metrika yandex
  • $43.83
  • 51.98
  • GA51000

Haberler / Yorum - Analiz

Hicab: Pakistan’ın Geleneği, Türkiye’nin Yolculuğu|Shabana Ayaz

03.09.2025

İslam’da hicab sadece bir kumaş parçası değil; kadınlar için onur, iffet, saygı ve İslami kimliği temsil eden bir felsefe ve yaşam tarzıdır. Kültürler arasında hicab sürekli tartışılan bir konu olmuş, hem dini bir uygulama hem de toplumsal bir sembol olarak görülmüştür.

Bazı toplumlarda kişisel tercih olarak benimsenirken, bazılarında kısıtlamalara uğrayarak dini özgürlük tartışmalarına yol açmıştır. Müslüman dünyasında Pakistan ve Türkiye, hicab konusunda farklı tecrübeler sunmaktadır. Pakistan’da hicab köklü bir dini ve kültürel gelenek iken, Türkiye’de direnişin ve değişimin sembolüdür.

Bu makale, iki ülkenin hicaba bakışını ele alarak hem farklılıklarını hem de kadın onurunun ifadesi olarak hicabın ortak değerini vurgulamaktadır.

Pakistan’da Hicab: İman ve Kültürün Geleneği

Pakistan’ın kuruluşu İslami değerlerle yakından bağlantılıdır ve bu, hicabın özgürce uygulanabileceği bir ortam yaratmıştır. Nesiller boyunca Pakistanlı kadınlar, hicabı dini ve kültürel kimliklerinin temel bir unsuru olarak benimsemiştir. Pakistan’da hicab sadece dini bir uygulama değil, aynı zamanda iffet ve kadın onurunun sembolü olan kültürel bir gelenektir.

2004 yılında Cemaat-i İslami Kadınlar Kolu, 4 Eylül’ü Pakistan’da Hicab Günü ilan etti. Bu gün, 2009’da Almanya’da hicab taktığı için katledilen Mısırlı kadın Marwa el-Şerbini’nin hatırasına bağlanmıştır. Dünya Hicab Günü (1 Şubat) küresel ölçekte kutlanırken, Pakistan’ın 4 Eylül Hicab Günü bu trajediyle ilişkilendirilmiş, hicabı kadın onuru, izzet ve İslami kimliğin sembolü olarak öne çıkarmayı amaçlamıştır.

Her yıl Pakistan’da seminerler, yürüyüşler, konferanslar ve farkındalık kampanyaları ile hicabın önemi vurgulanır. Medya kuruluşları gazete yazıları, dergi makaleleri ve televizyon programları aracılığıyla konuyu gündeme taşır.

Pakistan toplumunda hicab geniş ölçüde kabul görmektedir. Bazı Batı etkisindeki kentli kesimler tarafından geleneksel olarak algılansa da, çoğunluk onu kadın onurunun koruyucusu olarak görür.

Öğrencilerden doktorlara, öğretmenlerden avukatlara ve ev hanımlarına kadar birçok kadın hicabı güvenle takmaktadır.

Kimisi yalnızca saçını örterken, kimisi tam tesettür (nikap veya burka) tercih eder. Biçim farklı olsa da, toplum bu tercihi saygıyla karşılamakta ve İslami kimliğin yansıması olarak görmektedir.

Türkiye’de Hicab: Değişimin Yolculuğu

Türkiye’nin hicab deneyimi, ülkenin tarihi ve kültürel bağlamıyla şekillenmiştir. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra laik bir devlet inşa etmeye yönelik reformlar, üniversiteler ve kamu kurumlarında dini sembollere, dolayısıyla hicaba kısıtlamalar getirmiştir. Bu politikalar, hicabı seçen kadınların eğitim ve iş imkanlarına erişimini zorlaştırmıştır.

Örneğin, üniversite öğrencilerinden derslere katılmak veya sınavlara girebilmek için başörtülerini çıkarmaları istenmiş, bu da ciddi engeller yaratmıştır. 1999’da başörtülü seçilen bir kadın milletvekilinin parlamentoda yemin edememesi, hicablı kadınların karşılaştığı zorlukları açıkça göstermiştir.

Zamanla toplumsal ve siyasi değişimler bu politikaların gevşemesine yol açmıştır. 2000’li yıllarda halkın beklentilerine duyarlı liderlik, kısıtlamaları kaldırmaya başlamıştır. 2012–2013 yıllarında düzenlemeler değiştirilmiş, kadınların üniversitelerde, kamu kurumlarında ve resmi alanlarda hicab takmasına izin verilmiştir. Bu dönüşüm, kadınların dini ve kültürel kimliklerini özgürce ifade etmelerinde önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Bugün Türkiye’de kadınlar, eğitim kurumlarında ve meslek hayatında hicabı özgürce kullanabilmektedir. En yaygın hicab biçimi başörtüsü iken, yüzü tamamen örten örtünme biçimleri kültürel pratiğin parçası değildir.

Pakistan ve Türkiye’nin Karşılaştırılması

Her iki ülke de Müslüman çoğunluğa sahip olup hicabı benimsemektedir, ancak yolları tarihsel olarak farklı olmuştur. Pakistan’da hicab, devlet düzeyinde herhangi bir yasak olmaksızın her zaman dini ve kültürel hayatın parçası olmuştur. 5 Eylül Hicab Günü’nün ilanı, Pakistan’ın hicabı izzet ve İslami kimlik sembolü olarak kutlama iradesini göstermektedir.

Türkiye’de ise hicab, onlarca yıl süren laik politikalar nedeniyle yasaklarla karşılaşmış, kadınların özgürlükleri için mücadele etmeleri gerekmiştir. 2012–2013’teki yasa değişiklikleri, kadınların haklarını yeniden kazanmasının simgesi olmuştur.

İstatistikler bu farklılıkları yansıtmaktadır: Pakistan’da hem kırsal hem de kentsel bölgelerde kadınların çoğu hicabı tercih etmekte, öğrencilerin büyük bölümü başlarını örtmektedir. Türkiye’de ise üniversite öğrencileri ve profesyonel kadınlar arasında hicab kullanımı artış göstermekte, bazıları bunu dini bir zorunluluk yerine kişisel bir tercih olarak görmektedir.

Hicab: Kimliğin Sembolü

Hicab, Müslüman dünyasında iffet, onur ve İslami kimliği temsil eden güçlü bir gelenek olarak varlığını sürdürmektedir. Pakistan’da her yıl 5 Eylül’de kutlanarak dini ve kültürel hayatın bir mihenk taşı haline gelmiştir. Türkiye’de ise yıllarca süren mücadelelerin ardından kadınların özgürlükle ifade edebildiği bir sembol haline gelmiştir.

Farklılıklarına rağmen her iki ülkenin ortak noktası aynıdır: Hicab, sadece bir kıyafet değil; kadının onurunun, manevi bağının ve kişisel tercihinin yansımasıdır. Politik ve kültürel sınırları aşan bu anlamıyla hicab, kadın kimliğinin güçlü bir simgesi olmaya devam etmektedir.

Yazan: Shabana Ayaz
Pakistanlı Gazeteci

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Ahmet Semih TORUN | 04.09.2025 11:21
Çok önemli bir konuyu güzelce izah eden değerli yazara teşekkür eder, yazılarının devam etmesini temenni ederim.
Nuray muslu | 03.09.2025 21:23
Şabana ayaz mükemmel birisi arkadaşım kardeşim Pakistan bizim kardeş Ülkemiz tebrik ediyorum sizi Rabbim yolunu açık etsin canımsın