metrika yandex
  • $32.53
  • 34.82
  • GA17260

İnsanı İnsan İyileştirir

FEYZULLAH AKDAĞ
12.03.2023

6 Şubattaki büyük depremler sonrasında sadece afet bölgesindeki illerimiz değil; tüm Türkiye tedirgin bir halde yaşıyor. İnsanımızın içindeki gerginlik yüzlerine de yansımış durumda. Önceki yazılarımda deprem sonrası yaşanan ve yaşanması muhtemel olan davranış biçimlerinin ne olduğunu ve bunların anormal bir duruma verilen normal tepkiler olduğunu ifade etmiştim. Alışma gücümüzün daha hızlı ve tesirli olabilmesi adına neler yapabileceğimizin tavsiyelerini de yazmıştım.

 Artık küçük adımlarla da olsa hayatın ucundan tutmanın zamanı geldi. Zira işleyen bir takvim var ve bizi bekleyen sorumluluklarımız var. Ve aslında iyileşebilmek için, bizim de bunlara ihtiyacımız var. Bu süreçte özellikle deprem bölgesinde gerek yakınlarını gerekse de evlerini kaybeden depremzedelerimiz için yas sürecinin devam ettiğini hatırlatmak gerekiyor. Yas aslında psikolojik bir ihtiyaçtır. Kayıplarımız için hissedilen üzüntü ve özlem gayet doğal bir duygudur. Eğer yasımızı bastırıp yaşayamazsak bu; iyileşebilmeyi, hayatın ucundan tutmayı geciktirecektir. Bu süreçte tüm Türkiye’nin kayıplarımız için ağladığını, üzüldüğünü bilmek yalnız olmadığımızı hissettirmek açısından kıymetli bir düşüncedir.

Deprem bölgesinde yaşayan depremzedelerin özellikle kaçınması gereken şeylerden biri ise sosyal medyanın zihinleri bulandıran çöplüğü ve WhatsApp gruplarında dolaşan asılsız bilgilerle korku pompalayan insanlardır. Bu bilgileri paylaşan insanlar iyi niyetli de olsa yanlış ve yalan bilgilerle korku ve paniğe neden oldukları için büyük vebale girmektedirler. "Kişiye, yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter!" (Müslim, Mukaddime 5) Hadis-i Şerifini hatırlatmakta fayda görüyorum.

 6 Şubattaki depremin etkilemediği illerde de psikoloji pekiyi değil. Yukarıda değindiğimiz medya, sosyal medya ve mesaj gruplarının oluşturduğu bilgi kirliliğinden dolayı bu illerimizdeki insanımız da “belirsiz bir beklentinin” getirdiği korkudan dolayı panik içerisindeler. Öte yandan deprem uzmanı isimlerin açıklamaları da kâh korkutuyor kâh rahatlatıyor.

Bilim, yapısı gereği kesin konuşamaz. Her an değişime adaydır. Aynı verilere bakan iki deprem uzmanı aynı sonuca ulaşacak diye bir garanti yoktur. Bu hakikati pandemi sürecinde de gördük. Maske, mesafe, bulaşıcılık, aşı gibi en kritik konularda bile her bir uzmanın farklı telden çaldığını gördük. Bilim budur ve asla mutlak bilgi veremez. Hal böyleyken bir uzmanın falanca yerde deprem beklemesi, o depremin muhakkak olacağı anlamına gelmez. Kaldı ki bilimin şimdiki seviyesi depremlerin gün ve saatini bilmekten çok uzakta olduğundan dolayı sözde depremin gün ve saatini bildiren bir mesaj aldığınızda o mesajın bilimsel bir bilgi değil; bir çöp bilgi olduğunu bilmekte fayda vardır. Bilim adamlarının şuan depremi en fazla saniyeler öncesinde tespit edebildiklerini biliyoruz sadece. İnşallah bilim daha fazla ilerler de saatler, günler öncesinden afetleri bilebiliriz. Ancak şuan böyle bir durum söz konusu değil. Hal böyleyken ister afet bölgesinde olun ister olmayın sizi çöp bilgilerle korku ve paniğe sevk ederek psikolojinizi bozan her türlü hesabı, grubu bir an evvel terk edin. Güçlü bir sosyal medya orucuna girin. Bu size çok iyi gelecektir.

 Size çok iyi gelecek bir şey daha söyleyeceğim: “İnsanı, insan iyileştirir.” Çöp bilgilerle beslenmeyen, sürece odaklanabilen insanlarla vakit geçirmeye gayret edin. Bu size çok çok iyi gelecektir. İnsan biyopsikososyal bir canlı olduğu için biyolojik, psikolojik ve sosyolojik ihtiyaçlarının her birinde en az bir insanın varlığına muhtaçtır. Toksik insanlardan ve toksik sosyal medyadan uzaklaşın ve insanlarla buluşun. Eğer çevrenizde böyle insanlar yoksa çocuklar en temiz ve bilgi kirliliğinden en uzak, sürece en güzel şekilde odaklanabilen gruplardır. Çocuklarla vakit geçirin. Onlarla sohbet edin ama sohbetin yönlendiricisi çocuklar olsun. Özgür bırakın çocukları ve onların hayal âleminde beraber kanat çırpın.

 Son olarak kritik bir konuyu da vurgulamadan geçmeyelim. Ebeveynler evlatlarını okula yollayıp yollamama konusunda tedirginlik yaşıyorlar (bir baba olarak ben de aynı tedirginliği yaşıyorum.) Ancak insanı insan iyileştirdiği için,çocuğu da çocuk iyileştirir. Hayatın ucundan tutmanın ve sürece odaklanmanın en önemli göstergelerinden birisi de çocukların okullarına gitmesidir. Zira tüm evlerin günlük rutinlerini o evin öğrencileri ve ardından çalışanları belirler. Bundan dolayı eğer okulunuzun hasarı yoksa çocuklarınızı okula yollamanızı tavsiye ederim. Zira okulda arkadaşlarının yanında olması, evde sizin yanınızda tedirgin bir şekilde ekran karşısında oturmasından iyidir.

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş