metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Suriye'de Neler Oluyor?

YUSUF YAVUZYILMAZ
08.12.2024

“Bir kavanoza 100 siyah karınca 100 kırmızı karınca koysanız hiçbir şey olmayacağını biliyor muydunuz? Ama kavanozu sertçe sallarsanız, karıncalar birbirlerini öldürmeye başlar. Kırmızı karıncalar siyah karıncaları düşman, siyah karıncalar kırmızı karıncaları düşman bilir. Gerçek düşman kavanozu sallayandır. Aynı şey insan toplumunda da oluyor. Yani, birbirimize saldırmadan önce, kavanozu kimin salladığını düşünmeliyiz!”

(Kurt Vonnegut)

 

            Öyle görülüyor ki, Suriye’de olanları anlatan en önemli örnek Kurt Vannegut’un sözleridir. Özellikle Batı dışı ve İslam toplumlarında ortaya çıkan değişimler, sorunların salt iç nedenlerden kaynaklanmadığını gösteriyor.  Kuşku yok ki, Batı dışı devletlerde ortaya çıkan bütün sorunların kökeninde Batılı emperyalist devletlerin çıkar çatışmaları vardır. Bu anlamda İslam ülkelerinin de içinde bulunduğu Batı dışı toplumlar üzerinde sürekli olarak Batılı emperyalistlerin operasyonları olmuştur. Türkiye, tüm bu gelişmelerin ortasında, uyguladığı siyasette önemli kırılma noktaları olsa da, kendi Suriye siyasetini oluşturmaya gayret ediyor. Kesin olan şu ki, Türkiye bölgesinde önemli bir siyasal aktör durumundadır.

Suriye'de son yaşanan gelişmelerin arka planında Türkiye'nin ürettiği muhafazakar dindar milliyetçi siyasal aklın olduğu görülüyor. Görünen o ki, Türkiye’nin öncülüğünü yaptığı Suriye siyaseti bölgede etkin aktörler tarafından kabul edilmiştir. Bu siyaset Esed’in devrilmesiyle başka bir aşamaya girmiş görülüyor.

Yürütülen operasyonlar sonucu Suriye, Esad’ın düşüşüyle yeni bir aşamaya geldi. Esad’ın sonunu getiren ilişkiler bundan sonra nereye evrileceği, nasıl bir yol takip edeceği önemlidir. Bu sorunların başında da Suriye’de etkin olan Kürt grupların geleceği ne olacak, sorusudur. Kuşkusuz uygulanacak projenin en önemli parçasını, ABD’nin açıktan desteklediği Kürtler oluşturuyor.

Ancak Türkiye’nin arkasında olduğu veya en azından desteklediği ve Esad’ın devrilmesiyle sonuçlanan operasyona Suriye'de yer alan tarafların sessizliği dikkat çekiyor. Siyasal iktidar daha önceki dönemde yapılan yanlışları tekrarlamamak için son derece dikkatli davranıyor.

Daha önceleri Ahmet Davutoğlu'nun yürüttüğü Suriye siyaseti ve bu siyasete dayanan aşırı iddialar iflas etmişti. O zaman desteklenen bu siyasi anlayış, daha sonra, Ahmet Davutoğlu'nun Ak Parti'den ayrılması ile birlikte, iktidar çevrelerince, farklı değerlendirilmeye başlanmıştı.

Kuşkusuz her siyasi hamlenin bölge devletleri için belirli sonuçları olacaktır.

Acele genellemeler kaçmadan süreci bir süre daha izlemek gerekiyor. Çünkü arkasında bir başka siyasal güç olsa da, kısa bir sürede şimdiye kadar önemli bir başarı sağlayamamış bir örgütün Şam’a kadar ilerlemesini ve iktidarı devirmesini konunun uzmanları bile anlamakta zorlanıyor.

            Suriye'de çok önemli adımlar atılırken Amerika, İsrail, Rusya ve İran neden bu kadar sessizce verdikleri tepkiler neden bu kadar cılız olduğu konusu da dikkate değer. Sanki arkasında Türkiye’nin bulunduğu operasyon genel bir kabul görmüş durumdadır.  

Bütün bu gelişmeler Suriye’nin ilginç gelişmelere gebe olduğunu gösteriyor. Suriye'de yaşananların Kürt gruplar, Türkiye, Amerika, İsrail, Rusya, İran gibi devletler açısından bu olayların anlamı nedir?  Yoksa sürece müdahil olan devletler, artık Esad ile bu işin yürümeyeceğini, dolayısıyla onun devre dışı kaldığı bir çözüm konusunda mı anlaştılar. Ya da Esad'ı bir sürece ikna etme ve sıkıştırma stratejisinin bir parçası mıdır, yaşananlar? Bu sorular Esad’ın gidişiyle kısmen cevaplanmış görülüyor. Suriye’nin geleceğinde artık Esed ismi gündemden kalkmış durumdadır. Ancak yeni sürecin hangi aktörlerle yürütüleceği önemli bir soru olarak önümüzde durmaktadır.

Diğer önemli bir soru da şu: Türkiye, bu süreçte, Suriye’nin geleceğinde etkili olması beklenen bütün aktörlerden bağımsız hareket edebilir mi?  Çok daha önemli soru ise, Tüm bu olanların Bahçeli'nin açıkladığı ve kamuoyunda değişik tepkilere yol açan Kürt siyasetiyle ilgisi nedir? Bu konular ileride sıkça tartışma konusu olacaktır.

Ortadoğu'daki her siyasal ve toplumsal olay, doğrudan ya da dolaylı olarak Kürtler ile ilgilidir.( Özellikle Suriye, İran, Irak ve Türkiye gibi Kürtlerin olarak yaşadığı ülkelerde) Ortadoğu'daki bütün ülkeler gibi Kürtler de geleceklerini Batı ve Rusya ile ittifaklar da arıyor. Bu siyasal aklın ne derece sağlıklı çözümler üreteceği tartışılmalıdır. Asıl sorun, Kürtlerin yaşadıkları devletlere göre farklı yöntemlerin uygulanmasında mı ısrar edilmeli ( Eşit vatandaşlık, federasyon, özerklik veya bağımsız devlet) , yoksa ülke farkı aranmaksızın tek bir model üzerinde mi ısrar edilmelidir sorunudur. Bu soru üzerinde Kürt siyasal aklının uzlaştığını sanmıyorum. Öte yandan salt bölgesel dinamikler sorun çözmeye yetmediği için, dış ülkelerde olarak müdahil olacaklardır. Her dış güç, salt Kürtlerin hatırı için değil, kendi çıkarlarını da önceleyecektir. Öte yandan çözüm diye görülen önerilerin bir süre sonra sorun oluşturduğunu da bilmek gerekir. En önemli sorun ise Kürtler arasında ortaya çıkması muhtemel anlaşmazlık ve çatışma potansiyelinin aktif hale gelmesidir.

Kuşku yok ki, Esad’ın sonu yeni değerlendirmeleri, sürece katılan taraflar açısından imkanları ve riskleri ortaya çıkardı.

Esed'in sonu bütün baskı ve otoriter rejimlere bir uyarı olmalıdır. Otoriter bir rejimin, bir haftalık yürüyüşle sona erdiği görmezden gelinmemelidir. Esad'ın sonu, halkına zulmeden bir diktatörün, salt uluslararası güçlerle ilişkisi sonucu ayakta duramayacağını açıkça gösterdi.

Öte yandan bölgesel bir aktör olan İran'ın ve onun uzantısı Hizbullah'ın Suriye siyaseti de çöktü. Salt İsrail karşıtlığı, halkına zulmeden bir diktatörü desteklemek için yeterli olmuyor. Bu yüzden Şam'a yürüyen kuvvetlerin İran elçiliğine hedef alması, yıllardır İran’a karşı biriken bir öfkenin sonucudur. Öte yandan İran'ın İsrail'i bahane ederek Şam rejimine destek vermesi salt askeri olarak değil, ahlaki olarak da çöktü.

Suriye'nin durumu bütün anti demokratik Arap ve İslam ülkeleri rejimlerine bir uyarıdır. Kendi halkına her türlü zulmü yapıp, bunu salt İsrail karşıtlığı üzerinden meşrulaştırmak doğru değil. İsrail karşıtlığı, ahlaki ve siyasi bir zemine oturursa önemli bir tutumdur. Suriye olayı, otoriter bir rejimin devamı için İsrail karşıtlığını araçsallaştırmanın uzun vadede fayda vermediğini gösterdi.

Elbette İsrail kendine muhalif olan İran - Suriye hattının parçalanmasından dolayı Esed'in gidişini olumlu karşılıyor. Ancak bu tutum Esed'in zalim bir diktatör olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Kuşkusuz Esed'in sonu bazı taşları yerinden oynayacak. Bundan sonra Suriye'nin ne olacağı sorusu, bölgeyi şekillendirecek, çok daha önemli bir soru olarak karşımızda bulunmaktadır.

Suriye'de iktidarı ele geçiren güçlerin, Suriye'deki Kürt unsuruyla ilişkilerinin ne olacağı belirsizliği de önemli bir sorun alanı olarak karşımızdadır. Suriye'de olanların diğer Arap rejimleri ve İran'daki etkileri ne olacak, sorusu da önemlidir.

Şu ana kadar karşılaştığımız olaylar Türkiye'nin Suriye politikasının doğru bir noktada durduğunu da gösteriyor. Ancak Suriye’deki süreç devam ediyor. Her ülkenin hamleleri yeni sonuçlar doğuracaktır.

Özgür Suriye Ordusuna gösterilen tepki, bu örgütün sınıfsal kökeni ve din yorumu ile ilgili değil, arkasında hangi güç veya güçlerin olduğu ile ilgilidir sanıyorum. Kuvvetle muhtemel yakın gelecekte Suriye'nin haritası bir hayli değişecek. Suriye'de etkili olmaya çalışan bütün aktörler, kendilerine avantaj sağlayacak bir pozisyon oluşturmaya çalışıyor.

Suriye, içerideki ve dışarıdaki çok sayıda aktörün müdahil olduğu bir çatışma alanıdır. Dolayısıyla herkesin ötekiyle çatışan ve örtüşen çıkarları var. Dolayısıyla olayları değerlendirmek çok kolay değil.

Özgür Suriye Ordusu yetkililerinin yayınladığı ilk bildirge, süreç hakkında önemli bir siyasal akılla karşı karşıya olduğumuzu söyleniyor.

“Bildirge No: (1)

Bismillahirrahmanirrahim

Ey özgür Suriye halkı,

Uzun yıllar boyunca süren zulüm, baskı ve acıların ardından ve bu aziz vatanın evlatları tarafından verilen büyük fedakarlıkların ardından, bugün yüce Suriye halkına ve tüm dünyaya ilan ediyoruz ki Beşar Esad rejimi düşmüştür ve kendisi ülkeyi terk ederek kaçmıştır, geride yıkım ve acı mirası bırakmıştır.

Bu tarihi günde, devrim ve muhalefet güçlerinin güzel Suriye’nin yönetimini üstlendiğini ilan ediyoruz ve özgür, adil ve demokratik bir devlet inşa etme taahhüdümüzü yineliyoruz; bu devlette tüm vatandaşlar ayrım gözetilmeksizin eşit olacaktır.

Allah huzurunda ve halkımızın önünde şu taahhütlerde bulunuyoruz:

1. Suriye topraklarının birliğini ve egemenliğini korumak.

2. Tüm vatandaşların ve mülklerinin, aidiyetlerine bakılmaksızın korunmasını sağlamak.

3. Devleti ve kurumlarını özgürlük ve adalet ilkelerine dayalı olarak yeniden inşa etmek.

4. Kapsamlı ulusal uzlaşıyı sağlamak ve mültecilerin ve yerinden edilmişlerin onur ve güven içinde yurtlarına dönüşünü temin etmek.

5. Suriye halkına karşı suç işleyenlerin hukuk ve adalet çerçevesinde hesap vermesini sağlamak.

Suriye halkının tüm kesimlerini bu tarihi aşamada birlik ve dayanışmaya davet ediyoruz ve yeni Suriye’nin kimsenin tekelinde olmayacağını, bilakis herkesin vatanı olacağını vurguluyoruz.

Yaşasın özgür ve onurlu Suriye,

Selam ve dua ile.

Geçici Ulusal Konsey

Şam, 08.12.2024”

Bu siyasal tutum önemlidir. Süreci ve sürece müdahil olan bütün aktörleri izlemek gerekiyor.

Suriye'de bir dönem kapandı. Sosyalizm- Arap milliyetçiliği temelli BAAS rejimi çöktü. Bundan sonra ne olacağı çok daha önemlidir.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş