metrika yandex
  • $32.64
  • 35.41
  • GA18850

Çocuk Evliliği Okunun Ucunda Hz. Ayşe/Hz. Muhammed/Yüceler Yücesi Allah..

MEHMET YAVUZ AY
16.12.2022

Bu bir çağrıdır! Çığlıktır!

Kirlenmiş ırmağın sularıyla ıslanmış, Yüce Allah’ın sonsuz rahmetiyle ırmağın dışına çıkmış bir insanın sesidir…

Dünyanın vicdanı olmaya hüküm giydiğini unutmayan Müslüman bir kalbin, merhamet ve acı dolu sözleridir…

Bastırılmış duyguların, inançların, düşüncelerin ortasında; kirlilik yarıştırma, başkalarının günahı üzerinden aklanmaya çalışma, kalbini yalana alıştırma, dilini kötülüklerin sözcülüğüne alet etmekten uzak olmayı  hedefleyen bir Müslüman kulun, öncelikle kendisini muhatap kabul eden avazıdır…

Adil ve doğru şahitlik, adaletin tecellisi, hakikati hiçbir sebebe kurban etmeme adına bir beyandır!

Günlerdir, dinî kabul ettikleri kıyafetlerle görünür  bir grup içinde gerçekleştiği belirtilen çocuk evliliği olayı…  

6 yaşında kız çocuğunun evlilik istismarıyla âdeta  tüm varlığının çiğnenmesi, parçalara ayrılması…

Kimsenin yanında ya da karşısında değiliz.

Açılsın kutular!

Olay, çok boyutlu bir hesaplaşmanın fitilini ateşliyor.

Devlet aygıtını elinde tutanlar, laikler  ve dindarlar açısından çok boyutluluğu değerlendirelim.

Allah’ın elçileri hariç hiçbir insan günahsız olamaz. Günahların şahsiliği prensibi de unutulmamalı.

Toplumsal ve ahlakî çöküşün zorunlu etkenleri içinde en önemlisi: İslamofobi’nin merkez ülkesinin Türkiye olmasıdır. Halkı Müslüman diğer ülkeler de ağırlıkları nispetinde İslâm’dan korkma ve kurtulma sendromuna yakalanmıştır.

İnsanlık tarihinin gerçek devrimcileri Resullerdir. Yüce Yaratıcı’nın elçileriyle gönderdiği din, gün geçtikçe aslından kopan, hurafelerin egemen kılındığı bir dünyaya dönüşmüştür.

Ülkemiz başta Müslüman ülkelerde, aziz İslâm dininin özünün anlatılması ve yaşanması mümkün olmamaktadır.

Dini hayatın dışına itenler, ellerini dinin yakasından da çekmiyorlar.

Dinin haram dediği helâl, helâl dediği haram olmuştur. İslâm korkusu baskıları, baskılar ikiyüzlülük, hurafe ve dini ranta dönüştüren baronlar / ruhbanlar sınıfını doğurmuştur.

Allah’ın dinine “Resmî İslâm” formatı çekilmiştir. Korku, bizatihi darbelerin gerekçesi sayılmıştır. Dinî varsayılan guruplara serbest bırakılan alanlar: Hurafeler, konfor ve cinselliktir.

Bir yandan sakal - sarık - çarşaf üzerinden aşağılanan gerçek dinin itibarsızlaştırılması sürerken, abartılı sakal cüppe ve sarıklarıyla Resmî İslâm’ın baronları televizyon programlarında boy göstermektedir.

Darbe dönemleri dahil, karayollarının türbelere giden yolları gösteren yön levhaları çok şey anlatmaktadır.

Gerçek dinin hürmet ve itibar görmemesi ile şehirli münevver, âlim, hoca, yazar v.s. kadrolar azalıp kaybolmaya yüz tuttu. Dinî yapılar, kurumlar ve bürokrasi  taşralı kadroların elinde kaldı.

Şehir ve medeniyet dini olan İslâm; ilim, fen, sanat, estetik, musiki, mimari başta hayata yön ve ilham veren gücünü kaybetti.

Hayata, tatlıya-tuzluya karışmama karşılığında serbest alanlarda hareket izni olan kimi yapılar hurafe, konfor ve cinsellik sarmalında çürüdüler ve çürüttüler.

“6 yaşında çocukla evlenilir” diyen kanaat önderi görünümlü adamlar bilmiyorlar: Hz. Ayşe’yi, Hz. Muhammed’i, fıtrat dini İslâm’ı, Şanı yüce Allah’ı…

Resmî İslâm’ın destekçilerinin ve  karşıtlarının bu akıl tutulmasında bir araya gelişleri kıyamet manzarası gibi…

Kültürü ve fıkhı din sayanların kılıç şakırtıları afakı sarıyor, çeşitli senaryoların başoğlanı olmaları çok üzücü.  

