünyaya ve soruyorum “Ya sonra?”
İnsanı küçülten gök uru gökdelenlere, ışıklı neonlara kadın etiyle pazarlanan ürün panolarına
Durmaksızın akan araç ırmaklarına korna seslerine ardı arkası kesilmeyen ayak tıkırtılarına
Bağsız ve anlamsız annelere babalara gençlere ve soruyorum “Ya sonra?”
Hissediyorum oyun alanı aynı anda çukur ve bataklık haykırıyor altta kalma kimseye acıma
Dünyanın dışına itilmekten korkan pürtelâş kadınlar biraz erkeksi erkekler biraz kadınsı
Mırıldanıyorum “İnsan dünyaya mı ait?”
Boşlukta duran dünyadan niçin korkmuyorlar?
Depreme dayanıklı yüksek güvenlikli evler nükleer sığınaklar kameralar alarm sirenleri güvenlikçiler jiletli tel çitler kıyamete engel mi?
Ölmemek için sağlık programları diyetler yürüyüşler
Kayıtsız hayat sürmek mümkün müdür?
Kayıtsız mıdır üstünlük taslamak yasak meyveyi tatmak kardeş öldürmek kul hakkı yemek
Üstünlük müdür koltukla kasayla türünün kanına ekmek banmak
Kayıtsız mıdır yalanlar hileler yolsuzluklar arsızlıklar kibirler güç gösterileri
Gün ağarıyor güneş uzatıyor başını kuşlar yiyecek bulmaya kanat çırpıyor
Her doğan gün yeni fırsat olarak önümüze konuyor
Boş ve yeni sayfayı doldurmamız gerekiyor
Her olan bitenin bizde karşılığının olduğunu fısıldıyorum kalbime
İnsan neyi istiyorsa ona ulaşması kolaylaşıyor kime adım atıyorsa onda karşılık buluyor
Aslında olağan dışı bir şey olmuyor insan yapıp ettiklerinin karşılığını alıyor
Kirlenmeye direnmediğimizde umutlarımız sönüyor çaresizlik sarmalıyor bizi
Sevgiyi merhameti kağıttan kalbe indirdiğimizde
Utanan bir yüze titreyen bir kalbe güçlüyken adalet duygusuna sahip olduğumuzda
Şartlar ne olursa olsun doğruları dile getirdiğimizde
Karanlıkların dağıldığını göreceğiz
Kendi içimizde kendi evimizde kendi kapı önümüzde başlayacağız temizliğe arınmaya
Despotik ve emperyal güç bizim kirliliğimizle büyüyor
Seferden sorumluyuz zaferden değil
Bize düşen inanmak yaşamak ve çalışmak çalışmak çalışmak
Sonrasında yolumuzu aydınlatacak ışıklı levhalar görmeye başlayacağız
“ Çokluğu önemseyip de kendini zayıf hissetme” (74/6)
03.08.2019, Kardelen/Ankara
İktibas'ın Haziran 2026 sayısı çıktı
07.06.2026
BİZİM ZAMANIMIZ|KEVSER KIRAN
09.06.2026
Erdemli'de Narkotik Büro'ya operasyon
08.06.2026
Küba’dan ABD’ye sert uyarı
14.05.2026
Söylem ve Eylem / Mehmet Taşdöğen
17.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026