metrika yandex

PSİKOLOJİK ŞİDDETİN PORNOGRAFİSİ VE SON DÖNEM DİZİLERİ

18.11.2020
Güven AKINCI

Doktor’un “Bitti Şampiyon! Bir maça daha çıkarsan ölürsün. Kafana değil yumruk bir kuş dahi pislese ölürsün. Boks bitti” uyarısına aldırmayan, ringi mabeti bilmiş bir boksörün inatla maça çıkması gibi hâlimiz..

Yaşları on üç olan ikisi ikiz, üç çocuk ikizlerin evinde bilgisayarda savaş oyunu oynuyorlar. Oyunda yenilen çocuk ikiz kardeşlerden birini çekiçle öldürüp diğerini yaralıyor. Dijital erkanda ölünce, öldüğünü düşünüp korkunç bir ölümün mücrimi oluyor..

Şiddetin Ekonomisi....

1925’te Kanada’lı bir çiftçi ailenin altıncı çocuğu olarak doğan, sosyal psikoloji ve öğrenme konularında çalışmış Albert Bandura, “medyanın toplum üzerindeki kışkırtıcılığı” deneyinde ilginç bir sonuç elde ediyor.

Bandura deneyinde; bir yetişkine oyuncak bir bebeğe karşı şiddet uygulatıyor. Bir süre sonra, yetişkini izleyen çocuklar onu taklit edip aynı şiddeti çevrelerine uyguluyorlar. Sonuç olarak, şiddetin gelişmesini, toplumda yaygınlaşmasını sonradan öğrenmeye, bu öğrenmenin de en kısa yolunun  medya ve çevresel şiddetin taklit edilmesi olarak tespit ediyor.

Marmara Üniversitesi’nden Prof Dr Ömer Özer, 2017 de hazırladığı bir makalede “şiddetin bir ekonomisi olduğu”ndan söz etmiş, kapitalist döngünün en mühim enstrümanı olan medyanın da bu ekonomikliği ıskalayamayacağının altını çizmiş. Prof Özer’e göre, şiddet gibi nispeten az maliyetli ama çok ve kolay satan içeriğin medya kârlılığı açısından önemli.

Hatta öyle ki, medyada şiddet içeriği cinsel içerikten bile kârlı olabilmektedir. Kamu otoritesi toplumun zararlı içeriklerden  korunması noktasında; cinsel pornografide gösterdiği hassasiyeti şiddetin pornografisinde göstermemektedir. Cinsel içeriğin yaygın medyada sunumu şiddet içeriğinden daha zordur.

Bir gurup entellektüelin olduğu bir tartışma ortamında, İsviçre basınının “3. Sayfa haberleri” tesmiye edilen içerikleri bir iki satırla geçiştirdiğini, bizde de toplumsal şiddetin azaltılması için bunun yapılmasının şart olduğunu söylemiştim. İnsan hakları alanında çalışmış bir avukat arkadaşım destek vermişti sadece. Hatta önemli bir medya ilan kurumunun başkanı olan dostum “medya içerik bulamaz” saikiyle en çok itiraz eden olmuştu önerime.

Delirtmek mi istiyorsunuz?

Son günlerde biri Netflix’te diğer üçü tv ekranlarından yayınlanan 4 dizi konuşuluyor Türkiye’de. Biri Masumlar Apartmanı. TRT’de son dönem başarılı dizi olarak çoktan kabul gördü bu yapım. Özel bir televizyon kanalında izleyiciye sunulan “Kırmızı Oda” var. “Masumiyet” var. Bir de, kısa sürede milyonları etkisi altına alan “Bir Başkadır”.

Sinema tekniği ve sanatsal nitelik açısından değerlendirecek donanıma sahip değilim mezkur dizileri. İki tanesini takip ettim, diğerlerine göz ucuyla baktım. Verdikleri mesaj;

Toplumun psikolojik sınırlarının eşiğinde kâh bir göze sokma, kâh bir acıma olarak okunuyor. Acı daha çok köpürtüldüğünde acı, gerçek daha bir süslendiğinde gerçek oluyor sanki. Böyle anladım ben. Mesela tv 8 de yayınlanan Kırmızı Oda’nın hazırlayıcıları “gerçek hikâyeler” deme gereği duymuşlar, yeterince dikkat çeksin diye.

Etik ve moral değerler bağlamında, toplumsal kabulün tolere edemeyeceği noktaları eleştirenler var. Yayına düştüğü ilk haftada büyük ses getiren, özellikle kentli sınıfın “tam da bu” kesildiği Bir Başkadır’daki sinkaflı küfürler çok rahatsızlık vermemiş olmalı. Alt sınıfların Recep İvedik’inde sorun olmuştu sinkaf sahneleri.

Sözkonusu diziler içinde Bir Başkadır’ı beğendiğimi kayıtlara geçirip tekrar asıl  meramıma dönmek isterim.

İçinde bulunduğumuz pandemik süreç ve ekonomik krizin tahripkâr seyri, gelecek belirsizliği gibi insan psikolojisini doğrudan hedef alan sorunlarla yaşarken bu diziler daha da bezdirici olmuyor mu?

Önleyici tıp tabir edilen gayret, fiziki rahatsızlıklar için bir önlem ise akıl sağlığını korumanın da bir ön gayreti olmalı. Baştaki boksör kadar sınırda toplum, ruhsal bezginlik anlamında.  Hepsi aynı merkezden çıkmışcasına, ekranlara düşen bu diziler topluma iyi geliyor mu sizce?

Fiziki şiddet kadar psikolojik şiddetin de, topluma büyük zararlar vereceğini görememek nasıl bir akıl tutulmasıdır?

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
Hasan

18.11.2020

Sokağın fotoğrafını çekmek, şiddetin kökenine inmek. İşte budur Sayın Akıncı, yüreğiniz dert görmesin. Zihniniz hep berrak olsun
MehmetÂli

18.11.2020

" ..sorunlarla yaşarken bu diziler daha da bezdirici olmuyor mu?" Oluyor..sanki birileri bomba atiyor üzerimize