Onurlu, samimi, bilinçli Müslümanlar, mahallenin çürüklerine sahip çıkma çarpıklığına düşmezler…

Din baronlarının kadrolu hadis üretme merkezleri, menkıbe kitapları, Kur’an’ı yalnız bıraktıran kitaplar. Gaybî bilgiler, ebcet hesapları, mehdiler...Fiziken hayatın içinde zihnen zamanın dışında, bugüne bir şey söylemeyen, içe kapanık yapılar...

6 yaşında çocukla bir olurken vicdanı sızlamayanlar, çözdüğünüz uçkur, ahlaksızlığınıza dayanak ve meze yaptığınız  Ayşe annemizi, Allah’ın temiz elçisini vuruyor. Allah’a iftiraya uzanıyor. Görmez misiniz?

Bir sözümüz de, yaşananlar karşısında şaşkın ve üzgün, ne diyeceğini bilemeyen Müslüman kardeşlerimize:

Bu konuda bilgimizin olmadığını varsayalım. Utanıp kıyıda köşede saklanacak bir ayıbımız yok ki. Söyleyeceğimiz söz son derece basit :

“Allah yarattığı kullarının her şeyini bilir. Allah’ın seçtiği bir elçi yanlış yapmaz. O hevasının peşinden koşmaz. Yanılırsa Allah onu doğrultur. Fıtrata aykırı işleri Allah emretmez, onaylamaz. Şüphesiz  aklını kullanmayanın üstüne pislik yağar."

Son sözümüz, dine uzak hatta saldırgan kişilere…

Fıtrata, insan onuruna aykırı, büyük günahları sapkınlıkları özgürlük olarak kabul ediyorsunuz. Uzakdoğuya, örneğin Filipinlere gidip 10 yaşında çocukları; içki masalarının haram yataklarının, kucaklarınızın mezesi yapıp, ahlâk dersi vermeye kalkıyorsunuz. Allah’ın temiz elçisini pis aşağılık kelimelerle  suçluyorsunuz. Utanın, özür dileyin. Ölecek, hesabını vereceksiniz.

Allah’ı, Resulünü, dini reddedenlere: Allah yoksa, olmayan bir yaratıcıyı nasıl inkâr ediyorsunuz.? Bilmiyor, bilmediğinizi de bilmiyorsunuz.

Sapkınlıkları meşrulaştırmak için Müslümanların kutsallarına saldırmanıza  gerek yok. İnsanın haddini bilmesi büyük bir erdemdir.

15.12.2022, Kardelen /Ankara

 Mehmet Yavuz AY                                                                                                                                                    

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Mehmet Yazıcıoglu | 16.12.2022 14:39
Tebrikler
Bir okuyucu | 16.12.2022 13:45
Değerli ağabeyim, kıymetli yazınızı okudum. Sağ olun, var olun. Rabbim hepimize doğru düşünmeyi, yaşamayı nasip etsin inşallah. Müslümanlar, ellerindeki yazılı metinlerde, yazınızda söz ettiğiniz durumu aşkla savunan satırlar okuyarak bu tiksinilen duruma geldiler. Oysa; Hz. Ayşe daha önce babasının bir akrabasıyla nişanlıydı. Nişanlısı, bu nişanı, Hz. Ebubekir'in Müslüman olduğunu duyduğu anda bozmuştu. Yani nişanlandığı o dönemde kaç yaşındaysa, bu sürenin üzerine Müslümanların Mekke'de yaşadığı 13 yıl eklendikten sonra, onun evlilik yaşı ortaya çıkar. Bu da en az yirmili yaşlardır. Bu bilinemeyen-anlaşılamayacak bir durum olmadığı halde, 'sokakta oynarken eve getirilip evlendirildiği ve evlendiğinde bebekleriyle oynayan bir kız çocuğu olduğu' şeklindeki rivayetleri ve isteklerini kutsayanlar İslam'ın aydın yüzünü karartacak durumlara düşmektedirler. Ne yazık ki onların zaten kirli olan yüzlerinin kiri görünür olunca da bunlar İslam'dan sanılmaktadır. Oysa değildir. Neden hurafeler manzumesi İslam adına anlatılıp-savunulup durulmaktadır, anlamak mümkün değil. Bu vesileyle söz konusu menfur olayı, lanetliyorum. Selamlarımla