metrika yandex
  • $44.73
  • 51.42
  • GA51500
İtidal

Ne Haldeyiz, Ne Yapmalıyız?

SÜLEYMAN ARSLANTAŞ
24.12.2023

SÜLEYMAN ARSLANTAŞ/Ne Haldeyiz, Ne Yapmalıyız?

 

Bireysel ve toplumsal yapımızda meydana gelen çeşitli aksaklıklar ve yanlışlıkların yerel, bölgesel ve küresel oluşumların etkileri altında olduğu muhakkak. Özellikle analizi yapılmadan seküler dünya görüşünün egemen olduğu coğrafyalardan ithal edilen,”Özgürlük ve bireyersellik” kavramları gibi kavramlar toplumun düşünce ve davranış biçimlerini değiştirdi.

Elbette toplumlar; insan,hayat ve kainat gerçeğine ilşkin sahip oldukları kavramlara göre yaşarlar. Maalesef yaşadığımız toplumun ve hatta tüm insanlığın eşyaya bakış açısı değişmiştir.

Bırakalım başkalarını, İslâm toplumuna baktığımızda bile bunu açıkça görüyoruz. Dün İslâm toplumu dünya hayatını ahiretin ekin tarlası olarak görüyordu, şimdi ise dünyanın ekin tarlası olarak görmeye başladı. Buna paralel olarak da öncelikleri yer değiştirdi. Şimdiki öncelik dünya hayatının misafirlik olduğunu unutarak ya da ihmal ederek adeta dünyevileşmek oldu.

Elbette bu yeni bir gelişme değil. 1923-1950 arası yönetimlerin amentüsünün başında Batı’nın muasır medeniyet seviyesine ulaşmak vardı.İslâm ve İslâm’ın insana öğrettiği, yaşamasını istediği tüm ahlaki değerler Batı öykünmeciliğine feda edildi. Bu nedenle tek parti sonrası da devam eden sürecin, ahlâki erozyonun sonlanması için özellikle toplum nezdinde itibarı olan başta kanaat önderleri olmak üzere etkin olan ya da olması düşünülen tüm toplum katmanlarının ellerini taşın altına sokma zamanı geldi ve geçiyor bile.

İşin ehli olanlar artık dini bir kültür olarak anlamak ve anlatmaktan vazgeçmelidirler. Zira din, inanmak ve yaşamak için vardır.Kültür ve ahlak ise inanılan, yaşanılan dine dayalı hayatın sonundaki hasıladır.  

Öncelikle toplumumuz kendilerine hayat veren düşünce ve davranışlarını şekillendiren kavramlarını kaybetmiş bulunmaktadır. Bunun tabii sonucu olarak da genç kuşaklarda gittikçe artan deizm, orta kuşaklarda ateizm ve maalesef yaşlı kuşaklarda da narsizm temayülleri öne çıkmakta. Tüm bu menfi gelişmelerin temelinde kavram kargaşasının ya da değerler bütününü oluşturan kavramsal birlikteliği kaybetmemiz yatmaktadır. Tüm Peygamberler geldikleri toplumlara ‘helal ve haram’ kavramlarını öne çıkararak yaklaşmadılar. Bunun yerine o toplumu ‘helal ve haram’ noktasında yanlışa sürükleyen kavramları öne çıkararak yaklaştılar. Ve toplumun kavram algılarını değiştirerek yeni bir toplum inşa ettiler. Nitekim Kur’an bu manada: “Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez” (Ra’d/11) buyurulmaktadır.

Bireysel ve toplumsal erozyonun başında gittikçe daha da olumsuzlaşan aile yapımız gelmekte. Unutmamak gerekir ki aile küçük bir devlet, devlet ise büyük bir ailedir. Aile yapısı bozulan bir toplumun devlet yapısının düzelmesi mümkün değildir. O nedenle aile yapımızda meydana gelen erozyon ve aksaklıkların düzelmesi için belki de öncelikle Batı menşeli olarak topluma dayatılan ‘bireysellik ve özgürlük’ kavram ve anlayışına el atmak gerekmektedir. Genç nesillere, çocuklarımıza aile bütünlüğü içerinde bir değer olduklarını hatırlatmalıyız. Unutulmamalıdır ki toplumumuzda boşanma oranının artmasını kınamak çözüm değildir. Çözüm; aileyi oluşturan bireylerin aile anlayış ve yaşayış biçimine yeni bir perspektif ortaya koymasıdır. Bu bağlamda gittikçe kangrenleşen LGBT konusunda daha eğitici, öğretici bir seferberlik başlatılması zorunludur. Yine 6284 sayılı yasanın yeniden gözden geçirilmesi de elzemdir.

Hz. Resul (as), Habeşistan hicreti öncesinde Habeşistan Kralı Necaşi ve ülkesini hicret edecek olan Müslümanlara tanıtırken, orada adil bir hükümdar, adil bir ortam olduğunun altını çizmişti. Dolayısıyla adalet, hukukun üstünlüğü evrenseldir. Adaletin olmadığı yerde merhamet, merhametin olmadığı yerde adalet olmaz. Bu cümleden olarak ülkemiz 15 Temmuz’da vahim bir darbe teşebbüsü atlattı (mı?). Oysa 15 Temmuz, yaşanan bir sürecin sonucu idi. Ülkeyi yönetenler o sürece zamanında müdahale etseydiler belki de o me’şum sonucu yaşamayabilirdik. Ne var ki o yaşanan süreç ve sonucundan yeterince ders almadığımız çeşitli emareleri ile ortada. Sonuç olarak ifade etmek gerekirse bugün çeşitli tarikat, cemaat, dernek ve vakıf adı altında örgütlenen yapılar toplumsal yaralara çareler üretmek yerine sorunlar üretmektedirler. İnsanların gönül dünyalarının tezyini yerine ekonomik, bürokratik ve siyasi rant üreten merkezler haline gelmişlerdir. Bu konuda ilahi bir ikazla yüz yüzeyiz. ‘Tâki servetiniz aranızda dolaşan bir devlet haline gelmesin.’ (Haşr’7) Bizim, toplum olarak anonim şirket haline dönüşmüş tarikat ve cemaatlere değil, toplumsal ilke, ahlak ve kalbi boyutu tezyin edenlere ihtiyacımız var.

Sırasıyla ifade etmek gerekirse:

Hukuki olarak cezalandırmada ve affetmede ciddi hatalar yapılmaktadır. Örnek vermek gerekirse; sayın Cumhurbaşkanı’ın FETÖ Terör örgütünü tasnifteki sıralaması fevkalade önemli ve isabetli idi. Yani: ‘tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet’ sıralaması. Ama iş uygulamaya gelince en çok cezalandırılanlar ibadet boyutundaki taban olmuştur. Tıpkı Çanakkale Savaşı’nda Osmanlı sonrası Türkiye’yi inşa edecek neslin yok olması gibi., 15 Temmuz sonrası uygulamalarda da bu ülkenin, bu gününü ve geleceğini inşada katkısı olacak olan ibadet boyutlu nesiller yok edilmekte. Affetme konusunda da meclis, devlet ancak kendisine yönelik suçluları, düşünce suçlularını affedebilir. Toplumsal ve bireysel ahlakın yok olmasına yönelik suçluları affetmemelidir. Örneğin, pornocuları, çocuk istismarcılarını, tecavüzcüleri, uyuşturucu ticareti yapanları, katilleri, hırsızları affetme konusunda hassas davranılmalıdır.

Eğitimde, belki de öncelikle eğitimcilerin eğitimine önem vermek gerekmektedir. En azından bayan öğretmen ve eğiticilerin kılık-kıyafetleri konusunda düzenlemeye gidilmesi zaruridir. Genel ahlâkla ve İslâmi değerlerle örtüşmeyen, transparan kıyafetle ergenlik çağına gelmiş ya da gelmekte olan öğrencilerin önüne çıkan öğretmenlerin ve eğiticilerin meydana getireceği tahribat nasıl önlenecek?.. Bu bağlamda, bu felâketin önlenmesi sadece öğretmenlerin ve öğreticilerin ıslahı ile üstesinden gelinemeye bilinir. Medya, televizyon ve bunların ortaya koydukları fikir, tartışma ve görseller de kontrol altına alınmalıdır. Batı’dan ithal edilen amacı belli olmayan ‘ÖZGÜRLÜK’ kavramının hatırı için toplumun, toplumsal değerleri feda edilmemelidir.

Ancak ekonomi konusunda devletin yapması gereken önemli birkaç konuya da dikkat çekmek isterim. Öncelikle devlet israfına bir son verilmesi, işsiz, güçsüz, yaş haddini bekleyen devlet görevlilerinin tez elden emekli edilmesi kanaatindeyim.

Keza, ailenin korunamadığı, genel ahlakın hiçe sayıldığı bir ortamda, devletin ya da siyasi yapılanmanın herhangi bir biriminde bir dönem görev yapmış olanlara tahsis edilen imkânların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Zira mevcut uygulama ve tablo bilhassa dar gelirli ve orta sınıf arasında ciddi huzursuzluklara neden olmaktadır. Hz. Osman (ra), bu konuda: ‘Allah Kur’an ile yapmadıklarını devlet ile yapar’ buyurmakta.

Ekonomi, para, makam, mevki bir şeydir. Ama hukuk ve ahlâk her şeydir. Her şey bir şey uğruna feda edilmemelidir. Çaresiz değiliz. Tarihimiz, kültürümüz, devlet deneyim ve müktesebatımız tüm bu aksaklıkların, yanlışların üstesinden gelebileceğimizin teminatıdır.

Yorum Ekle
Yorumlar (4)
Sait türkaslan | 19.03.2024 12:32
İnsanımızın ve devletimizin dikkatine
D.Mehmet ESER | 04.01.2024 14:12
Yazdıklarınızın her satırına ,her cümlesine yürekten katılıyorum.Kaleminize sağlık.Söylediğiniz hususlarda ülkeyi yöneten siyasi iradenin ,bilhasa da Sn. Cumhurbaşkanının gereken kararlılığı ortaya koyması elzemdir.Bu konulardaki şahsınızın özel çaba ve ğayretlerini yakından biliyorim.Allah sizlere sağlıklı uzun ömürler versin.Selam ve saygılarımla...
Tahsin Gaffaroğlu | 26.12.2023 11:31
Genç kuşaklarda gittikçe artan deizm, orta kuşaklarda ateizm ve yaşlı kuşaklarda da Narsizm temayüllerinin baş gösterdiği hususlarına çözüm önerileri nelerdir değerli büyüğüm. Özellikle de NARSİZM hastalığı.
Vahdettin / Adana | 25.12.2023 08:38
Selâm İle.. Kaleminize, yüreğinize sağlık Ağabey..