metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Haberler / Yorum - Analiz

Bombaların Mezhebi Yoktur, Ama Öldürdüğü Hep Çocuklardır. /Hüseyin KIZILTAŞ

03.04.2026

Dünyanın neresinde olursa olsun, bir çocuğun ölümü bütün insanlığın kaybıdır. Ama ne yazık ki artık öyle bir çağdayız ki, çocukların ölümü bile insanların vicdanını harekete geçirmeye yetmiyor. Gazze’de olduğu gibi terör devleti İsrail ve işbirlikçisi katil ABD’nin  bu seferde İran’da füzeler ile gerçekleştirdiği bir okul saldırısında 165 masum kız çocuğu hayatını kaybetti. Bir an durup düşünelim: O kız çocuklarından biri sizin evladınız olsaydı ne hissederdiniz? Gözünüzün önünde çocuğunuzun öldürüldüğünü hayal edin. İşte o zaman savaşın istatistiklerden ibaret olmadığını, aslında her sayının bir hayat, bir aile ve bir gelecek olduğunu daha iyi anlardınız.

İran’dan öncede Gazze’de binlerce masum çocuğun hayatını alan hâlâ da almaya devam eden bu kana susamış iblis ordusuna karşı nasıl bir tavır alırdınız veya aldınız?

Ama görüyoruz ki bazı “akıllı” insanlar, savaşın bu insani boyutunu bir kenara bırakıp meseleyi mezhepsel bir çatışma çerçevesinde değerlendirme çabasına giriyor. Sanki İsrail, Şiiliğe düşman olduğu için İran’a savaş açmış gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.

Hayır. Onların derdi mezhep değil; onların derdi Müslümanlarla.

“Ama onlar Şii!” diyenlere bir sözüm var: Kardeşim, bugün mezhep üzerinden ayrışma ve ayrıştırma zamanı değil. Bugün kardeşlik zamanıdır. Karşımızda İsrail–ABD şer ittifakı varken başka bir yerde durmanın izahı yoktur.

Düşünün; kilometrelerce öteden gelip kendine bulduğu işbirlikçi namertle bir olup komşunuzu füzelerle vuruyorlar. Üstelik bunu Ramazan ayında yapıyorlar ve şehirleri kan gölüne çeviriyorlar. Böyle bir durumda takınılması gereken tavır nettir. Başka bir yol yoktur.

Ama sosyal medyada öyle paylaşımlar, öyle yorumlar görüyoruz ki insan hayrete düşüyor. İnanın, İsrail istese bu kadarını söyleyemezdi. Bazı “akıllılar” meseleyi öyle bir noktaya taşıyor ki neredeyse İsrail ve ABD’nin yaptığı bu kıyımı destekler bir noktaya varıyorlar. “Parçalansa da daha beter olsa” dercesine yazılan yorumlar, aslında kime hizmet edildiğini açıkça gösteriyor.

Bu bir Şii–Sünni savaşı değildir.

“Ben tarafımı seçtim” diyebilirsiniz. Ama bu mesele hak ile batılın savaşı da değildir. Ancak İran’dan bir sebeple nefret ediyorsanız bile, bu kanlı ittifaktan bin kat daha fazla nefret etmeniz gerekmez mi?

Sürekli İran’ın mezhepsel yaklaşımını gündeme getirip, sahabelere yönelik hakaretleri örnek göstererek meseleyi mezhep savaşına dönüştürmeye çalışanlara basit bir soru sormak istiyorum:

Donald Trump savaşı başlatırken “İran bazı sahabelere küfrediyor, bunun cezasını çekecek” diye mi açıklama yaptı?

Ya da Netanyahu çıkıp “Ey İran, siz Hz. Aişe’ye, Hz. Ömer’e, Hz. Osman’a hakaret ediyorsunuz; artık buna dur demenin vakti geldi” mi dedi?

Böyle bir açıklama duydunuz mu?

Tam tersine, Netanyahu’nun son açıklamalarında İslam’ın dünya için büyük bir sorun olduğunu söyleyerek adeta yeni bir Haçlı seferi çağrısında bulunduğunu görmedik mi? İslam’a karşı topyekûn bir seferberlik çağrısı yapmadı mı?

Peki, savaşın özellikle Ramazan ayında başlatılması sizce tesadüf mü? Hiç düşündünüz mü bunun kime ve neye mesaj verdiğini?

Hâlâ meseleyi mezhep penceresinden okumakta ısrar edenler varsa, bir kez daha düşünmelidir.

Olayın özeti bugün mesele İran meselesi değildir. Bugün mesele mezhep meselesi de değildir. Bugün mesele, insanlığın hangi tarafta duracağı meselesidir. Çocukların öldürüldüğü bir dünyada hâlâ mezhep tartışması yapmak, aslında zalimin işini kolaylaştırmaktan başka bir şey değildir. Eğer gerçekten bir taraf seçilecekse, o taraf mazlumların tarafı olmalıdır. Çünkü tarih boyunca değişmeyen tek gerçek vardır: Zulme sessiz kalanlar da en az zalimler kadar bu karanlığın bir parçası olur.

Şimdi bazılarımız olayın bir de başka boyutu var İran düşerse “Sıradaki hedef Türkiye” sözünü dile getirecek aslında hiç de boş bir söz değildir. Onların asıl hedeflerinden biri de Türkiye’dir ve bunun için fırsat kolladıkları açıktır.

İsterseniz bunun diğer ayrıntılarını bir sonraki yazıda ele alalım.

Vesselam.

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş