Muhterem okuyucuların huzûruna, mâlum 'mevsim rahatsızlıkları'nın etkisiyle bir haftadır çıkamadım. Bu müşkül, inşallah bertaraf olmuş bulunuyor.
Bilmiyorum, hiç mezarlıkları ziyaret eder misiniz? Hele de bu mezar taşlarından ziyaretçilere verilen mesajlarda karşınıza öylesine bir derin tefekkür örnekleri çıkar ki, insan, o mezar taşlarından yansıyan cümlelerden çok şeyler öğrenebilir.
Hattâ, hiç bir şey yazılmamış mezar taşlarında bile, ziyaretçilere öyle derin mesajlar vardır ki, cildler dolusu kitaplar okunduğunda bile elde edilemeyecek dersler verebilir. Sadece bizim kültürümüzde değil, hemen bütün kültürlerde de bu konuda ilginç örnekler vardır. Almanya'da bir mezarlığı gezerken, 24 yaşlarında ve küçük yavrusuyla vefat etmiş bir annenin mezar taşına yazılan, 'Ey ölüm, sen ne zaman öleceksin?' yazısı, hele de ziyaret edilen o mekânda insana, dünyaya bakışında bambaşka ufuklar hediye edebilir.
Ya da,
'Ben de bir zamanlar Süleyman idim / Âteşe -rüzgâra hükümran idim / Sanmayın Sultan Süleyman idim... /Galada körükçü Süleyman idim.' yazısından bile alınacak çok dersler vardır. Çünkü o mezarda yatan kişi de kendi çapında, bir hükümranlık alanı oluşturmuş ve 'körükçülük mesleği'ni anlatırken, elindeki körüğü ile 'âteşe-rüzgâra hükümran olduğu'nun saltanatını yansıtmıştır.
Evet, bu günlük böyle kısa bir yazı ile hem okuyucuyu birkaç günlük ayrılıktan sonra selamlamış ve hem de meramımızı anlatmış olalım.
Hepinize, cismanî ve ruhî açıdan sağlıklı gelecekler temennisiyle bugünlük bu kadar efendim...
Hayır ve Şer|Mukaddes Özkan
21.06.2026
İlkel “komünal” toplum|Vahdettin İnce
21.06.2026
Mehmet Yaşar Soyalan ile Derkenar...
05.06.2026
Trump’ın Barış ve Savaşı / Mehmet Taşdöğen
31.05.2026
Kurban yakın eder ırağı|Vahdettin İnce
31.05.2026
İnsan, Ahlak ve Siyaset YUSUF YAVUZYILMAZ 21.06.2026
Koç'un Fıkrası ve Ayrımcılık YUSUF YAVUZYILMAZ 08.06.2026