metrika yandex

Haberler / Yazı Dizisi

Bir zamanlar -2- / CAVİT OKUR

08.01.2020

 

Ülkelerden önce gönülleri fethetmekti hedefimiz.

Salt iktidar için asla değerlerimizden vaz geçmeyecektik, dava adamı olacaktık.

Tabi ki şimdi her haltı yiyip kendini dava adamı ilan edenler gibi değil.

Mülkü hiçbir kişi ve guruba peşkeş çekmek yoktu bizim anlayışımızda.

Bir koyunu bir kurt yese Hz. Ömer misali sorumlu olma inancımız ve sorumluluğumuzdu.

Koca karı misali sorumluluk üstlenenlere sokaklardan, halktan, garip gurabadan haberi olmayanlara öyleyse niçin sorumluluk aldınız diye uyaracaktık.

Sosyal hayattan az da olsa var olan islami değerler sürgün edilirken kime karşı olursa olsun susamayacaktık; çünkü haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandı lügatmizde.

Zalim ve haksız davranan kim olursa olsun ADALETİ haykırıp adil olmasını isteyecektik.

Örneğimiz Hz. Peygamber’di, Hz Ebu Bekir’di, Ömer’di… Yoksa bunlar bir masal mı idi.

Ben resul değilim, ancak benden Allah ve Rasul’üne aykırı icraat görürseniz uyarın, uymazsam ne yaparsınız diyen Ebu Bekir ve Hz.Ömerlere seni biz düzeltiriz diyen Müslümanlar bir masal mı idi.

Her oturuşumuzda her sohbetimizde bunları konuşmuyor muyduk! Ne oldu bize.

İnsanlar tabu olamazdı. Görevlerde değişim kaçınılmazda olur, böyle olunca geçmişi karalamak mı, yoksa emre itaat mi gereklidir. Elbette mesele adaleti yürütmekse kaçınılmazdır. Sen yürüdükçe Adalet yürümeli. Temel kural ALLAHA itaattir, bu da adaleti teminle olur.

Kim olursa olsun yanlış yapanı koruyup gözetmek akraba, eş, dost ehliyeti olmadan ve aşırı hırs ve hasedi sebebiyle görevlendirmek bir kişi ile de olsa toplumu da, yönetimi de bozar.

İslam tarihçileri Hz Osman (RA)'ın akraba anlayışı ile (Allah Resulünün, Hz.Ebu Bekirin ve Hz Ömerin sürgünde tuttuğu) MERVANI getirip devletin kendisinden sonra en üstün olan göreve getirmesini devletin yozlaşma ve saltanat savaşının başladığı tarih olarak kaydeder.

Vefakarlık nerede kaldı, fedakarlık nerede. Rahmetli Bahaddin Yıldız vefayı şöyle ifade etmişti; "Biz bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var diyerek bir bardak suyu da önemsiyoruz."

Kahveleri beraber içmiştik, yollarda beraber yürümüştük, biz kardeşdik! Ne oldu ki nerede ise birbirimizi tanımaz, tanıyamaz hale geldik.

Geçmişin sıkıntılarını birlikte çekmiştik. Sürgünleri, ceza evlerini birlikte yaşadık. Devleti ele geçiren birilerinin aşağılamalarını birlikte göğüsledik, İslami değerler çiğnenir veya yasaklanırken karşı durup özgürlük diye birlikte haykırmıştık. Çileler, baskı, maddi ve manevi işkenceler bizi değiştirememişti.

El etek öpmemiştik. Her şeyi paylaşarak bu günlere gelmiştik.

Gerekirse pire için yorgan yaktık, ancak dost gözükse bile namerde el açmadık.

Birbirimizi yetiştirdik, kaynağımız belli, ölçümüz belli, örneğimiz ve önderimiz belli idi.

Etkili ve yetkili kardeşler etrafınıza bir bakın, yine kardeşler diyorum; savrulmanın acı sonuçlarını devşiriyoruz!

Dost hançerlerinin sancısı göğsümüzü daraltıyor,

Ölümüne yoldaşlık, dostluk, sadakat ve vefa için çıktığımız bu yolda sözleriniz ve icraatlarınız tersini söyler oldu.

Pelikan dosyalarının kol gezdiği müfteri ve karamaların sınırsız ithamlarına karşı kimse dostları da olsa korumuyor artık. Tam aksine etrafınızdaki yalakalar, ayak yalayıcılar bu iftiralara çanak tutuyor. Çünkü varlıkları gerçek dostlarınız, yola çıktıklarınız harcanmadan bunlar kendilerine yer bulamayacaklarını biliyorlar.

Düşünsenize; İslamcı düşmanı Mehmet Cek’ler ve Doğu bilmem neler tvlerinizde fink atıyor!

Yanlışa yanlış demek bile suç oldu. Bir dostunuz açıklıkla yapılan bir yanlışı dile getirse bu yalaka ve çanak yalayıcılar tarafından sosyal medyada hakaret ve küfürlerle, haysiyet ve şerefine dokunan iftiralarla susturulmaya çalışılıyor. Sesiniz bile çıkmıyor, “dostum haklı kesin sesinizi cevap verilecekse ben veririm” diyemiyorsunuz. Sonra da bizlere güvenin diyorsunuz, nasıl ve neden güvenelim!

Bundan önceki yazımda korkuyoruz demiştim ya işte bunun içindi; Yoksa mahkemeden, hapisten, sürgünden vb şeylerden değil..

Artık çok güvendiğimiz kendine idealist dediğimiz dostlarımız bile AMERİKANIN zaferine sevinebiliyor. Öldürülene üzülmeseniz bile dostlar Amerika sizin için mi savaşıyor, yoksa Şia’nın yanlışlarını ve ihanetlerini, incilin kutsalları ile temizlemeye mi karar verdik?!

Sakın Şia yanlısı filan zannetmeyin beni..  Buralara nasıl geldik?

Etkili ve yetkili kardeşler;

Hala eşit miyiz şüpheli,

Haktan ve halktan yana mıyız?

Yoksulların, fakirlerin ümidi, kimsesizlerin kimsesi miyiz?

Huzurlu muyuz?

Zina, faiz, haksız kazanç, adaletsizlikler rahatsız ediyor mu?

Evde ailenin huzursuzluklarından haberiniz var mı?

Trollerin haber ve yönlendirmesi önemini devam ettiriyor mu?

Her şeyi parayla belirleyip sonra ele kaşıkla verip kepçe ile yemek rahatsız etmiyor mu?

Sahi siz hiç gariplerin sofrasında yemek yediniz mi? Ben bulunduğum yörede hiç görmedim de!

Ve yine yazıyorum 15-20 yılın başlarında birçok güzellikler, daha sonrasında da hatalar, karamalar, yalakalar, çanak yalayıcılar ve kazanılanların kaybedildiğini görüyoruz.

En başta; Kemalizm, Ulusalcılık, Laiklik, Irkçılık, Devletçilik vb. bizleri sarıp sarmalıyor.

Bütün bunlara “olsun ne var bunda“ diyenlerle ben kardeş değilim.

Çok sert yazılmış diyorsanız, 30 yıl fetö hakkındaki konuşmalarıma dostların bir çoğu da düşmanca ve çok sert demişti. Evet öyleydi.

Ancak, bu yazdıklarım sert olabilir. Ben edebiyatçı değilim Dolandırarak yazmayı/konuşmayı bilmem. Ancak düşmanca da değil, dostça ve hala dost bildiklerime bir hatırlatma. Emr-i bil maruf nehy-i anil münker mucibince..

Ümitsiz miyim? Asla. Sadece üzgünüm. Hiçbir menfaat ve ikbal gözetmeden yerine göre, kuru ekmekle, soğan, domates peynirle karnımızı doyurduğumuz o günlerde verdiğimiz mücadele ve sözleri hatırlatmak istedim…

Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes

Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es..

Üstadı bile utandırdık. O rüzgarı galiba biz estirdik.

VESSELAM…

 

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
C okur

15.01.2020

Dost diye yazı yazan beni tanısaydın asla böyle bir şey olamayacağını bilirdin ve adınıda gizlemezdin...
Dost

11.01.2020

Sizi yakinen tanımayan birisi olsam "ne de güzel bir yazı" derdim. Ancak düşünmeden edemiyorum acaba milletvekili adayı olabilseydiniz yine de yazarmıydınız bu yazıyı? Hiç sanmam...
Birisi

10.01.2020

Yazdıklarınıza hüve hüvesine katılıyorum.Sosyal medyadaki bir takipçiniz olarak orda beğenmeyeceğim, sebebi sizin de değindiğiniz haysiyeten yoksun güç ve çıkar budalaları.Bu noktaya nasıl gelindi demişsiniz? Çıkar için kendine yakın görmediği müslüman kardeşini etrafındaki dalkavuklar uğruna satarak gelindi.Gelinen noktada tüm köşe başları güç ve çıkar budalası ahlaktan yoksun bukalemun dalkavuklar tarafından tutuldu.Bize de çıkar için iftira ve buhtanlarıyla verecekleri zararlardan korunmak için bi yerlerimizi kollayarak yaşamak düştü.