Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla
1- Ebu Leheb’in iki eli kurusun! Ve kurudu… 2- Ne malı ne de kazandıkları işe yaramadı. 3- O, alevli bir ateşe girecek. 4- Karısı da odun taşıyacak, 5- boynuna dolanmış hurma lifinden bir ip ile.
Hz. Muhammed, Allah’tan vahiy alıp insanları tevhide davet etmeye başladığı andan itibaren, birçok olayla karşılaşmıştır. Onun risâlet sonrası hayatında gerek muhalifleri gerekse taraftarlarıyla olan ilişkilerinde, çok sıkıntılı anlar yaşadığını bilmekteyiz. Onun karşılaştığı olaylardan bir kısmı, bizzat Allah tarafından Kur’an’a konu olmaya değer bulunmuştur.
Bu olayların, gelecekte insanlara yol gösterecek olan Kur’an’a rastgele alındığını düşünmek her halde yanlış olur. Herhangi bir olay üzerine indirildiği söylenen hiçbir ayet, gerçekte tek bir olay üzerine indirilmiş değildir. Ayetler, toplumda yaygın olarak bulunan ve gelecekte de var olacak olaylarla ilgili olarak vahy edilmiştir. Bu bakımdan ayetlerle ilgili olarak aktarılan esbâb-ı nüzul, ayetlerin anlam alanını daraltmak için kullanılmamalı, bilakis zamanın ve mekânın herhangi bir diliminde onu okuyanlar ayetleri bizzat kendi dönemlerine tatbik etmelidirler.
Tarihi kaynaklar, Mesed Suresi’nin, Hz. Muhammed’in amcası Abduluzza İbn Abdulmuttalib’in, Resulullahın Bat’a’daki davetinde “Elin kurusun, bizi bunun için mi çağırdın?” diyerek dinleyenleri dağıtmasından sonra, onun hakkında indirildiğini naklederler.
Abduluzza, Muhammed’in (as) amcası olmasına rağmen onun davetini bir türlü kabul etmediği gibi, engellemek için elinden geleni de ardına koymaz. Bu davet esnasında hemen sinirlenip kızdığından “Alev babası” anlamına gelen “Ebu Leheb” lakabıyla vasıflandırılmıştır.
Bu lakabın İslam öncesinde kullanılıp kullanılmadığını tam olarak bilmiyoruz. Bazı tarihçiler onun daha önce de bu lakap ile anıldığını söylemektedirler. Ancak kesin olan şey, Allah’ın onu adıyla veya künyesiyle değil de “Alev babası” olarak isimlendirmesidir. Sadece o günün insanları için değil, gelecektekiler için de bir ibret olacak olan Ebu Leheb, Resulullahın davasının önünü kesmeye çalıştığı için istihza edilmeyi (dalga geçmek) ve kınanmayı hak etmiştir. Mesed Suresi’nin indirilişinden sonra Müslümanların onu muhaliflerine okumalarıyla bu istihza ediş ve kötü akıbeti müjdeleyiş, Mekkeli müşrikler tarafından bile kullanılarak Abduluzza ile dalga geçilmeye başlanmıştır.
Bilindiği gibi Müddessir Suresi’nde Mekkeli müşrikler, “Aslandan ürkmüş yaban eşeklerine” benzetilmiştir. Burada ise Abduluzza “Alev babası”, karısı da “Odun hamalı” olarak vasıflandırılmaktadır. Bunlar bizim için İslam davetinden kaçarak onu engellemek isteyenlere “sözlü hitabımızın” nasıl olacağını göstermektedir. Elbette ilk karşılaştığımızda insanlara yumuşak söz söyleyerek onları ikna etmeye çalışmak görevimizdir. Ancak, bu ilk davranışımızdan sonraki tutumumuzu muhataplarımızın tavırları belirleyecektir.
Ebu Leheb, yeğeninin çağrısına malı ve evlatlarına güvendiği için karşı çıkmaktadır. O konuyla ilgili olarak muhataplarına şöyle der:
-Eğer yeğenimin dediği doğru çıkar da tekrar diriltilirsek ben mallarımı ve oğullarımı rehin vererek sizleri kurtarırım.
Surede onun saçma mantığına cevap verilerek malı ve kazandıkları (oğulları) ona fayda vermedi, o alevli ateşe girecektir denilmektedir. Gerçekten de insanın sahip olduğu mal ve evlatlar kendisine dünyada fayda verebilir. Karşılaştığı zorluklardan kurtulmasında ona yardımcı olur. Fakat ahirette insana fayda verecek olan sadece “imanı ve salih amelleridir (ferdi ve toplumu ıslah eden fiiller)”.
Ebu Leheb küfürde ve İslam karşıtlığında yalnız değildir. Onun en yakın destekçisi karısı, Ebu Süfyan’ın kızı Ümmi Cemil’dir. Ümmi Cemil, Hz. Muhammed’in kendilerini küçük düşürdüğüne inanmakta, bu yüzden onun susturulması için kocasını sürekli kışkırtmaktadır. Ebu Leheb’in hırçın davranışlarında onun büyük katkısı vardır. Bu yüzden ona da alevi körükleyen anlamına gelen “Odun hamalı” denmektedir. Böylece o da Allah’ın ve tüm lanet edicilerin lanetini üzerine çekerek istihzadan payına düşeni almıştır.
Bu sureden, Mekkeli müşriklerin hayatında kadınların önemli bir yeri olmadığı, onların insan yerine konulmadığı şeklindeki anlayışın yanlış olduğunu çıkarmak da mümkündür. Bu anlayış, onların kız çocuklarını diri diri gömdüklerini haber veren Kur’an ayetlerinin abartılı olarak yanlış anlaşılmasından kaynaklanmaktadır. Oysa bu davranış, çok sınırlı olarak vardır ve sadece bazı şeref düşkünleri arasında cereyan etmektedir. Yoksa tüm toplumda yaygın olarak var olan bir kötülük değildir. Bedir sonrası Mekkelileri kışkırtarak tekrar savaşa hazırlayan itici gücün bir kadın olduğunu unutmamak gerekir.
Mekke’nin ileri gelen erkekleri gibi bazı kadınlar da şirkte ısrar etmekte, Muhammed’in (as) çağrısına olumlu cevap vermedikleri gibi onun aleyhine halkı kışkırtmaktadırlar. Dışarıdan bakıldığı zaman ailede idareci olarak erkek görünmekle birlikte, aslında onu yönlendiren genellikle kadındır. Bunu aynı istikamete giden iki şeyin birbirlerini destekleyerek hızlarını artırmasına benzetmek mümkündür. Bu davetin önünde engel olarak, Ebu Leheb görünmektedir. Fakat onu orada tutan itici güç karısıdır. Ümmi Cemil bu davranışını Cehennemde ateşi körükleyerek sürdürecek ve kocasının daha çok yanmasını sağlayacaktır.
Sure, Risalet’ten sonra yaşayanlar için Kur’an’ın Allah’tan olduğunu ispat edecek bir çeşit mucize gibidir. Çünkü davetin ilk yıllarında Abduluzza ve Ümmi Cemil’in inanmadan küfür üzere öleceğini haber vermektedir. Başlangıçta şiddetle muhalefet ettiği halde pek çok insan sonradan iman etmiştir. Hz. Muhammed kendisini kimlerin, nerede ve ne zaman tasdik edeceğini veya tasdiklemeden öleceğini bilmemektedir. Bu nedenle onun hiç kimse hakkında “inanacak” ya da “inanmayacak” diye kesin bir söz söylemesi mümkün değildir. Bu, ancak Allah’ın söyleyebileceği bir sözdür.
Ebu Leheb hasta olduğu için Bedir’e katılamamış, fakat yerine, kendisine borçlu olan birisini bedel olarak savaşa göndermiştir. Bedir’deki yenilgiden bir süre sonra da gerek hastalığından gerekse yeğeninin başarısının verdiği hasetten dolayı kendisine vadedilen cehenneme gitmiştir. Şimdi surenin tasvir ettiği şekilde karısıyla birlikte azap içindedir.
Vesselam…
Hoş geldin rahmet mevsimi!
19.02.2026
İRAN VE BÖLGESEL TAHLİL SÜLEYMAN ARSLANTAŞ 22.02.2026
cennet’ten notlar ay’ı RESUL UZAR 20.02.2026
DİNİN İSTİSMARI ÜZERİNE YUSUF YAVUZYILMAZ 21.02.2026
YABANCI SÖZCÜK KULLANMA TAKINTISI AYTEN DURMUŞ 22.02.2026