metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500

Kategorik İran Düşmanlığı

HÜSEYİN ALAN
02.04.2026

Ulusal perspektifli yaklaşımların mezhepçiliği de doğal olarak milli temelli olacaktır.

İster kelami/felsefik, ister fıkhi, ister siyasi olsun mezhepçilik, doğal olarak coğrafya, tarih, gelenek, eğitim, kavrayış, kültürle sınırlı olacaktır. Mezhepçiliğin kendisi de doğaldır zaten.

Sorun, mezhebin dine dönüştürülmesi, hakikatin tekelleştirilmesi, diğerlerini kendine çağırmasındadır.

Oysa çağrının mezhebi görüşlere, yargılara, çözümlere değil İslam ümmetinin siyasi, iktisadi, askeri birliği ve dirliğine olması icap eder.

Şu halde ben sunni veya şii değil müslümanım demek, hem bir şey dememiş olmak, hem de diğerlerini kendi mezhebine çağırmak olur. Çünkü dünyada işlerin müslümanca  nasıl yapılacağına dair bir şey denmiş olmuyor..

Bizce sorun, dili, kültürü, örfü, rengi, ırkı, kavrayışı farklı müslümanların bu doğal farklılıkları yok sayıp reddetmeden, bunları bir üst aşamada, ümmet formunda birleşmeye ve buluşmaya çağrı yerine, 

Temel inanç unsurlarını geride turarak, detaylarda kendine çağrının bataklığına saplanıp kalmakta yatıyor. 

Yani İslami algı ve yargıda tekliğe çağrı, ümmet halinde buluşup toplumsal ve siyasal ve askeri işleri birlikte nasıl çözerize dönüşmüyor. Kelami ve siyasi mezhepçilik almış başını gidiyor!..

Allah insanları bir ümmet olarak yaratmadı ama müslüman olanların bir ümmet olmasını istedi. 

Bize ne oluyorda müslüman ümmet olmayı “bize has, bize katılım” olarak anlayabiliyoruz? “Biz” kimiz? Bizim kavm-i necat olduğumuzun garantisi ne? Modern dünya milliyet temelinde örgütlenmiş, liberal muhafazakar, devletçi kapitalist mezhepleri millileştirmiş haldeyken!..

Bu girişi aktüel meseleye, ABD-İsrail’in İran’a saldırısına getirip anlamaya çalışalım!

Her halde, her aktüel meselede olduğu gibi bu meselede de, aktüel olanın genelden, dünya görüşünden, dünyada olup bitenden, küresel küfür sisteminden, dünyada ipleri ellerinde tutanlardan bağımsız olup olmadığına bakmalı.

Kimin kimle dost, kimin kimle hasım olduğunu anlayıp doğru tarafta olmalı. Detayları öne çıkartıp esası anlamsız kılmamalı..

Görünen o ki, ister İslami taraftan, isterse emperyalist taraftan bakalım değişmiyor, mevcut siyasi konjoktürde anti-emperyalist, anti-siyonist tek devlet var: İran. Devrimden bu yana Amerika’ya büyük şeytan, siyonist İsrail’e küçük şeytan diyor ve dediği yerde duruyor. Hatta elinden geleni yaptığı için on yıllardır boykota tabi tutuluyor, yalnız bırakılıyor. Pozisyonu anlaşılmasın için de “molla rejimi” falan diye aşağılanıyor!

İran’dan başka anti-siyonist devlet yok mu? Var. Ama aynı zamanda anti-emperyalist olmadığı için pozisyonu söylemde kalıyor. Türkiyenin ulusal çıkarları içiç İsrail ile ticareti sürdürmesi, Azeri peyrolün naklinde aracılık yapması, son saldırıda İspanya gibi hava sahasını kapatmaması, körfez ülkeleri gibi üslerini İsraile ve Amerikaya kullandırması bu misaldendir.

Bu değerlendirme İrancılık veya şiilik olarak görülecek olursa, ilk soru “bizim” nerde durduğumuz, nerden baktığımız olur! İkinci soru küresel küfrün veya küresel sistemin menfaatine ve istikrarına destek olup olmadığımız, propagandalara aldanıp aldanmadığımız sorgulanır!.

Memlekette epeydir bir İran suçlaması sürüp geliyor: Gerekçe Suriye iç savaşında mazlum kanı, Müslüman kanı dökmesi!

İran’a bu bakımdan hasım olanlar, kategorik olarak hasımlık yapanlar, son bir aydır diyelim, Amerika-İsrail saldırısına karşı kendini savunan İran’a kızanlar,

Suriye’de iç savaşı ilk kimin başlattığını düşünüyor mudur? Davudoğlu’nun “bundan sonra ortadoğuda bizden habersiz yaprak kımıldamayacak” büyük sözünü hatırlıyor mudur? 

Olan oldu diyelim, Amerika-İsrail-Nato ittifakına dahil olanlar Suriye’de katil soykırımcı siyonist kanı mı döktü de, karşı cephede duran İran mazlum müslüman kanı döktü? Bu nasıl bir yargıdır? 

İran suçluydu tamam, da, diğerleri masum muydu?

Bu sır açıkça söylenmese de herkesin bildiği bir sır değil mi?..

Başka bir açıdan bakıldığında görülür ki mevzuun yakın geçmişi İngiliz şiiliğinin karşıtı olarak icat edilmiş Amerikan sunniliğine dayanıyor! 

Bunun son versiyonu Suriye iç savaşında icat oldu: Amerika-İsrail-Nato ittifakı tarafında oldular, karşı cephedeki İrana fena bozuldular! 

Şimdi cümlesi Amerika-İsrail tarafındalar; “kahrolsun İran!”..

İpe sapa gelmez, iler tutar tarafı olmaz, emperyalizmle araları hallice çakma sunniliğin temsilcileri bunlar; İslamın lisansını tescil ettirip temlik ettiğini ilan edince, gayrı müslüman mı kalır bunların karşısında!..

Nasıl düşünüyoruz? Nasıl yargılıyoruz? Sanırsın dünyadaki tüm zulmün, saldırının, fesadın, haksız yere kan dökmenin sorumlusu şii İran! Bu iran var ya, tarihte de düşmanımızdı!!

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş