metrika yandex

Haberler / Kültür - Sanat

İrade Terbiyesi / Payot Jules / Flipper Yayıncılık

02.03.2021

İrade Terbiyesi

Payot Jules.

Flipper Yayıncılık, İstabul, 2020

Hazırlayan: Harun AYKAÇ

 

İrade Terbiyesi kitabı, Jules Payot tarafından kaleme alınmış,kendi içerisinde beş kitap şeklinde bölümlenerek isimlendirilmiş. Bu bölümlemeler de aşağıdaki alt başlıklara ayrılmıştır:

Birinci Kitap
Birinci bölüm

Üstesinden Gelinecek Düşmanlar
İkinci bölüm
Takip edilecek amaç
Üçüncü bölüm
İrade eğitimi hakkındaki cesaret kırıcı ve yanlış teoriler

İkinci Kitap
Birinci bölüm

Düşüncelerin İradede Oynadığı Rolün Önemi
İkinci bölüm
İradede durumların rolü
Üçüncü bölüm
Aklın hükümdarlığı

Üçüncü Kitap
Birinci bölüm

İrade Eğitiminde Tefekkürün Önemi
İkinci bölüm
Tefekkür Ne Demektir ve Nasıl Yapılır?
Üçüncü bölüm
İrade Eğitiminde Eylemin Rolü
Dördüncü bölüm
Öğrencinin İradesi Eğitim Açısından Bedensel Hijyenin Önemi
Beşinci bölüm
Genel bir bakış

Dördüncü Kitap
Birinci bölüm

Savaşılacak Düşmanlar: Duygusal Gündüz Düşleri ve Şehvet
İkinci bölüm
Savaşılacak Düşmanlar: Dostlar, Tanıdıklar vs.
Üçüncü bölüm
Savaşılacak Düşmanlar: Tembellik
Dördüncü bölüm
Çalışma hazzı

Beşinci Kitap
Birinci bölüm

Kamu Görüşü, Profesörler vs.
İkinci bölüm
Büyük Üstatların Etkisi ve Sonuç kısmı

İrade eğitimi hakkındaki cesaret kırıcı ve yanlış teoriler:

Karekterin değişmez olduğu her şekilde yanlıştır.

Bu teori Kant tarafından ileri sürülmüş, Schopenhauer tarafından da desteklenmiştir. Bunlar farklı özelliklerin doğuştan getirildiğini ve değişmez olduğunu savunuyorlar. Herbert Spencer ise farklı bir açıdan bakıyor, ona göre, bazı dış şartlar altında insan karekteri bir süre sonra dış şartların ve hayatın değişen koşullarına göre genel hatlar açısından değişebilir.

İradeyle ilgili olarak kaderci teorilerin gerçek sebebi, özgür ve irade felsefesi teorisinin naif ve kasvetli oluşudur. Siyasi özgürlük gibi ahlaki özgürlük ve bu dünyada bir değeri olan diğer her şey büyük bir çaba ve aralıksız mücadele ile elde edilir.

Bu mücadelede ne cahil ne de ukala bu savaşı kazanabilir. Her şeyden önce bu alanda da öğrenilmesi gereken bazı yöntemler var ve insan kendini bu uzun çalışmaya kendini hazırlamalıdır. Psikolojinin ve Sosyolojinin kurallarını bilmek ve bunları bilenlerin sözlerine, deneyimlerine de bakmak lazım.

Bunları yaşamımıza katık yaparak gelişme isteğimizi artırmak, doğru araçları kullanmak, bu araçlar sayesinde bu isteği geliştirmek ve onu güçlü kılmakla hedeflerimize ulaşabiliriz.

Düşüncelerimiz zihnimizde yan yana, birbirleriyle ihtilaf içinde yer alır. Hepimizin kafasında kitaplardan ve sohbetlerden ve hatta düşlerimizden edindiği birçok düşünce vardır. Onları sıra haline koyar, kendimizi geliştiririz.

Düşünceleri kontrolümüz altında tutarak bilinç çağrışımlarından yararlanarak kolayca denetlenen determinizmle verdiği özgürlükten yararlanabiliriz. Daha derin kazanımlar elde etmek içinde bütün bunlar uzun süre tekrar edilmeli ve pekiştirilmelidir.

Özellikle kaslarımızı da kontrol etmeli, duyu organları ya da dille aktarabildiğimiz şeyleri kendi düşünce çağrışımlarımızın esaretinden  kurtarabiliriz.

Kendimizin efendisi olabilmek için duygusal durumların bize sunduğu kaynakları değerlendirmeli mutlu olup olmayacağımızı görmeliyiz.

Yaşam içindeki mücadelede yenilmemek için kalıtımsal eğilimlerle ittifak kurmalı ve ortak sebepler teşekkül ettirmeli; bu şekilde düşünce ile hareketi birbirine bağlamalı ve yaşam yükünün ortak taşınmasına yardım etmeliyiz.

Daha büyük bir akılla güçlü kuvvetli bir irade, kendisi de güçlü olan ve sürekli olmasa da arada sırada heyecanlanan duygular tarafından sürdürülebilir. “Güçlü duygu” der Mill, “güçlü öz denetimin aleti ve parçasıdır ama bu yönde geliştirilmesi gerekir. Geliştirildiğinde ise sadece güdüleri değil, aynı zamanda kendini zapt etmeyi biçimlendirir.

Bu esaretten kurtulmanın yollarından biri de aklın hükümranlığını yerli yerinde değerlendirmek de katkı sağlar. Kendine hakim olma, işin altına elini sokma, düşünceler ve eylemler arasında güçlü bağlantılar kurma ve akla gelen bir düşünceyi harekete geçirme aklın hükümranlığında istifade etmeyi de beraberinde getirir.

Kişi güçlü doğal duygulardan istifade etmeli ve onların arasındaki kırmak ve bazı düşünceler ve daha önce var olmayan bazı eylemler arasında güçlü bağlar oluşturmak için onları düzgün bir şekilde yönlendirmelidir.

Dışsal ifadelerini kendi başlarına bulabilen öfke ve korku güdüleri hariç duyguların büyük kısmı aklın iş birliğine ihtiyaç duyar. Zihinde bir tür rahatsızlığa ve huzursuzluğa neden olurlar ama bu rahatsızlık duygusuna gerçek önemi veren akıldır. Dışsal ifadelerini  kendi başlarına bulabilen öfke ve korku güdüleri hariç duyguların büyük kısmı aklın iş birliğine ihtiyaç duyar. Zihinde bir tür rahatsızlığı ve huzursuzluğa neden olur, ama bu rahatsızlık duygusuna gerçek önemini veren akıldır. Bu yüzden duygu ya da isteğe güç ve hayat vermek gereklidir. Zihinde hedef kusursuz bir şekilde berrak hale getirildiğinde aklın tüm çekici, keyifli ya da sadece kullanışlı yönleri cesurca ortaya çıkarılabilir.

Bunu yaparken de yanı sıra düşünceleri, karekterleri ya da biçimleriyle bizi sefahate ve müsrifliği götürecek olan içimizdeki kötü arzuları güçlendiren arkadaşlarımızdan ya tamamen kopmalı ya da onlarla aramıza mesafe koymalıyız.

Neticede, irademiz yenilgiye uğrasa bile, yolumuza devam etmeliyiz. Bir şeyi az yapıyor olsak dahi buna devam etmeli umudumuzu kaybetmemeliyiz. Zaman istediğimiz şeyi başarmamıza yardım edecektir. Asla ümitsizliğe düşmeyen insanın gücünden daha muhteşem bir şey olamaz.

Tek sorun, kötü alışkanlıklarımızı nasıl iyi alışkanlıklara dönüştüreceğimizdir. Onları tamamen yok edemezsek de belli sınırlar içinde tutabilmektir. Çünkü yaşam mücadelesinde, zaferler kadar değerli olan yenilgiler de vardır.

Bütün bunların üstesinden gelebilme yolu insanın kendi iradesini kendisinin eğitebilmesi ile mümkündür.

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş