Ey yüreğim!
Buz gibi düşünceler esir aldı mahalleyi.
Körpecik umutlarımızın rengine kast edildi.
Tutarken elimizden yokluklar,
gözümüzden yaşlar döküldü gizli gizli, tane tane.
Pencereden soğuklar saldırıya geçince,
Bir titreme alırdı hayallerimizi.
Hani olur da acılar sever bizi de
Yalnızlığa mahkum ediliriz diye...
Ey yalnızlık!
Senin ölüm kokan gelişinedir endişem.
Bugün bütün kalabalıklar haddinden fazla sağır.
Bütün insanlar ürperti biriktirmekle meşgul.
Ne tarafa dönsem umutsuzluk!
Hangi yüze baksam karamsarlık!
Uzun bir yolda yarım yamalak adımlarla ilerliyor insanlar.
Hepsinde şuursuzluk,
biraz tükenmişlik,
fazlaca dalgınlık...
Yorgunluğun izi okunuyor bakışlarında.
Sanki boğulacakmış gibi hepsi.
Ey zaman!
Umut beslemeye mecali kalmamış ömrümün.
"Hastayım belli ki" diyorum kendime
İçimde sanki ısırgan tohumu var, hissediyorum.
Bir uğultu derinlerde beni yiyip bitiren.
Aralıksız sigara içmiş gibi boğazım.
İnsanlar hüsrana doğru nasıl da uzatıyor ellerini!
Ey zaman, ne kadar da hızlı adımların.
Buna rağmen,
hiç doymayacakmış gibi çırpınıyor insanlar.
Gitmeleri gereken sayısız yerler varmış gibi göç ediyorlar durmadan.
Ey acılarım!
Dinmek nedir bilmiyor gibisiniz.
Uzadıkça uzuyor sabaha çıkan yol.
Tek başımayım sanki,
Evet yalnız değilim,
İç dünyamda yürüyorum sadece.
Bütün yönelişlerim enkaza döner,
Biliyorum uyumadım,
O yüzden kelimelerim dağınık biraz.
İçimde, çok derinlerde sızı var.
Çağırsam gelenim olur mu ki?
Bağırsam duyanım yok sanki.
Ağır yükler taşıyor yüreğim,
Belki bu yüzdendir yaprak döküyor oluşum.
Sürekli şartlar sunuyor önüme aklım,
Dikenli yolların çıkmazında,
kanıyor içimde çok derin yerler.
Bekliyorum, gelecek bir el diye; yanılgıdayım, farkındayım.
Ağlamaklı hallerimin sonu yok,
Bu sebeple acıtıyor bütün gidişler,
uzayan mevsimler...
Ey yarınlarım!
Satır arası hüzünlerde yutkunan nefes alışlarım!
Bir haykırış,
sonsuz boşluğa uzanan ses,
yavaş yavaş sararan yaprak,
bitkin hâlim,
yıkık ihtimallerim!
Ne kadar da benziyorsunuz ölüme.
Toprağa dokunur gibi bakıyorsunuz bana.
Çağrınıza eşlik eden ruhuma ne de ustaca fısıldıyorsunuz.
Suçunu itiraf eden suçlu gibiyim yanınızda.
Çaresizlik diz boyu bende.
Ölümler çoğalıyor sürekli hayalimde.
Bitkin,
biçare,
bezgin anlar yaşıyor ömrüm.
Belki bu yüzdendir bütün hüznüm.
Söylem ve Eylem / Mehmet Taşdöğen
17.05.2026
Trump, Çin dönüşü Tayvan'ı sattı
17.05.2026
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
Rıza Pehlevi'ye 'domates'li saldırı
24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -4 ÜSTÜN BOL 15.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026
yürümeyen, yazgısını eksik yaşar MUSTAFA AKMEŞE 23.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
Haz mı, Huzur mu? AHMET GÜRBÜZ 10.05.2026