Büyük aileler parçalandı, büyük evler artık inşa edilmiyor, büyük aile sohbetleri mazide kalan tatlı anılardan oldu. Artık mümkün olduğunca küçük aileler, küçük evler ve en az insanla iletişim hedefleniyor. Gitgide yalnızlaşıyoruz ve çarenin yalnızlıkta olduğuna inandırılıyoruz. Yalnız başına kaldığında her şeyin hallolacağını ve kendimizi bulacağımızı telkin eden tüm faktörlerin etkisiyle parçalanıp atomize oluyoruz. Ancak yalnızlaştıkça depresifliğimiz ve mutsuzluğumuz artıyor. İnsanlardan kaçtıkça sosyal medyanın sanal ilişkilerine bağımlılığımız artıyor. Etrafımızda kimse yokken fark edilmediğimiz için sadece beğenilecek davranışları çekip paylaşarak bu ihtiyacı gidermeye çalışıyoruz.
Gerçek hayatta sizi hatanızla eksiğinizle görenlerden “aferin” almak daha zorken çok kısa süreli videolarla ve ya fotoğraflarla “like” almak daha kolayımıza geliyor ve bu, fark edilmemizi sağlayarak bizi tatmin ediyor gibi görünüyor. Oysa bu tatmin, sanal ortamda olduğu için sanal bir tatmin sağlıyor. Bu da bizi daha çok tatmin için daha çok sanal olmaya ve daha riskli hareketlerde bulunmaya zorluyor. Çünkü sanalda çizilen “iyilik meleği ve ya mükemmel insan” profili asla zarar görmemeli. Aksi takdirde beğeniler ve paylaşımlar düşecek ve siz de sanal dünyanın sanal çöplüğüne atılmış olacaksınız. Artık gerçek insanlardan uzaklaşıp tamamen sanal tatmine bağımlı hale gelen insan, rezillikleriyle bile olsa sanal dünyanın gündeminde kalmak zorunda hissediyor kendini. Şu an görüp “yuh artık!” dediğimiz paylaşımların temelinde yatan sebeplerden birisi budur. Zira fark edilmemek sanalda da olsa tam bir felakettir. Tabi diğer sebep ise para kazanmaktır ki insanların para için yaptığı türlü rezillikler ayrı bir inceleme konusu.
Görüldüğü gibi fark edilmek aslında fıtri bir ihtiyaç ve bu fıtri ihtiyacın meşru yollarla giderilmesi şarttır. İhtiyaçların gerçek tatmini ancak gerçek insan ve gerçek iletişimle mümkündür. Oysa modern dünya bize her fırsatta yalnızlığı telkin ederken ve bizi yakınlarımızdan uzaklaştırırken üstelik sanal mecralara bizi yönlendirirken bunu başarmak ciddi bir farkındalık ve emek istiyor.
Ünlü düşünür Martin Buber, bireylerin benlik hissi geliştirmesinin tek yolunun bir başka kişiyle tanışmak olduğunu yazar. Buradaki tanışmanın gerçek bir tanışma olduğunu belirtmekte fayda var. Buber, “benin” asla yalnız başına hareket etmenin bir ürünü olmadığını söyler. “Kendi başımıza ben olamayız” der. Benin doğması ve gelişmesi bir “ben ve sen” tanışmasını gerekli kılmaktadır. Ben-Sen tanışması, konuşulan kelimeler veya ikisi bir arada iken yapılan eylemler değildir. Kelimelerle yeterince tanımlanamaz, ancak adanmış ilişki olarak kategorize edilebilir. Ben-Sen ilişkisinde, bir benlik başka bir benlikle buluşur ve bu buluşmadan başka bir şey söz konusu değildir. Ben, tamamen “Sen”le var olur.
Buber, benliklerin buluşmasıyla aslında aynı anda, aynı ortamda gerçek iletişimi tasvir ediyor. İnsanın “kendi olması” ya da “kendini bulması” ancak başkasıyla buluşmakla gerçekleşebilir. Bedensel temas ve fiziksel yakınlık, kendimizin farkında olmak adına diğerini keşfetmekten geçiyor. Mesela, çay ocağında bir dostunuzla çay içiyorsunuz. Tatlı bir anıdan bahsederken omzuna dokunduğunuz anda çok önemli iki şey oluyor. Birincisi onun varlığını hissedip onayladığınız mesajını veriyorsunuz. Bu hareket muhatabınıza “senin farkındayım” mesajını vererek onu tatmin eder. İkincisi ise kendi varlığınızı onun vücudu üzerinden hissetmiş olmanızdır. Bu sayede başkası tarafından varlığınızın onaylandığını anlamış olursunuz. Buna benzer yaşantılarımız artıkça “ben” olmak ihtiyacımızın tatmini artar ve benliğimiz kuvvetlenir. Unutmayın yalnızlık, aslında muhtaç bir canlı olan insanın felaketidir. Tüm çabamız ve uğraşımız sanalda yaşamaktan kaçmak ve gerçek ilişkiler geliştirmek üzere olmalıdır. Kendi başımıza asla ve asla “ben” olamayız.
Feyzullah AKDAĞ
Türk Futbolunda Operasyon
29.09.2026
"Savaşa Hayır" İnisiyatifi Kuruldu
23.09.2026
Umran dergisi Eylül 2026 sayısı çıktı
05.09.2026
ABD uçağı pistten çıktı: 5 ölü
07.09.2026
DEVLET VE YÖNETİM SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 30.09.2026
bana bütün yolu gösterme rabbim MUSTAFA AKMEŞE 01.10.2026
Fatma Betül’ün Suçu Ne? Şakir ÇALIŞKAN 04.10.2026
MERHAMET! EY MERHAMET! AYTEN DURMUŞ 02.10.2026
Bilmek Ağrısı ESRA DURU 02.10.2026
Mekke İttifakı Test mi Ediliyor? AHMET GÜRBÜZ 23.09.2026
Korkak Ebeveynlik FEYZULLAH AKDAĞ 10.09.2026
Dinlemek/İşitmek RAMAZAN BEYHAN 11.09.2026