metrika yandex
  • $32.14
  • 34.92
  • GA17500

Zamların Anatomisi - VII. Bölüm

MUHSİN GANİOĞLU
07.10.2023

 

4-Piyasa Müdahaleleri, Mal Stokçuluğu ve Narh:

Yanlış piyasa müdahaleleri, narh uygulamaları, isabetsiz tanzim satış uygulamaları ve stokçuluk, enflasyonu etkileyen önemli faktörlerden bazılarıdır.

Bir piyasada mal ve hizmetin üretim maliyetini ve piyasa fiyatını etkileyen çok sayıda unsur vardır.   Hemen hemen bütün sektörlerde; ülke içinde ve dışındaki keşifler ve icatlar, o ülkedeki (korumacı-serbest) üretim rejimleri, ülkelerarası anlaşmalar, üretim miktarları,  halkın tüketim tercihleri, hava şartları, tabii afetler, ilkim krizleri, savaşlar, enerji fiyatları, büyük göç ve nüfus hareketlilikleri, ülke içi ve dışında sosyal ve siyasi istikrarsızlıklar, grevler, lokavtlar vb daha bir çok faktör mal ve hizmet fiyatlarını etkiler.

Bunun yanında piyasaların doğal işleyişine aykırı olarak günlük, şahsi veya siyasi saiklerle alınan kararlar, piyasa işleyişinde bozucu etkiler yapar ve fiyat mekanizmaları etkiler,  bir şekilde bin bir emek  ve maliyetle üretilen mal ve hizmetin değeri anında düşer, büyük iflaslar ve yok oluşlar yaşanır.

Bir ülkede ekonominin en büyük aktörü esasında devlettir. Türkiye’de döviz piyasalarına Merkez Bankası, tarım piyasalarına TMO, et piyasasına ESK, enerji fiyatlarına EPDK, diğer bir çok sektöre ithalatta gümrük vergisi ve miktar sınırlamalarıyla ilgili kurumlar alım veya satım yönünde müdahale edilebilmektedir. Bütün bu müdahalelerdeki en önemli hareket noktası piyasa işleyişinin bozulmamasıdır (sürdürülebilirlik). Alınan kararların etkilerinin ne olacağının çok iyi hesap edilmesi gerekir.

Yanlış kararlar piyasalarda stokçuluğun artmasının da en önemli sebebidir. Piyasa fiyatlarında artış olacağını ve sattığı malı bir daha yerine koyamayacağını düşünen insanlar mallarını satmaktan vazgeçip ürünlerini stoklama yoluna giderler. Malını stoklama imkanı olmayan, adeta ürününü harmanda satmak durumunda olan üreticiler için durum hiç de iç açıcı değildir. Harmanda ucuz satılan malın fiyatının daha sonra nasıl arttığına hepimiz şahit olmuş veya duymuşuzdur. 

Türkiye belki 50 yıldan beri tarım ve hayvancılık alanında üretim planlaması ve verimli üretim yapılamaması sebebiyle istikrarlı bir piyasa oluşturamamıştır. Gün gelmiş oluşan darlık sebebiyle veya fiyatlardaki yükselişin önlenmesi amacıyla narh (devlet tarafından fiyat sabitlemesi) veya tanzim satış uygulamalarına gidilmiş veya fiyat düşürme amaçlı fazla ithalat yapılmış ve bu uygulamalar, kökteki üretimi devam ettirici mahiyette olamamış ve rekabet edemeyen bir çok üretici iflas ettirmiştir.

Belediyelerin veya kamu kurumlarının açtığı hiçbir tanzim satış mağazası da fiyat istikrarını sağlayamamış, bu kurumlar piyasa fiyatlarına uygun mal satması durumunda da  varlığını devam ettirememiş, bu şirketlere halktan toplanan vergilerle konulan sermayeler yok olup gitmiştir. 

Mesela sermayesi devlet tarafından karşılanan Et Süt Kurumu (ESK) et piyasasına tanzim satış yoluyla müdahale etmeye çalışmış, hiçbir zaman fiyatları kontrol altında tutamamış, devrevi olarak piyasanın altında yaptığı satışlarla da küçük esnafı iş yapamaz hale getirmiştir. Bu kurumun ettiği zararlar yine toplumun ödediği vergilerle finanse edilmiştir. 

Narh; bir mal veya hizmetin fiyatının devlet tarafından sabitlenmesidir. Savaş ve tabii afetler gibi olağanüstü durumlarda sınırlı zamanlarda makul karşılanabilecek olan narh uygulaması, piyasanın normal işleyişi sırasında asla başvurulmaması gereken bir uygulamadır.

Bu uygulamayla mal ve hizmeti üreten kişiler varlıklarını kaybedebilirler. Bunun tam tersi de olabilir. Daha ucuza üretilip satılması imkan dahilinde olan bir mal ve hizmet, devlet tarafından konulan narh sebebiyle esasında daha pahalıya satılıyor da olabilir.  Bu defa da mal ve hizmeti satın alanlar haksız bir şekilde daha fazla bedel ödeme durumunda olabilir.

Ekonomik alanda devletin gözetim rolünü çok iyi yapması, piyasaları iyi takip etmesi, olabildiğince risk analizi yapıp spekülasyonlara sebep olmayacak, sürdürülebilir, verimli üretim için gerekli karar ve eylemleri uygulamaya geçirmesi gerekir.  

Sonuç olarak;

İster kişi, şirket, kooperatif, site yönetimi, dernek, vakıf isterse devlet olsun, ne iş yapıyorsak yapalım; haksız şekilde şahıs, grup, cemaat, kabile vb menfaati gütmeksizin; mutlaka gerçek veriye göre iş yapan, işi ehline veren, ortak akla itibar eden, kıst ve adalete uyan, bütün varlığa şefkat ve merhametle yaklaşan bir yönetsel bilinçle, verimlilik (bereket) kurallarına uygun hareket etmemiz gerekir.  

Ölçüye göre hak dağıtım işlemi olan iktisadı, kavram ve uygulama olarak; dinden, siyasetten,  spordan, müzikten ve yerine göre ardı gelmeyen diğer tartışmalardan çok daha fazla düşünmek, iktisadi gerçeklikle bağımızı sorgulamak, bununla yüzleşmek ve meşru kazançları koruyacak eylemleri gerçekleştirmek,objektif ölçü ve standartlara göre yaptığımız her işte, alışverişte, ticari muamelede, tüketimde, üretimde emek karşılığı olmayan; haksız kazanç (riba), kolay kazanç (meysir), hileli kazanç bulunup bulunmadığını irdelemek durumundayız.

Zira hukukun ve  ahlakın temeli; iktisat kavramına hakkını vermek ve onun gereğini yapmaktır. 

 

                                                                                    

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş