Siyonist çete Filistin topraklarına yerleştiği günden itibaren kesintisiz bir şekilde işgal ve zulümlerine devam etmektedir. Adım adım bütün Filistin topraklarını işgal etmek istiyorlar. 1917'den 1948 tarihine kadar (İngiliz mandası döneminde), dünyanın her tarafından Yahudiler kutsal Filistin topraklarımıza yerleştirildi. Bu dönemde Irgun, Haganah, Stern ve Palmah terör örgütleri yaptıkları saldırı ve katliamlarla Filistin halkını göçe zorluyorlardı. (Terör örgütlerine silah ve mühimmat veren de İngilizlarden başkası değildi.)
14 Mayıs 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler nezdinde devlet statüsüne kavuştuklarında bu sefer terör örgütlerinin liderleri "devlet" organizasyonuyla katliam ve işgallerini sürdürdüler. 1967 "6 Gün Haziran Savaşı"nda ABD ve İngiltere'nin açık desteğinden dolayı Siyonist çete Mısır'dan Sina Yarımadası'nı, Ürdün'den, Ürdün Nehri'ni, Batı Şeria'dan Doğu Kudüs'ü ve Suriye'den Golan Tepeleri’ni işgal etmiş oldu.
1967'deki savaşta kaybettikleri toprakları diplomatik yollarla geri alamayan Mısır ve Suriye, 1973'teki Yahudilerin Yom Kippur bayramı sırasında İsrail'e karşı taarruza girişti. Fakat bu savaşta da iki Arap ülkesi büyük bir hezimet yaşadı. İşgalci İsrail bu aşamadan sonra büyük bir öz güven ve cesaretle kesintisiz olarak ve zamana yayarak işgal ve zulümlerine devam etti. Aynı şekilde bu işgalini Lübnan topraklarına da taşıdı. Siyonist çete 1982 yılının mart ayında Beyrut'a varasıya dek bütün Güney Lübnan topraklarını işgal etti. Bu dönemde bir mukavemet hareketi olarak ortaya çıkan Hizbullah İran'dan aldığı silah/mühimmat ve eğitim desteği ile işgalci Siyonist askerî unsurlara karşı amansız bir şekilde (18 yıl) verdiği gerilla savaşı sonucu Güney Lübnan toprakları 25 Mayıs 2000 tarihinde işgalden kurtarılmış oldu. Hizbullah'ın bu zaferi ile Siyonist çete tarihinde ilk defa zillet içerisinde bir yenilgi tatmış oldu.
Hizbullah ve İran'ın yardımı ile 2000 yılından 2005 yılına kadar Gazze'de verilen mücadele sonucu Siyonist çete bu toprakları da terk etmek zorunda kaldı. Fakat bu yenilgiyi hazmedemeyen Siyonist çete her fırsatta Gazze'ye saldırılar düzenledi.
Özellikle her Ramazan ayında Gazze'yi bombalamayı gelenek hâline getiren işgalci çete 7 Ekim 2023 tarihinde Hamas'ın başlatmış olduğu "Aksa Tufanı" operasyonunu bahane ederek Gazze'ye topyekûn saldırıya geçti. Siyonist çete, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerden aldığı destekle Gazze'ye yönelik yaptığı soykırım tam iki yıl sürdü. Bu süreçte resmi rakamlar 70 bin dese de çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere 100 binin üzerinde insanın katledildiği kanaatindeyiz.
10 Ekim 2025 tarihinde ayeşkes ilân edilmesine rağmen Siyonist çete, sürekli ateşkes ihlalleri yaparak katliamına devam etti...
Siyonist çete bir taraftan ABD ile birlikte İran'a karşı savaşa giriyor, diğer taraftan Lübnan’ı bombalıyor.
İran ise, saldırıya uğradığı ilk saatten itibaren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 51'nci maddesi gereği misilleme hakkını kullanarak bölgedeki Arap ülkelerinde konuşlanmış olan ABD üslerini vurup onları tarumar etti. İran, öbür taraftan son derece gelişmiş balistik ve hipersonik füzelerle "Demir Kubbe"yi kevgire çevirerek Siyonist çetenin en stratejik noktalarını vurdu. İran bununla da yetinmeyip Hürmüz Boğazı'na girmeye teşebbüs eden USS Abraham Lincoln uçak gemisini hedef alarak Amerikan efsanesini çökertmiş oldu. Aynı şekilde radara yakalanmaz diye iddia edilen F-35 uşaklarını da tek tek avlamayı başardı. (ABD Kongresi'nin ve Pentagon'un ortak raporuna göre İran bu 39 günlük dönemde ABD'nin 42 adet uçağını düşürdü.)
Öte yandan Lübnan’a Merkava tanklarıyla girmeye çalışan Siyonist askerî unsurlar yediği darbelerle geri püskürtüldü. (Bu süreçte 127 Merkava tankı imha edildi.) Bütün bu gelişmeler olup biterken, sahada üst üste darbeler yiyen Siyonist çete adeta intikam alırcasına Batı Şeria'da terör estirip mazlum halka kan kusturmaktadır.
