metrika yandex

GÜZ YAĞMURLARI

Mehmet Yavuz AY

30.01.2021

GÜZ YAĞMURLARI

Geri döndüğümde yapraklar uçuşuyordu. Güneş bir hüzün fotoğrafını aydınlatır gibiydi. Sararmış dökülmüş yaprakların, asfalt yolların, kurumaya yüz tutmuş çimenlerin üstüne inmiş yağmur damlacıklarının cılız gün ışığıyla aydınlandığı bir Eylül günüydü. Hüznüme doğanın hüznü karışıyordu. İçimdeki kuruluk, katılık, bir kenarından çatlıyordu.

Kaç güz yağmuru geçti, bu küçük evin küçücük odasına sığınalı? Korkularımı kaç gecenin örtüsü gizledi? Genç kızlık arkadaşları, toplantılar, başörtü mücadeleleri… Bir tüy hafifliğinde, durmaksızın ve acımasızca yürüyen sevgili zaman… Şimdi neredeler? Evet. Küçücük odam, mutfak, evin minik bahçesi benim körfezlerim şimdi. Evdekilerle karşı karşıya gelmeden, konuşmak zorunda kalmadan; harcıalem gündelik şeylerden bile uzak kalmak, yüreğimin bir köşesini soğutuyor. İstesem de fazla kitap okuyamıyorum. Uzun ve derin düşünceler sıkıyor içimi. Evlenmeden önce elime pek nadir aldığım şu gergef gözlerimi götürse de beni içine çekiyor. Gönüllü olduğum bir bağımlılık bu. Tıpkı her güz yağmurunun içimi depreştirdiği gibi.

Baba evi. Kapısından hüzünle, sevgiyle ve umutla çıktığım baba evi. Ayrıntıları, kokusu, sade ve az eşyalarının sıcaklığı sarıcılığı yok şimdi. Bir şeyler kırılmış tepetakla olmuş, sevecenliği, sevimliliği uçup gitmiş. Bu ben miyim, o eski doğallığım nerede, üzerime sinen yabancılık da neyin nesi. Kimse bana eskisi gibi bakmıyor. Bu dönüşün sonu neye varır Allah bilir…

Annem gözlerini hep uzaklara dikiyor. Çaresizliğin acılaştırdığı yüzü kırış kırış. Kendi kendine söylendiği oluyor. Sudan sebepler uydurarak bağırıyor çağırıyor, içdenizinin kabartıları indikten sonra elinin tersiyle köpüklenen ağzını silerken bir kırmızılık yayılıyor yüzüne. Belki bir acıma belki bir utanç. Böylesi anlarını, ağzından bir tek kelime çıkmayan günler izlerdi. Yıllar birbirini kovaladıkça hırçınlığı bir parça azalmıştı ama hiç kaybolmadı.

Babam, hep o sessiz, sakin, güleç yüzlü halini yaşadı. Çok şey konuşmaz, her şeye karışmazdı. Benimle de durumum üzerine uzun boylu konuşmadı, o sorulu cevaplı sıkıntıları yeniden yaşatmadı bana. Hep gözleriyle, güleçliğini gölgeleyen  hayal kırıklığının tedirginlik ve üzüntü dolu yansımalarına, hep benden yana olduğunu kolaylıkla sezebildiğim bir hava katarak destekledi beni. Yanında tedirginlik duymadan nefes alabildiğim, başımı dizlerine koyup ağlamayı ne çok istediğim  bir kucak oldu. Her zaman haline şükreden babamla kalbî bağlılığımız, sevgimiz hep sürüyor.

Ya biricik abim. Gönül birliğini, inancı, sevgiyi, omuz omuza yaşadığım ve bütünleştiğim abim… Öteki abilerimi fazlasıyla hesaba katamıyorum. Siyasi tercihler, hayat tarzları, aramızı iyice açmıştı. Onların da bizi umursadığı yoktu. Ülkede kan gövdeyi götürüyordu. Çalkantılar, ölümler, işkenceler içerisinde karındaşlık bir şey ifade etmiyordu. Tüm aile yelpaze içinde yerini almıştı. Herkes kendi hayatını yaşıyordu. Benim aldığım yara, köşe kapmaca içerisinde cılız bir sesten başka neydi ki?

Yurtdışından kocamla birlikte döndük. İlkin abimin ziyaretine gittik. Gülümsemeye çalıştım ama içime bıçaklar saplanıyordu. Yüzümün rengi gidip geliyordu. Kafamın içi kuru bir sessizlikle örtülüydü. Kapkara bulutların içerisinde çaresiz, yılgın ve şaşkındım… Değil konuşmak, elimi kaldırmaya mecalim yoktu. İçim dışım kararıyordu. Sızısını hiç dindiremediğim kalbimin kabaran atakları beni ele verebilirdi. Üç ay önce evlendiğim kocam, abimin arkadaşı. Kocamın bunalımları dengesizlikleri. Üç ay üstüme kapı kilitleyip gidişi. Neler oluyor hiç bilemedim. Eriyip giden, noktalanmaya gelmiş durmuş evliliğimiz… Ve her şeyden habersiz abim ve onun yanındaki şu garip bulunuşumuz…

Oysa biz aynı yolun yolcusuyduk. Aynı davanın yılmaz gönül erleriydik. Nikâhla ilgili resmi formaliteleri bile bir kenara itivermiştim. İnandığımız ve özlediğimiz dünyanın, atmosferin çocuklarını yetiştirecektik. Sevgimiz, insanlığımız, geleceğimiz ayrıydı. Kalbimiz eşyanın boğucu egemenliğini kırmıştı. Abimin arkadaşı, bu güzellikleri çıkıp bozdun. Bunca güzellik içinde eksik olanı nereden bilebilirdim? Kalbine, beynine nasıl ulaşabilirdim? Görünenler, görebildiklerim, yetmedi. Güzellikleri yine bir adem yıktı, güzelliğin suçu ne?  Böyle olduğunu bilsem de  kendime bile  anlatamıyorum... Devam edecek ne gücüm ne sebebim var. Kilitli kapıda heder olmuş sevgim, bitmiş evliliğim… Kalbimde sızı, ruhumda ürpermeler…

Şehirlerarası otobüse ağır ve bitkin biniyorum. Bedenimdeki titremelere mide ağrısı ulanıyor. Koltuğa yığılıyorum. Kafamı cama doğru çevirerek geriye yaslanıyorum. Sanki yaşadıkça konuşmayacağım.

 İçine neler sığan sevgili zaman

 Yüreğimi delen ey acı

 Sen hiç bitmez misin?

 

Yeniden baba evi, memleket.

Sabahın buğusuyla geldim.

Gözlerimi eriten bir yorgunlukla.

Yalnız ve yüklü bulutlar getirdim.

Dokunmayın…  

Mehmet Yavuz AY

Yorum Ekle
Yorumlar (10)
YNY | 10.02.2021 14:12
Yalnız ve yüklü bulutlar getirdim. Dokunmayın Kanayan bir yüreği ne güzel tanimlamışsınız Abi...Kaleminize sağlık
Hüseyin Çolak | 05.02.2021 23:54
İnsanları eğitmek için duygunu dilinin en güzel örneği kaleminize sağlık
Sadettin başgil | 05.02.2021 12:40
Kadın okur gelişir ise bazı haksızlıklara karşı boyun eğmeyecektir. İnsanca yaşamaya gayret edecektir. Malesef kız çocukları hep göz ardı edilmiştir. Kuran emrettiği gibi değil Eğemen güçlerin kendi istekler dogrultusu kadınlara ve insanların Oluşturma çabalarıdir. Ya benim sin ya kara toprağın. Güçlü olanın daima güçsüzü ezdiği bir yaşam tarzı. Ya bendensin? Ya terörist sin? İktidar Bu tür söylemler tam tersi olumsuz etki yaratmaktadir. Ayrıştirıci, kutuplaştırıcı söylemler günümüz okuyan genç kızlarımizın tepkisine neden olmaktadır. Bunun içindir okuyup aydınlanması istenmemekte. Okyup aydınlanan insan bu basit ve sığ sularda yüzen insanların oyuncağı olmayacaktır. Selamlar.
Mehmet Yavuz AY | 05.02.2021 12:17
Arif Bey, Duyarlı ve içten değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim. Allah iyilerle yoldaş eylesin.
Arif yazıcı | 05.02.2021 11:26
Annemin hep derki, "Allah helal süt emmişle karşılaştırsın" o zamanlar bunu çok anlayamiyordum.. Ama yaşlandıkça bu sözün ne kadar önemli oldugunu her harfiyle anlıyor insan. Yazinız çok güzel gönüllere dokunuyor ideallerin nasıl kısa sürede hayatın cilvesiyle bitebiliyor. Yaşam herhalde bilinmezliklerinden bu kadar güzel. Yazınızın devaminın geleceğini tahmin ediyorum.. kaleminizi ve kendinizi sahibi korusun.
Abdullah Aydın | 01.02.2021 18:00
Yaygın bir hüzünlü hayat,toplumdaki yansıma mı, kendimizdeki bozulma mı, yoksa karma mı? yuvarlanıp gidiyoruz. Rabbim yardımcımız olsun. Kaleminize sağlık, teşekkürler.
Harun Aykaç | 30.01.2021 23:26
Ya Rabbi! Sen bize rahmetinle muamele buyur ki ne kendimizi ne de başkalarını kırarak yolundan uzaklaştırmayalım ve uzaklaşmayalım. Senin kullarına senin Rahman isminin tecellileri ile bakabilelim.
Ahmet kılıç | 30.01.2021 19:44
Allah razı olsun abi
Harun Aykaç | 30.01.2021 18:08
İnandığı güzelliklere gönül vermiş bir düşünce insanın çaresizliğinden ve umutsuzluğundan öyle zannediyorum hepimiz kendi çapında sorumludur. Hakiki özgürlüğü kendisine kul olmaklığımız olarak tanımlayan Rahmanın okuduğumuz ayetlerini yorumlamakta ve anlamakta güçlük çekiyoruz. Onun içindir ki kendimizi mutsuz kılmakla yetinmiyor, Hakka ram olanları da mutsuzlaştırıyoruz. Ey Rabbimiz sen bize aydınlık İhsan eyle gözümüzü, gönlümüzü ve zihnimizi ferasetinle donat ve bizlere gerçek kardeşlik yollarını göster.
Hidayet Çelik | 30.01.2021 17:13
Evet, beklentilerinden hayal kırıklığı yaşayan bir kadının acı dramını, duygularını ne güzel ifade etmişsiniz. Ellerinize sağlık olsun inşallah...