hac dönüşü
tanıdıkları hayırlamak için gidilen evlerde
taze hacının izlenimlerini önemserim!
önemserim, çünkü hac semboller ibadetidir.
kişinin hacda gördüğü
dünyasının zenginliği ile yakından ilgilidir.
hacının hissettikleri esasında eşsiz bir tecrübenin anlatımı olabilir.
genelde bu buluşmalarda bildik konuşmalar olur.
evin sahibi “herşey ne kadar pahalanmış öyle” diyerek söze başlar,
“hediyelik dahi alamadık çocuklara, torunlara” diye sözü bağlar. turistik ziyaret sanki…
sonra müslümanlar temizdir etrafı temiz tutar o pislik neydi öyle diye cık cıklar!
hacının itiş kakışını diline dolar
yola tüküren, sümküren, çöpünü atan ne kadar çok müslümanları gördüm diyerek ayıplar...
temizlik hak getire falan…
saygı kalmamış. medeniyet başka bir şey azizimle derken bildik konuşmalar
diğer misafirlerin benzer katkılarıyla renklendirilir…
gerçek gündemi olanlar, sahici adamlardır
bilir misiniz?
kalabalıklar akıntıya kapılan çer çöp misalidirler. tüketirken sürüklenirler işte…
bu farkı nasıl anlarız derseniz eğer,
gündemine bakın derim... neyin dili olur, neyle dertlenir ona bakın!
müslümanın gündemi olan ve gündemini belirleyen de ana unsur dindir.
hac tam da gündem tayin edendir.
yola çıkmak ayrılıktır demiştik…
terk etmek yani...
“her ayrılış,
ölümün önceden alınan tadı gibidir” diyordu ya filozof!
hac bu yönüyle bu ayrılığın en güzel yaşanmış halidir.
hac semboller ibadetidir ve mahşerin provasıdır.
“yolun” sonunun ne olacağının en güzel insana birebir yaşatma halidir.
öyledir ama yine de nasip başka bir şeydir!
gördüğümüz, hissettiğimiz, değdiğimiz, bildiğimiz, tattığımız kadar bir dünyamız vardır ve hacdaki semboller
biz ne kadarsak o kadarından bize kendini açar
kabeyi görmeden gelmek vardır be dost...
dört duvarı dönmektir bazıları için tavaf,
çölün ortasında iki parça beyaz bir kumaşın içinde yorulmakta vardır,
doyumsuz lezzetleri tatmak da…
niye öyle ki? derseniz eğer;
bilgi, bilinç, kavrayış, hayata baktığımız yer farklı olunca allah'ın şiarlarından ibaret
yani semboller ibadeti olan hac
her insanın çapı kadar farklı nasiplendiği bir hal alır.
sembol işte.
bir başka şeyin “işareti”dir.
mesela
elinizi sürmek için çabaladığımız
hacerül esved taşını uzaktan bile selamlamak yeterli olur.
el sürmek için kavgaya neden yoktur.
onun eli senin eli üzerinde olduğunu bilirsin.
“tut elimi allah’ım bırakma beni” dersiniz.
telaşa mahal yoktur,
hac yürünen “yolun” sonunun ne olacağının sembolüdür demiştik ya!
hac yoluna düştüğünüz an itibariyle
bir ayrılığın hikayesi olduğunu fark ederiz
sınırlarına girdiğiniz an itibariyle de ölümün provasını yaparsınız.
beyazlar içinde ihrama girer kefenlenir, ölürsünüz onu derim…
terketmek var ya!
söyleyin allah aşkına!
başka nasıl bu kadar güzel anlatılabilir ki.
üzerimize yapışan ve bize değer kattığını zannettiğimiz ne varsa
ayrılmaktır ve kefene girmektir işte…
“bulunmayacak” olan terk edince bulunur bilir misiniz?
hac bunu öğretir.
elinin tersiyle itilince dünyalık olan bulmaya aday olan kişilik sahibi oluruz.
kefenlenmek/İhram mahrumiyettir, vazgeçmektir ve insana acziyetini gösterir.
“görülmesi gereken” kim bilir o zaman görülür belki de…
meczup ökkeş söylenir
omuzlarda taşınan yük bir ömür bir yerlerde yaşadıklarımızdır ve
kişinin etrafındaki göreceklerini belirler.
sahi siz bakınca
ilk neyi
görürsünüz ki?
dedi…
öyle
meczup işte!
Söylem ve Eylem / Mehmet Taşdöğen
17.05.2026
Trump, Çin dönüşü Tayvan'ı sattı
17.05.2026
Sadakanız, İhtiyaç Sahiplerinin Umudu Olsun!
25.04.2026
Rıza Pehlevi'ye 'domates'li saldırı
24.04.2026
BOSNA GÜNLÜKLERİ -4 ÜSTÜN BOL 15.05.2026
oyaladı dost… MUSTAFA AKMEŞE 21.05.2026
yürümeyen, yazgısını eksik yaşar MUSTAFA AKMEŞE 23.04.2026
Görmediğin bir oğlu olmuş… OSMAN KAYAER 27.04.2026
Haz mı, Huzur mu? AHMET GÜRBÜZ 10.05.2026