metrika yandex

KARTEZYENLER OLMASA...

Mehmet Ali ÖNER

 

Kartezyen düşünce; indirgemeci, parça(layı)cı, bütüne dair sorumluluktan kaçan, pragmatist, determinist yaklaşımlar sunar.
Kartezyen eksenli bilimsel/felsefi yaklaşımlar bizi bir yere götürmez.

Gençlerle sohbet ederken, eğitim fakültesini bitirmek üzere olan bıçkın delikanlı şöyle bir soru sordu:

-İyi aydın ile kötü aydını nasıl ayırt edeceğiz?

Duraksamadan verdiğim cevab:  “Aydının iyisi , kötüsü olmaz. “

Aydınlar teknisyendir..

Bu tespitimde hala ısrarlıyım ve tartışmaya açmaya da hazırım.

Aydınlanma çağının ustası Descartes ile kartezyenler/aydınlar arasındaki bağ kurmakta zorlanmıyorsak, yukarıdaki tespitimde ısrarlı olmam daha anlaşılır hale gelmektedir.

Bu da başka bir yaklaşım:

‘ Kartezyen’ yönteme gereğinden fazla bel bağlanması,

bugün bizim genel düşüncelerimizdeki ve akademik alanlardaki parçalanma,

farklılaşma yanında, bilimde yaygın olan indirgemeciliğe de sebep olmuştur.

Nerede, ne değişti.Kartezyen akılla nereye dahil olduk.

Statüsüz ve günü birlik değişken aklınızla (korku salarak) nereye kadar kendiniz

Ve/veya milletimiz mutlu olacaktır.

Yatırım sözü edilince, istihdamın akla geldiğini mi sanıyorsunuz?

Hayır..Az insan gücüyle, çok ve fahiş kazanç elde etmenin yollarını aradığınızı iyi biliyoruz. Eskiden en vazgeçilmez üretim faktörleri arasında yer alan “Toprak” ve “Emeğin” yerini hızla “bilgi” almaktadır. Bilgi ise, aklı olan herkesin erişebileceği kadar yakında!

O halde, el gücünün önemsizleşmesiyle, artık sömürülecek insan da kalmayacaktır.

Ancak bu arada bilgi, daha çok alınır/satılır hale gelmiş bulunmakta.

Bi yandan da, bütün insanlığın içgüdülerini tahrik ederek, sonsuz servet edinme ihtirasıyla, Dünyayı yok etmeye varacak derecede dengeleri bozucu(ekolojik, ikdisadi, kültürel v.s) “emperyal” tutku da sürmektedir.

Mustafa Özel de bu konuya dair şunları şöylemiş:

”. .. Kartezyen akıl yürütme bizi 'anlamak için bilim'den,  'manipüle etmek için bilim'e götürdü. Bilginin gayesi hakikatla örtüşmek değil, maddî dünyada etkin biçimde faaliyet göstermek oldu. Böylece 'çoğulcu' bir dünyaya ulaştık, ilahlarla dolu bir dünya: Servet, bilgi uğruna bilgi, hareket hızı, piyasa büyüklüğü, değişim hızı, eğitim 'miktarı', hastane sayısı ve daha nice kutsal inek. Amansız mantığı ile Kartezyen devrim insanı, onun insanlığını idame ettiren yüksek kademelerden ayırdı. İnsanoğlu göklerin (Mavera) kapılarını kendisine kapattı ve muazzam enerji ve hüner ile kendini yeryüzüne (Masiva) hapsetmeye çalıştı. Şimdi yeryüzünün ancak bir konaklama mevkii olduğunu, dolayısıyla Göklere erişmeyi reddetmenin Cehenneme gönülsüz bir alçalma mânasına geldiğini keşfediyor.”

 

Siyaseten  “ imparatorluk bakiyesi topraklarda ulusculuk yapmak intiharla eş değer “ değil mi? Hadi bakalım! Kim bölücü, kimler bütünleyici imiş..

Hayatın öznesi olmayı bir türlü beceremeyen, gerçeği asılmayan ya da istemeyen veya “akletmeyen” insanoğlu, o hayatın nesnesi olmayı nasıl kabul eder , doğrusu anlaşılır bulamıyorum!

Hayatın öznesi olmayan insan/toplum/topluluk (ya da güruhların)  ne varacağı, ne de geldiği yer vardır.

Zaten, kartezyenler de aramak yerine, “Yoktur nasıl olsa” derler çoğu zaman.      

                                                                                                                                

 Oysa yerliler bu işin çaresini  bulmuşlar bile..

Duymuşsunuzdur belki de;

Ormanda kaybolduklarını söyleyen “beyaz bilim adamlarına”, onlara rehberlik yapan yerlilerin cevabı çok enteresandır;

-İşaret levhası kayboldu desenize!.. 

Kaybolan bir şey yoktur aslında, kaybolan öngörümüz veya ufkumuzdur..       

Kartezyen yaklaşımcı ne demek istemişti ve ne oldu?

Bir zamanlar; –Biz belirleyiciyiz, biz olmasak” gibi yarı tanrıcı tavır ve eda ile yağıp gürleyenlerden eser kaldı mı ki?

Hayır, kartezyenler her zaman kazanmamışlardır. Bundan sonra da kazanamayacaklar.

Allah insanlara aklı , Bayramyeri- Çınar / Taksim-Beyazıt arasında gezinti yaptırmak için vermedi, herhalde...

Öyle ise, yaşamak için akletmeye , akletmek için sürdürülebilir çabaya devam..

 

 

Yorum Ekle
Yorumlar (2)
mehmet ali öner | 17.02.2021 13:04
ali kardeş, benim pek öyle entelektüel birikimim yok. gözlemlerim neyse onu yazıyorum . çok kitap da okumam..(Keşke okuyabilsem) Kavramlara yüklediğimiz anlamların açılmasında fayda var, o konuda haklısınız!
Ali Kardeş | 16.02.2021 14:49
çok entelektüel bir yazı olmuş. cok üst kesime hitap ediyor. kavramlara yuklediginiz anlamları aciklasaniz daha anlaşılır olacak. cahilligimize verin.