metrika yandex
  • $19.03
  • 20.81
  • GA0

Haberler / Yazı Dizisi

Fanatizm - 5 / Yusuf YAVUZYILMAZ

02.01.2023

"Dün Hz. Ali, Ebu Hanife ve Ahmed İbn Hanbel'e yönelen Harici kaynaklı tekfir etme ve katletme mantığı, onun doğurduğu tekfir ideolojisi bugün Mustafa Öztürk, Mustafa İslamoğlu, Mehmet Okuyan gibi isimlere yönelmiştir. 

Kuşkusuz bu isimler insandır ve düşünceleri hataya açıktır. Bu onların katledilmelerini gerektirmez. Üstelik Mustafa Öztürk'ün savunduğu tarihselcilik düşüncesine önemli itirazlarım olmasına karşın onun ve Suruş'un dile getirdikleri düşüncelerin tartışılmasında büyük fayda görüyorum.


Kimler benzer nedenlerle tekfir edilip cezalandırılmadı ki. Ebu Zer, Ebu Hanife, Ahmed ibn Hanbel, Ibn Mesud, Cuheyni, Farabi, Ibn Rüşd, Gazali, Taberi, Buhari, Ibn Teymiye, Garaudy, Fazlurrahman, Seyyid Kutub, Mevdudi, Ebu Zeyd, Hasan Hanefi, A.Surus...

Tekfir baltasını gömmenin zamanı gelmedi mi?

Doğru eleştiri değerler ve ilkeler üzerinden yürür. Örneğin rüşvete karşı olan biri için rüşveti kimin yediği önemli değildir. Önemli olan rüşvettir ve yiyen kimsenin inancı, etnik aidiyeti ve ideolojisine bakılmadan eleştirilir.

İdeolojik militan için ise rüşvet yemek değil, kimin yediğidir önemli olan. Bu militanlar ait olduğu grubun olumsuzlukların görmezden gelir. Eleştirileri tek yönlüdür. Çünkü amacı ahlakı bir duruş değil, kendi grubunu savunmaktır. 

Örneğin fanatik Ulusalcı bir Kemalist, sadece muhafazakar dindarların hatalarını görüp, kendi yolsuzluklarını görmezden gelir. Tersi de doğru fanatik bir muhafazakar da sürekli karşıdakini suçlar. İki kesim de özeleştiri ve tevbe kültüründen uzaktır. Sanırlar ki başkalarının suçları kendilerinin ahlaklı kılıyor.
İdeolojik taraftarlığın ve bağnazlığın ahlakı yendiği nokta da burasıdır.

Cumhuriyet modernleşme tecrübesi İslam’la rekabet halinde olan hiçbir ideolojik anlayışın bu topraklarda uzun soluklu olamayacağını gösterdi. 

CHP'ni n arayışı (Kemalizm’e az vurgu ve dini hassasiyetlere saygı) aslında bir tercih değil, zorunluluktur. Ulusalcı milliyetçilik ve Sosyalizm entelektüel kökenleri en kusurlu ideolojilerdir. Vaktiyle "Kadro Dergisi" Kemalizm’e fikri bir derinlik oluşturmaya çalışmış ve sol tema üzerinden Kemalizm’i tanımlamıştır. 

Aslında Kemalizm, sol olmaktan çok, ulusalcı teması ağır basan milliyetçi modern toplum projesidir. Türkiye’de bu projenin iki ayağı olan laiklik ve Türk milliyetçiliği esnemek ve yeniden tanımlamak zorunda kalmıştır. Çünkü 1930'ların yer yer ateizm varan laiklik; etnik milliyetçiliğe varan Türk milliyetçiliği uygulamaları ne Müslümanları ne de Kürtleri resmi ideolojiye eklemleyememiştir.

Müslümanlar arsında fikir ayrılıkları doğaldır. Bu fikir ayrılıklarını küfür diye nitelemek ahlaka, insafa ve Müslümanlığa sığmaz. Kendisi gibi düşünmüyor diye başka müslümanları küfürle itham etmek Harici mantığın günümüzdeki versiyonudur. Haricilik sadece kendi yorumunu ve anlayışını meşru gören, bunun dışındaki yorumları reddeden, saldırgan, hoşgörüden yoksun, farklı düşünenleri öldürmekten çekinmeyen fanatik ve sevgisiz bir dindarlığın adıdır.

