Allah yolunda canını feda edenlerin ve dünyadan ayrılıp Yüce Yaratıcısına kavuşanların emaneti olan yetim ve öksüzler. Allâh ü Teâlâ'nın naz makamındaki kulları. Yetim ve öksüz olan Âlemlerin Efendisi'nin hassas gönüllü ümmeti. Onların duaları Yüce Mevlâ katında kabul görür. Onlara el uzatıp destek olanlar Rabbimizin rahmetine nâil olup cennette Efendimize komşu olur.
Türkiye'de ve İslâm âleminin birçok yerinde yetim ve öksüzler bulunmakta. Onlara kol-kanat gerip sahip çıkmak, cennete girmemize ve felaketlerden korunabilmemize vesile olmakta.
Ankara'nın İncirli Semti'nde, yetim ve öksüz erkek öğrencilere destek veren "Hasibe Hatun Yurdu" bulunmaktaydı. Yurdun sakinlerinin çoğunluğu yetim olup annesi olmayan yavrularımız da mevcuttu. Türkiye'nin her yerinden gelen buradaki öğrenciler, ortaokul ve lise seviyesindeki okullara devam etmekteydiler.
Hakyol ve Muradiye vakıflarının destek verdiği bu hayır müessesesine gönülleri zengin diğer insanlar da yardımcı olmaktaydı. Rabbimizin niyaz makamındaki küçük ama gönülleri kocaman olan bu kullarının kaldığı yurda, hayır sahibi Hasibe Hatun'un adı verilmişti.
Yurttaki kardeşlerime, 1986-1987 eğitim ve öğretim yılında hizmet etme şerefine nail oldum. Benden önce ve sonrasında da çok kıymetli insanlar bu yurtta idarecilik ve belletmenlik yaptılar. İdareciliğim esnasında buradaki güzel kardeşlerimle kaynaştık. Benden sonra yurtta kalanlarla da tanışma imkânım oldu. Aramızdaki dostluk bağları pekişti. Birbirimizi çok sevdik. Dualarda buluştuk. Onların dualarının bereketini hep gördüm.
Hasibe Hatun Yurdu'nda kalıp eğitimlerini tamamlayan veya bir müddet kalıp ayrılanlar oldu. Ancak bunların hepsi dimdik ayakta kalıp hayatta başarılı oldular. Yüce gönüllü Hasibe Hatunlu dostlarımdan belli makamlarda vazife yapan, ticaretle uğraşan, kendi işini kuran, zanaat erbabından bulunan, belediye başkanlığı yapıp mahalli idarelerde görev alan, Diyanet ve eğitim sahasında hizmet eden kardeşlerimiz var. Rabbim hepsinden razı olup yolunda dâim eylesin.
Hasibe Hatunlu kardeşlerim her Ramazan Ankara Hacıbayram'da beraberce iftar yapmaya gayret ediyorlar. Sağolsunlar bizleri de unutmuyorlar. İftar daveti vesilesiyle Selami Karaağaç ve İsmail Solmaz kardeşlerimle beraber İstanbul'dan Ankara'ya doğru hareket ettik.
Bağlum'daki Horasan erenleriyle birlikte Abdülhakim Arvasi Hazretlerini, civarındaki mübarek zevâtı, Asım Köksal Hocamızı ve mazlumların sesi Abdurrahim Karakoç'u ziyaret etmek nasip oldu. Son zamanlarda Ankara'ya her gidişimde Bağlum'u ziyaret etmek istememe rağmen mümkün olmamıştı. Bağlum Camii ve yanındaki Horasan erenlerinden Sadık ve Yusuf Hazretlerini ziyaret ettiğimde Ankara'da geçirdiğim yıllar gözümün önüne geldi.
1980'li yıllarda; Bağlum'daki küçük caminin avlusunda kubbeli bir türbe bulunmaktaydı. Horasan'dan Anadolu'nun fethi için gelen aynı zamanda gönülleri de fetheden bu veli zâtlar ile caminin yukarısındaki kabristanlıkta bulunan Abdülhakim Arvâsî Hazretleri, sevenleri tarafından ziyaret edilmekteydi. Bir defasında türbenin önünde güzel insan Dr. Emin Acar ile karşılaşmıştık. Şimdi o küçük caminin yerine; türbe ile bitişmiş bir halde çifte minareli, devâsa Bağlum Merkez Camii yapılmış.
Dr. Emin Acar ile 1977'lerde İmam-Hatip talebeliğim esnasında tanışma şerefine nâil olmuştum. Kendisinin özel çorbası ve kuşburnu çayı meşhurdu. Ben kuşburnunun çok olduğu bir yer olan Tokat'ta yetiştim. Kuşburnunun pekmezini bildiğim halde çayını bilmezdim.
Üniversite yıllarımda Emin Acar'dan çok istifade ettik. Hacıbayram'a gelenlerin ziyaret ettiği, yardıma muhtaçların, meczupların ve kedilerin hâmisi olan bu mübarek zâtın dikkat çekici tesbitleri olurdu. 1997'de hacda da karşılaşmıştık. Kendisinin; Ankara sınırları içinde veya Hayreddin-i Tokâdî diye meşhur olan zâtın bulunduğu yerde defnedileceğini tahmin ederdim. Nasibi memleket toprağındaymış.
Yeri gelmişken bir yanlışlığı düzeltmek isterim. Hayreddin-i Tokâdî Hazretleri Bursa'da medfundur. Hayreddin-i Tokâdî diye bilinen yerdeki zât ise, Halvetilik'in kurucusu Şeyh Şa'bân-ı Velî'nin mürşidi olup Konrapalı Hayreddin diye bilinmektedir. Bolu'da irşat vazifesi yürüten bu zât, Muslihiddin-i Konrapavî ve Mahmud-ı Kürevî gibi halifeler yetiştirmiştir.
Bağlum'dan sonra kıymetli Ali Galib Ağabeyimi Sıhhiye Köprüsü altındaki saatçi dükkânında ziyaret edip hasret giderdik. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde okuduğumuz yıllarda fakültedeki mescid kapatılmıştı. Fakülte idarecileri -bizleri evliyadan zannetmişler ki- namazları Kocatepe Camii'nde kılabileceğimizi söylüyorlardı. Sıhhiye nire, Kocatepe nire! 15 dakikalık ders arasında Kocatepe Camii'ne gideceksin namaz kılıp geleceksin öyle mi!...
Çevremizde Numune ve Yüksek İhtisas hastahanelerinin mescidleri bulunmaktaydı. Ancak ders aralarında oralara da gidip gelmek zor olduğundan fakültenin bahçesinde veya farklı yerlerinde namaz kılıyorduk. Bu durumdan rahatsız olanlar da vardı.
Mescide son derece ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde Sıhhiye Köprüsü altında tek saf tutulabilen küçük bir mescid açıldığını duyduk. Çok sevindik. Ali Galib Ağabey ile bazı esnaf arkadaşları mescidin açılmasına vesile olmuşlardı. O küçük mescid, Ali Ağabey ve diğer samimi insanlar sayesinde köprünün altına doğru büyüdü ve sonradan kocaman cami oldu. Osmanlı Camii adını aldı. Samimi gayretlerin bereketi görülmüştü.
Ali Galib Ağabey ile arkadaşları, Hasibe Hatun'daki vazifem esnasında beni yalnız bırakmayıp yurtta kalan öğrencilerimize destek oldular. Bazı doktor ağabeyler yurda gelip öğrencileri Allah rızası için muayene ederken kimileri de onların başka hizmetleri için koşturuyorlardı. Rabbim hepsinden razı olsun.
Ankara'da öğrenci için ev bulmak neredeyse imkânsız gibiydi. Aramadığımız yer kalmamıştı. Camlardaki ilanlar ümit ışığımız olmuş, büyük puntolarla yazılmış "Kiralık" yazısının altındaki daha küçük puntolu "Değildir." yazısı umutlarımızı sarsmıştı.
Hasibe Hatun Yurdu'nda vazife yaptığım esnada yurdun alt tarafındaki bahçeli üç katlı binanın boşaldığını görüp tamamını kiralamak için harekete geçtik. Ancak orta katın pilotlar tarafından kiralanacağı söyleniyordu. Sonradan pilotlar vazgeçti ve o binayı Dil-Tarihli arkadaşlar için kiralamak nasip oldu.
Kira beklenenin üstündeydi ama mecburiyetler insanın elini-kolunu bağlıyor. Ev sahibi, yurt dışında bulunan biriydi. Avukatı vasıtasıyla kira için senetler yaptı. Hatta o senetler sonradan problem oldu.
Yurdun komşusu olan evde kalan arkadaşlarımız, yurttaki kardeşlerine ağabeylik yapıyorlardı. Hasibe Hatunlu öğrencilerimiz; idarecileri, belletmenleri, okullardaki öğretmenleri, hayır ve hasenat sahipleri tarafından ilgi görüyordu. Yurttaki öğrencilerin derslerine yardımcı olan belletmen arkadaşların bir kısmı sonradan profesör oldu.
Sıhhiye'den sonra Taceddin Dergâhı'na doğru hareket ettik. Eski Ankara evlerinin ve çarşıların arasından geçip dergâha vardık. Camiyi, türbeyi ve hazireyi ziyaret ettik. Kıymetli Şehid Muhsin Yazıcıoğlu Reis'in ay-yıldızlı kabri onun mücadelesini yansıtmakta. Sevenleri akın akın onu ziyarete gelmekte. Millî Mücadele'nin manevi destekçilerinden İstiklâl Marşı Şairi Mehmed Âkif için ilham kaynağı olan bu dergâhın haziresinde Nuri Pakdil ve D. Mehmet Doğan da bulunmakta.
Hacı Bayram Camii'ne geldiğimizde avluda iftar için hazırlık yapılmaktaydı. Türbe ziyarete açıktı ve Hacıbayram'ın manevi havası insanı etkilemekteydi. Hasibe Hatunlu kardeşlerimizle iftar yapacağımız Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan Kültür Merkezi'ne doğru giderken Dr. Emin Acar Vakfı'nın iftar ziyafetine denk geldik. Her iki güzel insan da irtihallerinden sonra dahi sevenleri vasıtasıyla hayır hizmetlerine devam ediyorlar.
Akşam namazı, iftar, Fuad Hocamın sohbeti, Hacı Bayram Camii'nde teravih, dostların sahura kadar süren muhabbeti, sahur, Hacı Bayram'da sabah namazı ve Ankara'nın serin bir sabahında vedalaşma.
Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri başta olmak üzere Ankara'nın manevi önderlerine, uzun yıllar Ankara İlahiyat'ta hocalık yapmış olan merhum Mahmud Es'ad Coşan Hocamıza, değerli insan Dr. Emin Acar'a ve tüm geçmişlerimize Yüce Mevlâ'dan rahmet dilerim. Uzaktan ve yakından gelen can dostlarım ile iftarın tertibinde emeği geçen kardeşlerime teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Sağolun vârolun. İnşallah önümüzdeki Ramazan da buluşmak nasip olur.
Tüm Müslümanların toptan bayram edeceği günlerin yakın olması dileğiyle değerli insan Abdurrahim Karakoç'un şirinden bir bölümle size veda ediyorum kıymetli okurlarım.
"Mağdurlar, mazlumlar ersin felâha
Vuslata varanlar varsın bir daha
İrfan tohumunu gece, sabaha
Eksin, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ.
Hazreti Rasûl’ün nurlu katına
Gitmek isteyenler binsin atına
Küfrün saltanatı yerin altına
Çöksün, BAYRAM OLSUN BAYRAMLARINIZ."
Dindarlaşarak Gavurlaşma|Fuat Durgun
13.08.2026
Özgür Özel, yeni partiyi ilan etti
21.07.2026
Yurtta Sulh Cihanda Sulh AHMET GÜRBÜZ 10.08.2026
MEKKE İTTİFAKI SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 09.08.2026
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI YUSUF YAVUZYILMAZ 09.08.2026
TÜRKİYE SİYASETİNİN SORUNLARI YUSUF YAVUZYILMAZ 15.08.2026
CHP, REJİM VE DEVLET SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 26.07.2026