İran ve Lübnan’a yönelik emeline ulaşamayan Siyonist çete kendi canavar tıynetini tatmin için bir başka alana yönelerek zulüm icra etmeye devam ediyor. Aslında onun hedeflediği işgal ve düşman addettiği İran ile Hizbullah'ın bertaraf edilmesi olmayınca boşluk bulduğu başka bir alana yöneliyor. Şeytanın açık bulduğu her yönden saldırması gibi. Gerçi Batı Şeria'daki bu zulüm yeni değil. Yıllardan beri adım adım o topraklarda da işgal devam ediyor. Son zamanlar ise bu işi yoğunlaştırdılar. Tutuklamalar, keyfi infazlar, çocukların aleni bir şekilde alınıp götürülmesi. İtiraz eden anne-babalar tartaklanıp dipçiklerle dövülmesi. Esnafların dükkanlarının tarumar edilmesi. Köylülerin koyun ve keçilerinin çalınması, seraların yıkılması, zeytin ağaçlarının kesilmesi. Eli silahlı sivillerin (!) Filistinli ailelerin evlerine metazori olarak girip, eşyaları sokağa atarak evleri gasp etmeleri. Ev sahibi polise veya elindeki tapu ile belediyeye gitmesi hiçbir şeyi değiştirmiyor. Zaten belediye bizzat yeni yerleşim alanları açmak için (keyfi ruhsat iptali yaparak) Filistinlilerin evlerini yıkıyor. Bütün bu zulümler olup biterken bir de "idam yasası" çıkardılar. Nasıl olsa Müslüman ülke liderleri ve İslâm İşbirliği Teşkilatı sesini çıkarmıyor. Nasıl olsa Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi bu kötülükleri seyrediyor. O hâlde ver gelsin zulümler! Açıkça ifade etmiş olalım ki, İslâm ümmeti olarak vebalimiz büyük. 57 Müslüman ülke olarak darmadağınık durumdayız. Düşman karşısında hiçbir caydırıcılığımız yok. Güç birliğine gidilse böyle mi olurdu? Oysa Rabbimiz Enfâl Sûresi'nin 46'ncı ve 60'ncı ayetlerinde bizi uyarıyor: "Dağınık değil, birlik olun. Eğer birlik olmazsanız gücünüz gider. Düşman karşısında mukavemet edemeyecek duruma düşersiniz ve zelil olursunuz." "Düçmanlarınıza karşı caydırıcı güç hazırlayın." Bu ayetlere istinadendir ki Merhum Erbakan Hoca’mız D-8 ve D-60 projeleriyle "İslâm Birliği"ni tesis etmek için çabaladı. Erbakan, "Siyonistler ancak güçten anlar." diyordu. Bu nedenle ASELSAN, ROKETSAN VE TÜBİTAK'ı kurmuştu. Hatırlayalım, Merhum Erbakan Başbakan olduğunda ilk iş olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nezdinde gözlemci sıfatıyla Batı Şeria'ya ufak bir askerî birim yerleştirmişti. Erbakan Hoca’mızın 11 aylık başbakanlığı süresince Batı Şeria halkı huzur ve güvenlik içerisindeydi. Ayrıca bu süreçte zarfında Siyonist çete Gazze'ye yönelik en ufak bir saldırıda bulunamamıştı. Güç budur, irade budur. Bugün de bu gücün, bu iradenin mevcut hükümette olması gerekmektedir. Bugün gelinen nokta itibariyle her şeyi İran'dan bekler olduk. Evet, İran bütün yalnızlığına ve Arap ülkelerinin kalleşliğine rağmen emperyalist ABD ve Siyonist çeteye karşı direniş ve mukavemete devam ediyor. Ne olurdu da, Yüce Rabbimiz'in "Birlik olun" emri gereği Türkiye, Pakistan ve Mısır İran ile dayanışma içerisine girseydi. Kolektif irade ile ancak düşmanla baş edilebilir. Bugün bu dayanışma olmadığı için düşman boş bulduğu alanlarda zulmünü icra ediyor. Gazze'yi yer ile yeksan ettiler. Şimdi Batı Şeria'yı tamamen ilhak edip haritadan silmek istiyorlar. Hatırlayalım, Siyonist çete lideri Benyamin Netanyahu Birleşmiş Milletler kürsüsüne çıkıp, elindeki haritayı göstererek, "Bu topraklarda Filistin diye bir yer, bir devlet yok" dedi. Bazı aklı evvel siyasîler ise, "iki taraflı çözüm" ve "67 sınırları" deyip duruyor. Hiç olacak iş mi? Trump Siyonist çete adına Kudüs'ü başkent ilân etmedi mi? Bugün adım adım Batı Şeria yok ediliyor, ümmetin başındaki siyasîler seyrediyor. Ümmet bireyleri ise kahır içerisinde.
Hatırlayalım, 21 Ağustos 1969 yılında Avusturalya kökenli bir Siyonist olan Denis Michael Rohan Mescid-i Aksa'yı kundaklayınca 25 Eylül 1969 tarihinde Fas'ın Rabat şehrinde bir araya gelen Arap ülkeleri Filistin davasına sahip çıkmak amacıyla İslâm İşbirliği Teşkilatı'nı kurdular. İlerleyen süreçte 57 Müslüman ülke bu birliğe üye oldu. Bu kurum, yani İslâm İşbirliği Teşkilatı bugüne kadar yaşanan her zulüm, her soykırım karşısında ne yaptı? Sadece kınadı. 7 Ekim 2023 tarihinde yaşanan iki yıllık soykırım esnasında İslâm İşbirliği Teşkilatı 5 kez toplantı yaptı. Beşinde de kınama kararı ile yetindi. Bu kınamalar Siyonist çeteye cesaret vermekten başka bir işe yaramamaktadır. Nitekim, bu yüzdendir ki, Siyonist çete dur durak bilmeden zulmüne, işgaline ve katliamlarına cüretkârca devam etmektedir.
VİSAL DERNEĞİ İLE KURBAN PROJESİ
24.05.2026
Belçika, nükleer santralleri kamulaştırıyor
02.05.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ - 5 ÜSTÜN BOL 23.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026