Neden Muhafazakârlar, Kemalistler, Sosyalistler, Solcular, Milliyetçiler ve İslamcılar insanı sorunlarda bile anlaşamıyor ve bir araya gelemiyorlar?

Çünkü Türkiye tasavvurları demokratik hukuk devleti değil. Her birinin Türkiye tasavvuru farklı ve diğeri ne yer vermiyor. Adaleti, özgürlüğü ve siyasal katılımı esas almıyorlar. Bu yüzden en temel sorunda bile yarışmayı başarabiliyorlar.

Başkalarının suçlarının kendilerini aziz kalacağına inanıyorlar ve asla kendileriyle yüzleşmiyorlar.

Koronavirüs ve ideolojiler | Ege Telgraf

Toplumda yaygın kabul gören hukuku güvenliğe feda etme yaklaşımının derin tarihsel kökleri var kuşkusuz. Yılların etkisiyle oluşan anlayışı ve zihniyet dünyasını dönüştürmek kolay değil.

Lider kültü oluşturma bakımından Türkiye deki bütün ideolojiler ve farklı siyasal anlayışlar, aynı zeminden beslenir. Bu zemin yanılmaz şeyh, ulu önder, gavs, insanüstü nitelikleri olan lider kültü üretmeye elverişlidir. Üretilen önderin laik ve muhafazakar olması çok önemli değildir. Siyasi liderlerin istisnasız birer tarikat şeyhi konumunda olmaları bir zihniyet sorunudur kuşkusuz.

Atılan bütün demokratik adımlara karşın, Türkiye'nin birincil sorunu birlikte yaşama kültürünü kökleştirecek demokrasi, hukuk, adalet ve birlikte yaşam kültürünün eksikliğidir.

Bir insanın bir konuya karşı çıkması, eleştirmesi veya savunması baksa bir şey, tezini savunması icin delilleri çarpıtması ve yalan haber kullanması başka bir şey. Birincisi normal, ikincisi ahlak zaafıdır.

Eş, dost, akraba bağlılığını ise yerleştirmede birincil ölçüt olarak almak nepotizm ( dayıcılık) olarak adlandırılır ve çok ciddi bir ahlak sorunudur. Ülkemizde de oldukça yaygın olan bu duruma karşı durulmalıdır. Ama bu bile siyasi taraftarlık ve fanatizme kurban ediliyor. Her siyasi görüş sahibi karşıdakini suçluyor ve diğerini görmezden geliyor. Nepotizm konusunda sadece iktidarı haklı olarak suçlarken CHP'li veya HDP'li belediyelerdeki kayırmaları gündeme getirmez isen veya tam tersini yapar isen senin amacın ahlakı olarak bir duruş sergilemek değil, siyasal bir kazanç için ahlakı araçsallaştırmaktır.

Harici/ fanatik/ liberal tekfirci anlayışı terk etmeden; Kuran ve Sünnetin kuşattığı hikmete ulaşma çabasını yoldaş edilmeden varılacak hiçbir menzil yoktur.

Ne yazık ki, İslam hayatımıza kendi orijinal yapısıyla değil, bizim ideolojimize uygun bir şekil alarak giriyor. Buradan da Türk -İslam sentezi, anti-kapitalist Müslümanlar, liberal İslam, Kürt İslamı çıkıyor. İslam’a yönelişimiz kayıtlı çünkü, ancak o sınırlar içinde yorumlanmış İslam’ı seviyoruz. Aslında biz İslamı değil, kendi ideolojimize, hayat tarzımıza uygun İslam yorumunu seviyoruz. Kendi ön yargılarımızı bırakıp Kur'an'a yönelme yerine, Kuran’ı kendi ideolojik tutumumuza uygun hale getirmeye çalışıyoruz. Bu yüzden Kur'an algılamamız bizi birbirimize yaklaştırmak yerine uzaklaştırıyor.

Partizan, eleştirisini değerler ve ahlak üzerinden yapmaz. Bu yüzden seçicidir. Daima karşı olduğu veya muhalif olduğu tarafın hatalarına odaklanır. Aynı hatalar içinde bulunduğu yapı tarafından yapılırsa ya inkar eder ya da görmezden gelir. Bu yüzden partizanın en nefret ettiği şey özeleştiridir.

Partizanın düşmanı bütün kötülüklerin odağıdır, bu yüzden partizan muhalif olduğu tarafı da, içinde bulunduğu tarafı da değerlendirirken duygusaldır.

Partizanlık arşivleri - Gökhan DAĞ

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar