metrika yandex
  • $19.19
  • 20.82
  • GA1200

Geçmişe Bir Yolculuk

SÜLEYMAN ARSLANTAŞ

21.08.2022

 

 

Rasim Abi Hakka yürüdü. Allah rahmet etsin. Daha önce de sondan başlayarak Hasan Seyyidhanoğlu ağabeyimizi, Nuri Pakdil, Sezai Karakoç, Erdem Beyazıt, Mehmet Akif İnan, Alaaddin Özdenören, Bahri Zengin, Reşat Aksoy ve Cahit Zarifoğlu abilerimizi Hakka yolcu etmiştik. Mekanları cennet olsun Allah günahlarını çektiklerine kefaret kabul buyursun inşallah. 

Ankara’da uzun bir zamandan beri kitapçılık yapan ve fakat kitapçılığın dışında ümmetin keder ve sevincini paylaşmayı ticaretinden öne alan Fatih Kitapevi sahibi Fatih Yurdakul kardeşimiz 7 Ağustos Pazar günü Rasim abiyi anma programı tertip etti. Konuşmacı saatçi Musa Abiydi. Bu fakiri de davet ettiler. İcabet ettim. Zira adına program yapılan da programın konuşmacısı da benim fikir dünyamda, düşünce atölyemde önemli yeri olan iki şahsiyetti. Musa abiyi dinlerken doğrusu altmışlı yıllara yolculuk yapıyordum. Çiçeği burnunda bir astsubaydım. Namaz kılıyordum. Askeri okulda başlayan Kur’an’a olan ilgime sanki meslek hayatına atılınca biraz ara verdim. Zamanla yaşadığım hayat, günlük işler vs. beni tatmin etmemeye başladı. Arayış içerisindeyim. O da benim gibi Hv. Astsubayı olan ve aynı zamanda devre arkadaşım olan ve bilahire de eniştem olan Eflatun Saygılı’da aynı benim gibi bir hal yaşıyordu. Günler böylece gelip- geçerken karşımıza kendisi de bir Hava Astsubayı olan Zekeriya İyilik çıktı.

Zekeriya İyilik bizden beş devre öndeydi. Yani meslekte ağabeyimizdir. O, 1961 mezunu, biz ise 1966 mezun idik. Zekeriya abi Malatya Erhaç’tan Ankara Etimesgut’a tayinen geldi. Nasıl oldu bilmiyorum, nasıl keşfetti ise bir başka meslekte ve yaşta büyüğümüz ola Hv. Astsubay Memduh Kars, Eflatun Saygılı ve benimle ilgilenmeye başladı. Anlatımlarında Malatya’da ciddi bir İslami eğimden geçtiği anlaşılıyordu. Tabi kendisinden öğrendiğimize göre bu eğitimin mimarı Said Çekmegil ağabey. Said Ağabeyden aldığı fikir, tenkid, tahkik, okuma gibi hususları bizlere aktarmaya başladı. Biz gençler de doğrusu ekmek-peynir kaygısı taşımadan ya da” viran olası hanede evlad-ı iyal var” demeden Zekeriya ağabeyin anlattıkları, tavsiyeleri doğrultusunda dinimizi öğrenmeye başladık. Ve tabii ki öğrenmeye Kur’an kapısından başladık. Derken Zekeriya ağabey beni Kızılay’da Saatçi Musa’ya götürdü. Musa ağabeyle tanıştık yıl 1968 Musa abimin 12 metrekarelik dükkanı hem kitapçı hem de saatçi olarak işlev görüyordu. Hatta bir gün Musa abimin dükkanında otururken vitrine iki arkadaş yaklaştı. Taşradan geldikleri ve öğrenci oldukları belli olan arkadaşlar (Nedim Mescioğlu ve Nihat Muradoğlu) birbirlerine hem kitapçı, hem saatçi nasıl bu iş gibi sözler ediyorlardı ki, ben bu iki arkadaşı içeriye davet ettim. Ve onlara Abdülkadir Udeh’in yeni çıkan ’Hak Yolu’ kitabını da hediye ettim. O gün orada başlayan tanışmışlık, dostluğa dönüştü ve bu dostluk halen devam ediyor. Umarım inşallah bu dostluk ahirette de devam eder. Zira kişi sevdikleri ile haşrolunacaktır. 

7 Ağustos günü Musa abiyi dinlerken, Sezai Karakoç ağabeyle, Ercüment Özkan’la, Atila Koç, Bülent Arınç, Mustafa Arafatoğlu, Mustafa Yazgan, Bahri Zengin, Reşat Aksoy, İhsan Arslan gibi şahsiyetlerle de orada tanışmışlığım bir filim şeridi gibi gözümün önünden geçti gitti.

Zekeriya abi, beni-bizi sadece Saatçi Musa ile tanıştırmadı. Mustafa Yazgan abi ile Kızılay’da İmam-Hatip Mezunları Cemiyeti’ndeki İslami Kültür çalışmalarına da dahil etti. Orada da birçok değerli insanla tanıştım. Mesela Ankara merkez vaizlerinden olan Mehmet Solmaz, İbrahim Eken gibi. Zekeriya abinin teşvik ve gayreti ile evlerimiz onun sayesinde dershaneye dönüştü. Yalnız bizim evlerimiz mi, hayır birçok ev o dönem dershane gibi, yemekhane gibi işlev görüyordu. Mesela Ulus’ta oyuncak mağazası olan Mehmet Kara ve oğulları Abdullah Uğur, Oğuz ve Mehmet amcanın zevcesi Ayşe teyzemiz bunların ev sahipliği, ikram severliği unutulacak gibi değil. Hepsi de vefat etti. Allah rahmet eylesin.

Peki! Zekeriya İyilik sonra ne oldu? Hava üssünde görev yaparken Allah rızasından başka bir hesaba girmeden, hoş zaten o zaman hiçbirimizin masa, kasa, nisa derdi yoktu. Ve meslekten ihraç edilme korkusu taşımadan mücadelesine devam etti. Özellikle bu mücadele İslam’ı tanıma, İslam’ı yaşama doğrultusunda verilen bir mücadeleydi. Yani sonuç odaklı değil, süreç odaklı gayret ve mücadele idi. Yani en genelde “KULLUK” özneli bir mücadele idi. Doğrusu Zekeriya abi bu mücadelesinden, gayretinden dolayı da astlarından da, üstlerinden de, sevenlerinden de, sevmeyenlerinden de ilgi görüyordu. Bu ilgi bazılarını ve de üst makamları rahatsız etmiş olmalı ki, birbiri ardınca sorgulamalar başladı ve nihayet bir Pazar günü ikimizde nöbetçiyiz, pazartesi günü nöbet istirahatine çıkacağız. Zekeriya ağabey karargaha çağrıldı ve Silahlı Kuvvetler’den ilişiğinin kesildiği tebliğ edildi. O ara ben de direkten döndüm.

Zekeriya ağabey evli idi, iki çocuğu vardı hatta oğlu Yusuf yeni doğmuştu. Hiçbir geliri yoktu. İhraç kararını soğukkanlılıkla karşıladı. Ve fakat biz yakın dostları maddi durumunu yakından biliyorduk. Bu nedenle aramızda bir miktar para topladık, Memduh ağabeyle parayı kendisine gönderdik. O, ihtiyaç sahibi olmasına rağmen bu parayı almadı ve Hz. Allah’da onu yolda koymadı, lütfundan, hazinesinden ona ikramları esirgemedi. O, şimdi Şile’de bir bahçe içerisinde fikir işçiliğine devam ediyor. Allah hayırlı ömürler versin.

Ve başa dönüyorum. Rasim abi için Musa abi hatıralarını anlattı. Orada bulunan birçok Rasim abinin dost ve yakınları da çeşitli hatıralarını paylaştılar. Rasim abi için genelde onun edebiyat, hikaye ve öykü konusundaki çalışma, kitap ve söylemleri dile getirildi. Belki de bunların yanı sıra onun çeşitli konularda yaklaşım ve fikirlerine ağırlık verilmeli idi. Mesela o, muhatabını ötekileştirmeyen ve muhatabını Müslüman olarak görmekten önce insan olarak görmeye özen gösteren birisi idi. Vefa konusuna gelince, herhalde o gün onun vefasını örnek olarak Hakan Albayrak’ın anlattıkları bile yeter sanıyorum. Hakan bir süre bilmem ne kanuna muhalefetten Kalecik açık cezaevinde yatıyordu. Bir gün Rasim abi beni aradı ve Hakan’a ziyarete gidelim dedi. Birlikte Hakan’ı ziyaret ettik. Meğer Rasim abi, mükerreren Hakan’ı cezaevinde ziyaret etmiş.

Yine bir başka örnek Rasim abi bir akşam evine davet etti. Evde Abdülmelik Fırat abi ve Ragıp Karcı’da vardı. Ragıp Karcı güzel bir çiğ köfte ziyafeti ile sazlı-sözlü bir fasıl geçti. Yani sözüm o ki Rasim abiyi hikaye ve öykü yazarlığına hapsetmeyelim. O bir insan, o bir aile reisi, o bir arkadaş, o bir Müslüman, o bir muvahhit, bürokrat ve o bir gönül eri. Ve de beşeri sistemlerle arasına mesafe koyan bir Müslüman. Allah, cümle mü’min geçmişlerimize rahmet eylesin..

Yorum Ekle
Yorumlar (3)
A. Birah | 22.08.2022 00:29
Çok fazla güzel ve özel insan tanımamış olmamı, kendi hayatımdaki önemli bir eksiklik olarak görmüşümdür hep. Yarama tuz basıldı sanki. Neden böyle oldu bilmiyorum. Belki de bu yüzden benim dünyamda kitaplar insanlardan daha önde oldu. Allah'tan geldik, ona döneceğiz. O'nun rahmeti ve şefaati kuluna yeter.
Mehmet Ali Öner | 21.08.2022 19:54
Biz oynesek , turkulerle vs kimbilir ne dersiniz ağabey :))
Vahdettin/ Adana | 21.08.2022 19:53
Allah rahmet eylesin. Kaleminize, yüreğinize sağlık, yine çok istifâde ettiğimiz bir yazı olmuş.
Çok okunan haberler
Çok okunan yazılar