metrika yandex
  • $32.53
  • 34.82
  • GA17260

Haberler / Ankara Analiz

MAZLUMDER: 28 Şubat'ın failleri topluca affedilirken, mağdurlar hapsedilmeye devam ediyor!

22.05.2024

MAZLUMDER, "Gerçekleşmiş bir darbe olan 28 Şubat’ın failleri topluca affedilirken, darbenin en ağır mağdurları diyebileceğimiz, 28 Şubat brifingli ve şaibeli yargı kararlarıyla hapsedilmiş olan kişiler halen cezaevlerinde tutulmaktadır." açıklamasında bulundu.

28 Şubat davasında tutuklu yargılanan emekli generallerin cezalarının Cumhurbaşkanı Recey Tayyip Erdoğan tarafından affedilmesi ile ilgili MAZLUMDER yazılı açıklama yaptı.

Cezaevleri her dolduğunda gündeme gelen "adli mahpuslara yönelik örtülü af" niteliğindeki uygulamaların suç-ceza ve infaz dengesini bozduğu belirtilen açıklamada, daha ağır nitelikli suçlar için "daha az ceza ve daha kısa süren hapis cezaların" uygulanmak suretiyle adaletsiz sistemin daha da tartışmalı hale geldiği ifade edildi.

Adli nitelikli suçlar yönünden 'affetme hakkının' devlette değil mağdur ya da mağdur yakınlarında olduğuna işaret edilen açıklamada, "Buna rağmen AK Parti iktidarları bugüne kadar bunun tersi yönde hareket etmiş, gerek devlete karşı suçlar yönünden yapılan yargılamalarda ve gerekse bu suçlar hakkındaki infaz süreçlerinde olabildiğine sert bir tavır içerisinde olmuş, şaibeli yargı kararlarıyla ceza alan mahpusları, örtülü af niteliğindeki infaz düzenlemelerinden dahi yararlandırmamıştır." denildi.

"Gençliğini ve sağlığını cezaevlerinde tüketen, türlü sağlık sorunları ile boğuşan insanlar, halen cezaevlerindeler"

Açıklamanın, devamında şu ifadelere yer verildi:

"Son olarak başka bir ağır hukuksuzluk gündemimize düşmüştür; Bahse konu af nitelikli düzenlemelerden yararlanamayan 28 Şubat darbesinin generalleri olan makbul (!) suçlular, Cumhurbaşkanı tarafından affedilerek kocadıkları gerekçesiyle cezaevlerinden topluca tahliye edilmiştir. Brifingli yargılamalarla, haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen 28 Şubat mahpusları ve daha onlarca dosyadan ceza almış ve unutulmuş mahpuslar cezaevindeyken, verdikleri brifinglerle yargıyı etkileyerek onların cezaevine girmelerine neden olan faillerin affedilmesi apaçık bir zulümdür. Gerçekleşmiş bir darbe olan 28 Şubat’ın failleri topluca affedilirken, darbenin en ağır mağdurları diyebileceğimiz, 28 Şubat brifingli ve şaibeli yargı kararlarıyla hapsedilmiş olan kişiler halen cezaevlerinde tutulmaktadır. Yani 20-30 yılını cezaevlerinde geçiren, gençliğini ve sağlığını cezaevlerinde tüketen, türlü sağlık sorunları ile boğuşan insanlar, halen cezaevlerindeler. Bu insanlar için değil bir af düzenlemesini, yeniden yargılamayı bile çok görenler ağır bir adaletsizliğin parçası olmuşlardır."

Diğer yandan hasta ve yaşlı mahpuslar sorununun, Türkiye’nin önemli sorun başlıklarından birisi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu başlıkta, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporları dolayısıyla sürekli ciddi şaibelerin ündeme geldiğine işaret edildi.

"700’lere ulaşan ağır hasta ve yatalak insanlar cezaevlerinde tutulmaya devam edilmektedir"

Açıklamada, "28 Şubatçı generallerin affedilmesinin dayanağı olan Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ve ATK raporlarının niteliğini daha önce çeşitli fırsatlarda değerlendirmiş ve raporlamıştık. Herhangi bir somut suçu olmadığı için soyut bir suçlama olan örgüt üyeliğinden mahkûm edilmiş, kocadığı her halinden anlaşılan, sayıları 700’lere ulaşan ağır hasta ve yatalak insanlar cezaevlerinde tutulmaya devam edilmektedir. Ağır hasta, kocama haline tutulmuş, cezaevinde hayatını idame ettiremeyeceği açık olan mahpuslarla ilgili olarak ATK süreçleri ya çok uzatılmakta ya da olumsuz sonuçlanmaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.

"Cezaevinde kalması mümkün olmayan onlarca mahpusun dosyası arşivde çürümüş"

Hastalık, yaşlılık vb. sebeplerle fiilen cezaevinde kalması mümkün olmayan tüm hasta mahpuslar için, suç tipine bakılmadan ve adi-siyasi ayrımı yapılmadan aynı uygulamanın devam ettirilmesinin, insani ve hukuki bir gereklilik olduğuna işaret edilen açıklamada, "Aksi halde mahkûmiyet bir cezalandırma aracı olmaktan çıkıp, mahpuslar ve aileleri için çok daha ağır bir zulme dönüşmektedir. Son af kararı ve dayanağı olan raporlar bir kez daha göstermiştir ki ATK, objektif ve ihtisas kurumu olmaktan çıkmış ve bazı 'seçkinlerin' affedilmesi için kullanılabilecek işlevsel bir araç haline gelmiştir. Cezaevinde kalması mümkün olmayan onlarca mahpusun dosyası arşivde çürürken kısa süre önce cezaevine girmiş olan 28 Şubat darbecilerinin kocadığını topluca tespit eden ATK’nın yapısının acilen değiştirilmesi gerekmektedir. Siyasi varlığını darbelerle ve özellikle 28 Şubat darbesi ile mücadele etmek üzerine kurduğunu ifade eden bir iktidarın, iktidarda bulunduğu 20 yılın sonunda mağdurları değil failleri affetmesi, siyasi beka için 'kurucu kodlara' sarılmaya çalışıldığını gösteren vahim bir tablodur." ifadelerine yer verildi.Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı sonrası 28 Şubat davası sanıklarına af getirilmiş bu kapsamda Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, Cevat Temel Özkaynak, Erol Özkasnak, Çevik Bir, Hacı Sülük, Aliefter Aslan, Avni Yılmaz, Sevda Yüksel ve Çetin Doğan salıverilmişti. 

 

Açıklama metni aşağıda verilmiştir:


28 ŞUBAT’IN FAİLLERİ TOPLUCA AFFEDİLİRKEN, MAĞDURLAR HAPSEDİLMEYE DEVAM EDİYOR!

Cezaevleri her dolduğunda gündeme gelen adli mahpuslara yönelik örtülü af niteliğindeki uygulamalar suç – ceza ve infaz dengesini bozmuş, daha ağır nitelikli suçlar için daha az ceza ve daha kısa süren hapis cezaları uygulanmak suretiyle adaletsiz sistem daha da tartışmalı hale gelmiştir.

Adli nitelikli suçlar yönünden ‘affetme hakkının’ devlette değil mağdur ya da mağdur yakınlarında olduğu tarafımızca her fırsatta dile getirilmiştir. Buna rağmen Ak Parti iktidarları bugüne kadar bunun tersi yönde hareket etmiş, gerek devlete karşı suçlar yönünden yapılan yargılamalarda ve gerekse bu suçlar hakkındaki infaz süreçlerinde olabildiğine sert bir tavır içerisinde olmuş, şaibeli yargı kararlarıyla ceza alan mahpusları, örtülü af niteliğindeki infaz düzenlemelerinden dahi yararlandırmamıştır.
Son olarak başka bir ağır hukuksuzluk gündemimize düşmüştür;

Bahse konu af nitelikli düzenlemelerden yararlanamayan 28 Şubat darbesinin generalleri olan makbul (!) suçlular, Cumhurbaşkanı tarafından affedilerek kocadıkları gerekçesiyle cezaevlerinden topluca tahliye edilmiştir.

Brifingli yargılamalarla, haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen 28 Şubat mahpusları ve daha onlarca dosyadan ceza almış ve unutulmuş mahpuslar cezaevindeyken, verdikleri brifinglerle yargıyı etkileyerek onların cezaevine girmelerine neden olan faillerin affedilmesi apaçık bir zulümdür.

Gerçekleşmiş bir darbe olan 28 Şubat’ın failleri topluca affedilirken, darbenin en ağır mağdurları diyebileceğimiz, 28 Şubat brifingli ve şaibeli yargı kararlarıyla hapsedilmiş olan kişiler halen cezaevlerinde tutulmaktadır. Yani 20-30 yılını cezaevlerinde geçiren, gençliğini ve sağlığını cezaevlerinde tüketen, türlü sağlık sorunları ile boğuşan insanlar, halen cezaevlerindeler.

Bu insanlar için değil bir af düzenlemesini, yeniden yargılamayı bile çok görenler ağır bir adaletsizliğin parçası olmuşlardır.

Diğer yandan hasta ve yaşlı mahpuslar sorunu Türkiye’nin önemli sorun başlıklarından birisi olup bu başlıkta, Adli Tıp Kurumu (ATK) raporları dolayısıyla sürekli ciddi şaibeler gündeme gelmektedir. 28 Şubatçı generallerin affedilmesinin dayanağı olan Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ve ATK raporlarının niteliğini daha önce çeşitli fırsatlarda değerlendirmiş ve raporlamıştık.¹

Herhangi bir somut suçu olmadığı için soyut bir suçlama olan örgüt üyeliğinden mahkûm edilmiş, kocadığı her halinden anlaşılan, sayıları 700’lere ulaşan ağır hasta ve yatalak insanlar cezaevlerinde tutulmaya devam edilmektedir. Ağır hasta, kocama haline tutulmuş, cezaevinde hayatını idame ettiremeyeceği açık olan mahpuslarla ilgili olarak ATK süreçleri ya çok uzatılmakta ya da olumsuz sonuçlanmaktadır.

Yıllardır dile getirdiğimiz üzere, hastalık, yaşlılık vb. sebeplerle fiilen cezaevinde kalması mümkün olmayan tüm hasta mahpuslar için, suç tipine bakılmadan ve adi-siyasi ayrımı yapılmadan aynı uygulamanın devam ettirilmesi, insani ve hukuki bir gerekliliktir. Aksi halde mahkûmiyet bir cezalandırma aracı olmaktan çıkıp, mahpuslar ve aileleri için çok daha ağır bir zulme dönüşmektedir.

Son af kararı ve dayanağı olan raporlar bir kez daha göstermiştir ki ATK, objektif ve ihtisas kurumu olmaktan çıkmış ve bazı “seçkinlerin” affedilmesi için kullanılabilecek işlevsel bir araç haline gelmiştir. Cezaevinde kalması mümkün olmayan onlarca mahpusun dosyası arşivde çürürken kısa süre önce cezaevine girmiş olan 28 Şubat darbecilerinin kocadığını topluca tespit eden ATK’nın yapısının acilen değiştirilmesi gerekmektedir.

Siyasi varlığını darbelerle ve özellikle 28 Şubat darbesi ile mücadele etmek üzerine kurduğunu ifade eden bir iktidarın, iktidarda bulunduğu 20 yılın sonunda mağdurları değil failleri affetmesi, siyasi beka için “kurucu kodlara” sarılmaya çalışıldığını gösteren vahim bir tablodur.

MAZLUMDER


_______________________________
¹ Rapor: Ayşe Özdoğan Özelinde Türkiye’de Hasta Mahpuslar Meselesi, Adli Tıp Kurumu ve İnfaz Erteleme Uygulaması
https://drive.google.com/.../18ph4.../view
 

 

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş