Ankara’da düzenlenen “Türkiye’de Başıboş Köpek Sorunu: Güncel Durum” panelinde; başıboş köpek sorununun yalnızca belediyecilik veya çevre meselesi olmadığı, doğrudan insan hakları, kamu güvenliği, halk sağlığı ve şehir yaşamı sorunu hâline geldiği vurgulandı. ASTP, YŞP ve GÜSODER iş birliğiyle gerçekleştirilen programda hukukçular, akademisyenler, mağdur aileler ve sivil toplum temsilcileri çözüm odaklı değerlendirmelerde bulundu.
Panelin açılış konuşmasını yapan ASTP Dönem Sözcüsü Nevzat Öylek konuşmasında, başıboş köpek sorununun artık yalnızca belediyecilik hizmetleri kapsamında değerlendirilemeyecek kadar büyüdüğünü ifade etti.

Öylek, konuşmasının başında panelin amacının toplumsal kutuplaşma oluşturmak değil; insan hayatını, şehir güvenliğini, kamu düzenini ve hayvan refahını birlikte gözeten gerçekçi çözümleri konuşmak olduğunu belirtti.
Programın düzenlenmesine katkı sunan kurumlara teşekkür eden Öylek, özellikle sahada yürütülen çalışmaların kamuoyunun bilinçlenmesi açısından önemli olduğunu vurguladı.
Nevzat Öylek, Memur-Sen Ankara İl Temsilciliği tarafından gerçekleştirilen “Ankara Şehir Sorunları Araştırması”ndan örnekler vererek başıboş köpek sorununun toplumdaki karşılığına dikkat çekti.

2025 yılında yapılan araştırmada vatandaşların önemli bölümünün başıboş köpekleri Ankara’nın öncelikli şehir sorunlarından biri olarak gördüğünü ifade eden Öylek, özellikle güvenlik algısındaki zayıflamanın dikkat çekici olduğunu söyledi.
Öylek, insanların park, bahçe ve sokaklarda kendilerini güvende hissetmediklerini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir çocuğun okula giderken korkması normal değildir. Bir annenin evladını parka gönderirken endişe yaşaması normal değildir. İnsanların sokaklarda sürüler halinde dolaşan başıboş köpeklerden kaçmak zorunda kalması normal değildir. Güvenli sokak talebi en temel insan haklarından biridir.”
Konuşmasında kamu güvenliği ve yaşam hakkı vurgusu yapan Öylek, son yıllarda yaşanan saldırılar, trafik kazaları ve kuduz riskli temas vakalarının meselenin ciddiyetini açık biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.
Hiçbir canlıya düşmanlık üretmediklerini ancak insan hayatının değersizleştirilmesine sessiz kalamayacaklarını belirten Öylek, çözümün bilimsel, akılcı ve bütüncül politikalarla mümkün olacağını söyledi.
Öylek ayrıca; yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmesi, başıboş köpeklerin kontrolsüz şekilde sokaklarda bırakılmaması, bakım alanlarının artırılması ve özellikle okul çevreleri ile kamusal alanların güvenli hâle getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda ASTP’nin yalnızca şehir güvenliği değil; toplumsal vicdanı ilgilendiren birçok konuda sorumluluk almaya devam ettiğini belirten Öylek, şehir huzuru ile insan onurunun birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Panelin; hukukî perspektif, akademik veriler ve saha gerçekleri ışığında çözüm üretme iradesine katkı sunmasını temenni eden Öylek, güvenli şehirlerin ancak insan hayatını merkeze alan anlayışla mümkün olacağını vurguladı.
Araştırma ve Kültür Vakfı’nda düzenlenen panelin moderatörlüğünü yapan Mehmet Altuntaş, yaptığı değerlendirmelerde sorunun artık sıradan bir “sokak hayvanı” tartışmasının ötesine geçtiğini ifade etti.

Altuntaş, şehirlerde oluşan güvenlik krizinin özellikle çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve vardiyalı çalışanlar açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada herhangi bir canlıya düşmanlık üretmek için değil; insanın en temel yaşam hakkını savunmak için bulunuyoruz. Çocukların korkmadan okula gidebildiği, kadınların gece sokakta endişe duymadığı, yaşlıların parkta huzurla yürüyebildiği şehirler istemek nefret değil; medeni toplum olmanın gereğidir. Güvenli sokak talebi en temel insan hakkıdır.”
Panelde yapılan konuşmalarda, başıboş köpek saldırılarında hayatını kaybeden veya yaralanan insanların yaşadığı travmalar da gündeme taşındı. Özellikle GÜSODER Başkan Vekili Derya Pınar’ın yaptığı konuşma salonda duygusal anların yaşanmasına neden oldu.

Kızını başıboş köpek saldırısından kaçarken yaşanan trafik kazasında kaybeden Pınar, yaşadıkları süreci ve sonrasında maruz kaldıkları sosyal medya saldırılarını anlattı.
Mehmet Altuntaş ise mağdur ailelerin uzun yıllardır yalnız bırakıldığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’de bu mesele konuşulurken çoğu zaman mağdurlar susturuldu. Çocuklarını kaybeden aileler suçlandı, saldırıya uğrayan insanlar hedef gösterildi. Oysa insan hayatını savunmak suç değildir. Bizim mücadelemiz herhangi bir canlıya karşı değil; sokaklarda oluşan kontrolsüz başıboşluk düzeninedir.”
Yerel Yönetimler Uzmanı Dr. Ercan Özçelik ise yaptığı sunumda başıboş köpek sorununun belediyelerin rutin hizmet başlığı olmaktan çıkarak doğrudan şehir yönetimi ve kamu düzeni krizine dönüştüğünü ifade etti.

Özçelik, özellikle büyükşehirlerde kontrolsüz başıboş köpek varlığının kamusal alan kullanımını ciddi biçimde etkilediğini belirterek; parklar, okul çevreleri, ulaşım güzergâhları ve sosyal yaşam alanlarında vatandaşların güvenlik kaygısıyla hareket etmek zorunda kaldığını söyledi.

Yerel yönetimlerin kanundan doğan sorumluluklarını etkin şekilde yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Özçelik, plansız ve denetimsiz uygulamaların sorunu büyüttüğünü ifade etti.
Panelde hukuki değerlendirmelerde bulunan Avukat Devrim Koçak ise 5199 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin önemli bir hukuki altyapı oluşturduğunu ancak uygulama noktasında ciddi eksiklikler bulunduğunu belirtti.

Koçak, belediyelerin toplama, bakım ve güvenli alan oluşturma yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda ortaya çıkan zararların yalnızca idari değil; hukuki ve cezai sorumluluk boyutu da taşıdığını ifade etti.

Özellikle mahkeme kararlarına rağmen bazı bölgelerde yükümlülüklerin yerine getirilmediğini belirten Koçak, kamu güvenliğini tehlikeye atan ihmaller karşısında daha etkin denetim ve yaptırım mekanizmalarının işletilmesi gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Nilüfer Sabuncuoğlu ise veterinerlik bilimi ve halk sağlığı perspektifinden yaptığı sunumda; başıboş köpek varlığının yalnızca güvenlik değil, zoonotik hastalıklar bakımından da ciddi risk oluşturduğunu ifade etti.

Sabuncuoğlu, kuduz riskli temas vakalarının ulaştığı boyuta dikkat çekerek; özellikle çocukların yoğun bulunduğu alanlarda oluşan kontrolsüz ortamın halk sağlığı açısından ciddi tehditler taşıdığını belirtti.

Köpeğin evcilleştirilmiş bir tür olduğunu vurgulayan Sabuncuoğlu, uzun yıllardır uygulanan “kısırlaştır-yerinde yaşat” modelinin kalıcı çözüm üretmediğini; hem hayvan refahı hem toplum güvenliği açısından kontrollü bakım ve yönetim modellerinin esas alınması gerektiğini ifade etti.
Avukat Meltem Zorba ise sunumunda başıboş köpek saldırıları sonucu yaşanan olaylarda kamu kurumlarının hukuki sorumluluğuna dikkat çekti.

Zorba, özellikle saldırılar ve trafik kazaları sonrasında açılan davalarda “hizmet kusuru” tartışmalarının giderek arttığını belirterek; görev ihmali bulunan kişi ve kurumlar hakkında etkili idari ve cezai süreçlerin işletilmesi gerektiğini ifade etti.

Başta çocuklar olmak üzere vatandaşların güvenliğini sağlama yükümlülüğünün kamu otoritelerinin temel görevi olduğunu vurgulayan Zorba, önlenebilir olaylar karşısında ihmallerin cezasız kalmaması gerektiğini söyledi.
Panelde yapılan ortak değerlendirmelerde; başıboş köpek sorununun yalnızca çevre veya hayvan refahı başlığı altında değerlendirilemeyeceği, doğrudan insan güvenliği, halk sağlığı ve kamu düzeni meselesi olduğu vurgulandı.

Uzman değerlendirmelerinde; uzun yıllardır uygulanan “kısırlaştır-yerinde yaşat” modelinin kalıcı çözüm üretmediği, aksine sorunun büyümesine yol açtığı ifade edildi.
Mehmet Altuntaş, panelin kapanış değerlendirmesinde çözümün ideolojik tartışmalarla değil; insan merkezli kamu politikalarıyla mümkün olacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bir toplumun medeniyet seviyesi, en savunmasız insanını ne kadar koruyabildiğiyle ölçülür. Biz çocukların, kadınların, yaşlıların ve tüm vatandaşların güvenliğini savunuyoruz. İnsan hayatı ile hayvan refahını karşı karşıya getirmeyen; ancak insan yaşamını merkeze alan dengeli politikalar oluşturulmalıdır.”
Panel sonunda yayımlanan sonuç bildirgesinde; başıboş köpek sorununun artık münferit olaylar boyutunu aşarak yapısal bir kamu güvenliği ve halk sağlığı sorununa dönüştüğü ifade edildi.

Bildirgede öne çıkan değerlendirmeler arasında şu başlıklar yer aldı:
5199 sayılı Kanun’un tüm kurumlar tarafından eksiksiz uygulanması,
Merkezi idare ile yerel yönetimler arasında güçlü koordinasyon sağlanması,
Belediyelerin görev ihmali ve hizmet kusurlarının etkin şekilde denetlenmesi,
Okul çevreleri, parklar, hastaneler, ibadethaneler ve toplu kullanım alanlarının başıboş hayvanlardan arındırılması,
Karayolları, ulaşım güzergâhları ve ormanlık alanlarda kontrolsüz besleme faaliyetlerinin önlenmesi,
Toplanan hayvanların güvenli, denetlenebilir ve sürdürülebilir bakım alanlarında muhafaza edilmesi,
Sahipli hayvanlar bakımından tasma ve gerekli durumlarda ağızlık kurallarının tavizsiz uygulanması,
Kamu güvenliğini esas alan kalıcı ve sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Bildirgede ayrıca; insan hayatının korunmasının devletin asli yükümlülüğü olduğu ifade edilerek, önlenebilir saldırılar ve güvenlik riskleri karşısında tüm kurumların etkin sorumluluk üstlenmesi çağrısı yapıldı.
Şehit yakınlarına iki asgari ücret verilecek
13.05.2026
Sülfürik asit krizi bütün dünyayı etkiliyor
13.05.2026
2026 yaş çay alım fiyatı belli oldu
13.05.2026
Rasim Ozan Kütahyalı gözaltına alındı!
14.05.2026
Küba’dan ABD’ye sert uyarı
14.05.2026
A101, CarrefourSA’yı satın alıyor
20.04.2026
Bulgaristan seçimini kazanan Radev kimdir?
21.04.2026
yürümeyen, yazgısını eksik yaşar MUSTAFA AKMEŞE 23.04.2026
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE İRAN SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 20.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026